Ali Sami Yen stadının yıkılmasına az bir süre kala babamın şurada da yazdığı gibi  Ali Sami Yen’deki ilk ve son maçımı izlemiştim.

Sonra bir gün dedemlere gittik, Yüksel amcamlarda oraya gelmişti, tabi hepimiz Galatasaraylı olduğumuz için, Galatasaray ve açılacak olan yeni stadımız hakkında konuşmuştuk.

Yaşar abim TT Arena’daki ilk maça gideceğini söyledi, bende gitmek isterdim dedim. Amcam hadi senin biletin benden, git maça dedi, bende tamam dedim. Eskişehir maçına gitmeyi planlıyorduk ama hasta olduğum ve akşam saat 22.30′da MR çektireceğim için Galatasaray-Eskişehirspor maçına gidemedik.

Bu sefer Galatasaray-Bucaspor maçına gitmeyi planladık. Maça gitmeme bir hafta kala çok heycanlıydım, sanki zaman geçmiyormuş gibi geliyordu bana. Nihayet cuma günü olmuştu. Akşam erkenden yattım, cumartesi okul olmamasına rağmen sabah yedi de uyandım, kahvaltıya Yüksel amcamlara davetliydik, hemen annemle birlikte hazırlandık saat 09.30′da  yola çıktık, durağa kadar baya bi yürüdük, durağa geldik başladık minübüs beklemeye, bir türlü gelmeyen minübüs beni sinirlendirdi ve arabayı sattığımız için anneme bolca sitem ettim. Dolu olan iki minübüse binemedik sonra biraz daha yürüdük nihayet bir minübüse bindik ve Yüksel amcamlara gittik. Kahvaltımızı yaptık. Saatin ikiye gelmesini bekliyorduk, zaman hiç geçmiyordu ve beklediğimiz zaman nihayet geldi. Amcam aracıyla beni, Yaşar abimi, Seda ablamı otobüs durağına bıraktı.

Otobüse bindik, ilk başta rahattık ama sonradan otobüs doldu sıkılıp terlemiştim ama Galatasaray için bunlar bana vız gelirdi. Otobüse bindiğimiz de inmemize tam 13 durak vardı. Sonunda otobüsten indik Metro’ya bindik metro boştu bir süre gittikten sonra aktarma ile başka bir metro ya bindik. Sonunda Ali Sami Yen Spor Kompleksi TT Arena’ya geldik. Yaşar abim ve Seda ablamla bol bol fotoğraf çektirdik.

Maçı izlemek için TT Arena’ya girdiğimizde “Allahım bu ne muhteşem, ne olağanüstü bir stad, kıskananlar çatlasın :) ” dedim içimden. Maçın başlama saati bir türlü gelmiyor derken, sonunda bizim oyuncular ısınmak için sahaya çıktı, alkışladık.

Ve en sonunda maç başladı, hemen ayağa kalktık tezahürata başladık. Hakem beni sinirden ağlatacaktı, 2 golümüzü saymadı, ilk yarı iyi oynamadık ama biz tezahürata devam ettik. İkinci yarı başladı, biz üstünlük kurduk, stad çok güzeldi ve en sonunda Culio golü attı ve stad sevince boğuldu. Son yirmi dakika kimse oturmadı, herkes tezahürat yaptı. Maçın bitmesine beş dakika kala stadtan çıktık, koşa koşa metroya bindik, çok kalabalıktı, Mecidiyeköy’de indik. Annemin oradan yeme demesine rağmen ekmek arası köfte ve ayran’la karnımızı doyurduk, birertane su alıp dönüş için otobüse bindik. Otobüsten indiğimizde Yüksel amcam sağolsun aracıyla geldi bizi aldı, onlara gittik yine yemek yedik, kuş burnu çay içtik ve sonra kendi evimize geldik.

Yüksel amcama çok teşekkür ettim ve havalar ısındığında yine bir Galatasaray maçına gitmeyi gitmeyi planladık. Benim için çok güzel bir gün olmuştu, çok mutluydum…

İlginizi çekebilir

  • 28 Mart 2011 -- Bazende bir fotoğraf…(3) (0)
    Fotoğraftaki adam kim, köpek kim, nerede çekildi, kim çekti bilmiyorum. Yazar arkadaşım Özlem Sünmez’in facebook sayfasında gördüm. Kendisinden istedim ve sizlerle paylaşıyorum. Müthiş etkileyici v...
  • 31 Temmuz 2010 -- Modifiyeleştirilebilmek ya da Modifiyeleştirilememek (5)
    Elif Hanım'ın geçen günkü yazısına yorum yazacaktım bu konuyu, baktım biraz uzun olacak, yazı olarak yazayım dedim. Düşünce için kendisine çok teşekkür ediyorum. Shakespeare demiş; Modifiyeleştirilebi...
  • 09 Eylül 2009 -- Pehh be! sen beni asla unutamazsın (1)
    Daha önce yazmıştım İstanbul'a ne yağarsa önce benim yaşadığım yere düşer diye, Çamlıca tepesindeyiz malum, saat 02.56 gecenin güzel saatleri, dışarıda bir güzelde yağmur var özlemişim yağmuru. Şimdi ...
  • 27 Şubat 2009 -- Eksik şarkı (0)
    Yalnızlık çalışıyorum bu aralar.... Ya da yalnızlığı anlamaktan ötesi var diyorum..umutsuzlukta en büyük umuttur içinde bulunduğum yabancılaşma halinde..tam da şu anda... Şimdi kalkıp yüreğime d...
  • 25 Temmuz 2010 -- Bilinçaltı serzenişleri 3 (26)
    Kahve içmek için gözüme kestirdiğim ama pis olan fincanı yıkamak isterken; "az kaldı şu fincan bitsinde öyle dökerim sigaramın külünü" derken ve külü dökecek güvenli bir nokta ararken halıya düşen kül...
  • 21 Temmuz 2011 -- Babalar ve Torunları (4)
    1970’li yıllar. Ben on bir on iki yaşlarındayım. Abim evlendi ve birde erkek çocukları oldu. Abiler ablalar bir arada yaşayan kalabalık bir aileydik. Herkes çok sevindi. Evimize daha önce pek uğramaya...