Soru sormanın anlamsızlaştığı zamanlar vardır… Sorduğun sorunun da, karşılığında alacağın cevabın da artık bir anlamı yoktur… Sormak için sorarsın soruları, cevabını duymak için değil… İçinde kocaman bir boşluk oluşur ona her baktığında. Bir türlü inanamazsın ona dair içindeki her şeyin bittiğine. Hissizleşmişsindir… Duyguların karşıdan bakıldığında susuz ve çatlamış toprakları andırır sanki…

İçinde bir zamanlar sevgi tomurcukları yeşerten, eskiden çok aşık olduğun bu adama her baktığında “ha sana bakmışım ha şu tahtaya” moduna giren umursamaz kalbin, buyrun cenaze namazına misali imamın dört kollu sandalına binmiş çoktan yolcuğa çıkmıştır bile. Aşkın içinde ölmüş, sevdiğini ise kendi içinde öldürmüşsündür. En önemlisi ise bu tamamen senin tercihindir artık… Pişman olmaktan çok içten içe mutlu ve huzurlusundur… Onun ne düşündüğünün bir anlamı yoktur artık. Bencillik göbek adın olmuş, yüreğinse buz tutmuştur…

Bu gidiş ve bu umursamazlık kırgın yüreğinin bu zamana kadar içinde biriktirdiği isyanıdır belki de. Durursun, susarsın, beklersin, düzelecek zannedersin ama sonra bir kez daha baktığında aynı yerde saydığını fark edersin… İşte bunu anladığın gün senin için artık kurtuluş günüdür… Ne yapıyorum ben böyle der ve ona gecikmiş vedanı edersin… Canını acıtan ne varsa hepsinden arınırsın ve yoluna kaldığın yerden o olmadan daha iyi bir şekilde devam edersin…

Hayat böyledir işte bazen canın yanar, bazen de sen can yakarsın…

“Kırılmış bir bardaktan etrafa saçılmış cam parçasıysam eğer, üstüme basmaya çalışanların ayağını kanatmak zorundayım” Murathan Mungan

İlginizi çekebilir

  • 15 Haziran 2009 -- Köprüden önceki son yazı (3)
    Hani çok özlersin…elini tutmak, doyasıya öpmek, sımsıkı sarılmak istersin de bulamazsın. Fırtınalar kopar yüreğinin en derinlerinde. Bakmaya kıyamazsın herkesten her şeyden kıskanırsın, paylaşamazsın ...
  • 01 Ekim 2011 -- Asansör sohbeti (0)
    asansör sohbetlerine sığdırılmış bir aşktı bu, inişli çıkışlı yarıda kesileceğini bile bile konuşmak kadar acı az konuşup çok şey söyleme isteği ve her defasında yeni bir yenilgi yedi otuz vapur...
  • 18 Mart 2010 -- Ulviyeti sıcacık bir haber (4)
    Hafta arası olduğu için, miskinlenmeye fırsat yoktu. Sabah kahvaltımın ardından, çarçabuk içtiğim kahvemin eşliğinde gazetelere göz atarken, yüreğim takıldı içimi ısıtan habere. Küçücük bir arının yük...
  • 13 Ağustos 2010 -- Hepsi yüreğimin işi (9)
    Yüreğimi, bu aşkın tam ortasına yatırıp koydum ben! Yerinden kımıldatmaya kıyamıyorum. Öyle güzel duruyor ki yüreğim sahibini bulduğu yüreğin yanında, geçtim karşılarına  bu birbirleri için çarpan iki...
  • 23 Şubat 2011 -- Seni üşüyorum (0)
    yalan değil yapmacık değil ne vakit hayalinle perdelesem gözlerimi ne vakit isminle perdelesem sözlerimi oracıkta seni üşüyorum kış artık kış değil ve karlar gramla zerreyle yağıyor elektiri...
  • 20 Mayıs 2010 -- Kula kulluk (4)
    Etrafımı izliyorum, gizli. Bazen tutamıyorum çenemi, savuruyorum küfürü. Öyle sövüp saymaktan öte, okkalı ağdalı gelmişine geçmişine sıralıyorum hemde. Delleniyorum işte, kula kulluk edene. Bir Yar...