Hanımın Çiftliği dizisini beğeni ile izlemeye devam ediyorum. Dizinin çekildiği mekânlar, özellikle teneke mahallesi ve kasabanın görünümü bir harika. Oyuncu karakterleri ve giysileri de öyle. Çocukluğumun geçtiği 60’lı yıllara götürüyor beni. Yaşadığım köyde dizide geçen evlere benzer birçok evde oturup kalkmış lığım vardır. Bu yüzden diziyi farklı duygular içinde ilgiyle izliyorum.
Dizi ile ilgili bu beğeni kısmını geçtikten sonra bu hafta dizide yaşanan bir tezattan bahsetmek istiyorum.
Bu hafta 52. bölümü yayınlanan dizide Serap eşinin mezarını ziyarete gitti. Gitti de sanki başka bir mezarlığa gitmiş gibiydi. Muzaffer beyin gömüldüğü mezarlığa hiç benzemiyordu. Ya mezarlığa ağaç dikilmiş ve bu ağaçlar oldukça hızlı büyümüş, ya da kabir başka bir mezarlığa taşınmıştı. Anlayamadık!
Sonra anne idam edilen oğlu Hamza’nın mezarını ziyarete gitti. Mezar taşında Hamza’nın ölüm tarihi 1968 yazıyordu. Hatırladığım kadarıyla Muzaffer Bey öldüğünde(1951) Serap hanım hamileydi. Yani Muzafferin minik oğlunun 17 yaşında olması gerekirdi. Ayrıca yine Muzaffer Bey 1951 de öldüğüne, katili Hamza 1968 de idam edildiğine göre ya mahkeme 17 yıl sürdü ya da katil 17 yıl sonra idam edildi.
Bunu da anlayamadık!
Sonuçta bahsettiğim bu tezatlar küçük birer ayrıntı gibi görülüp önemsenmemiş olsa bile yine de dikkatlerden kaçmadı.






Şubat 12th, 2011 on 02:52
Diğer adı Gregoryen olan Miladi takvim ülkemizde 1 Ocak 1926 tarihinden itibaren resmen kullanılmaya başlanmış (Wikipedia)..
Diziye göre Muzaffer Miladi takvim kullanılmaya başlandıktan 25 yıl sonra ölmüş ve mezar taşına 1951 yazılmış.. e bu ölümden 1 sene sonra (yada 2 bilemiyorum diziyi takip etmiyorum) idam edilen Hamza’nın mezarına neden 1368 yazılır ki..
ayrıca siz bu diziyi her hafta izliyor ve reyting almasına katkı sağlıyorsanız elbette eleştirmeye, kafanıza takılanları, anlam veremediklerinizi sorgulamaya hakkınız vardır.. Sizde öyle yaptınız.. sordunuz, onlar da cevapladı…
yalnız anlayamadığım.. haber çarşamba günü medyada yer almış.. yapımcı perşembe günü açıklama yapmış.. Pınar hanım çarşamba günü bu yazınıza cevap vermiş olsa işte olay budur diyebilirdim.. ama olay açığa kavuştuktan sonra yani perşembe günü bu yorumu yapmış olması komik geldi bana
Şubat 10th, 2011 on 12:10
Sayın Pınar hanım; Muzafferin ölüm tarihi 1951 olarak yazılırken Hamza’nın ölüm tarihi neden rumi takvime göre 1368 yazılır. İnsanların ha bu miladi takvime göre 1952 ye denk gelir diye hesaplanması mı beklenir. Eğer muzafferin öldürülmesi ile Hamza’nın idam edilmesi arasındaki süre sizin söylediğinize göre 1 yıl ise bu bir yılda ağaçlar nasıl bu kadar büyüyebilir. Ve ayrıca arada geçen bir yıl içinde hem rumi hem miladi takvim kullanımı serbest midir ki isteyen ölüm tarihini rumi isteyen miladi yazabiliyor.
Ve siz sadece tarihe takılı kalmışsınız, mezarlığın aynı olmadığı, bir yılda acayip büyüyen ağaçlar size de bir acayiplik olduğu izlenimi vermiyorsa bir şey diyemem, “Çok cahilce haberler yapılıyor. Bilmeden, iyice izlemeden bu şekilde haber yapılması, haber yapanı komik duruma düşürüyor” demişsiniz ama sadece mezarlıktaki ağaçların durumu bile yazımın mı ve yazıma yaptığınız yorumun mu komik olduğu konusunda okuyuculara fikir verecektir.
Şubat 10th, 2012 on 12:22
Çok özür diliyorum Selami Bey, biraz geç katıldım konuya ama sizi kutlamadan edemedim. Dizileri eleştiri tarzınız, zekice ayrıntıları yakalamanız, üstüne birde küçümseyen yorumlara gayet pozitif ve mütevazı cevaplar vermeniz çok güzel.
“Ve ayrıca aradan geçen bir yıl içinde hem rumi hem miladi takvim kullanımı serbest midir ki isteyen ölüm tarihini rumi isteyen miladi yazabiliyor?” bile tek başına yeter aslında.
Sizi kutluyorum…
Şubat 14th, 2012 on 10:59
Teşekkür ederim Nesrin Hanım.Sağolun
Şubat 10th, 2011 on 09:56
Hanımın Çiftliğinde Hamza nın mezar taşında tarih hatası yok, 1368 yazıyor.Rumi takvime göre 1368 miladi takvimde 1952 ye denk gelir.Çok cahilce haberler yapılıyor.Bilmeden,iyice izlemeden bu şekilde haber yapılması, haber yapanı komik duruma düşürüyor.