Gerçekten çok merak ettiğim bir şey var; Şu Allah’ın her günü hangi kanalı çevirirsek karşımıza çıkan evlilik programları olmadan önce insanlar acaba nasıl evleniyorlarmış? Bunu gerçekten merak ediyorum. Nedir bu evlilik programlarını bu kadar cazip kılan şey? Gerçekten aşkı mı arıyor bu kadar insan? Yoksa çoğu bir taraflarını kurtarıp rahata erme peşinde mi? Durum toplumumuz açısından gerçekten içler acısı.
Neden mi? Çünkü her şey göz önünde yaşanıyor. Gelen adaylara onları hızlı ve çabuk tanımak adına evin var mı, araban var mı, sigortan var mı, daha önce evlendin mi, bekarsan en uzun ilişkin ne kadar sürdü, çocuğun var mı, önceki eşinle neden ayrıldın gibi tek bir nefeste sorulmayacak sorular soruluyor. Haliyle soruların çirkinliği bir yanda, verilen cevaplar da bir o kadar çirkin oluyor.
Yanlış hatırlamıyorsam bundan yaklaşık iki ya da üç ay önceydi Okan Bayülgen’in medya arkasında izlemiştim bir kadın ayrıldığı üç eşinin de iktidarsız olduğundan bahsediyordu bir evlilik programında. Ve yeni gelen damat adayına sizde böyle bir sorun var mı diye soruyordu. İzledikten sonra “Tüh senin kadınlığına” dedim içimden. Düşünsenize eski eşiniz televizyona çıkıyor. Zaten onu orada görünce bir şok geçiriyorsunuz. Bu da yetmezmiş gibi bir de eski eşiniz sizin iktidarsızlığınızdan bahsetmekte hiçbir sakınca bulmuyor canlı yayında. İşin kötü tarafı eski eşinizi yakın çevrenizde tanıyor. Buyrun size diz boyu rezillik…
Diyeceğim şu ki; bu tarz programlar toplumu eğitmez, geliştirmez ve herhangi bir noktaya getirmez. İnsanların psikolojileri açısından bu programları oldukça tehlikeli buluyorum. Yuva kurma olayına gelince işimiz televizyona kaldıysa bu da demektir ki çoğumuz evde kaldık






Şubat 9th, 2011 on 22:16
oraya gidenlerin akıl sağlığından şüphe ediyorum zaten, sözleriniz çok doğru bizim saf milletimiz de oturup izliyor kikirdiyor gerçekten dizilerdi programlardı derken o kutunun karşısında geçen her dakikada damarlarımıza çeşit çeşit zehir enjekte ediliyor ama farkında değiliz hala uyanamıyor bizim uyanık geçinen milletimiz..sorsanız dünyadan haberleri yoktur fakat bütün dizileri anlatırlar bütün dedikoduları bilirler..geri kaldığımız yetmiyormuş gibi iyice yozlaşmaya başladık öğrendikleri ortada işte.
yüreğine sağlık Elif.
Şubat 10th, 2011 on 00:22
işte Türkiye böyle uyutuluyor Ebru Hanım yavaş ve derinden…
Şubat 9th, 2011 on 20:41
Ne güzel anlatmıssınız.tv ve pc hiçbir farkı yok malesef.İnsan oğlunu cinsiyeti ne olursa olsun hiç farketmiyor malesef kendisine kitleyen ,yaşamını monotonlaştıran,hiçbir sosyal aktiviteye katılmayan geleceğini dahi sorgulamasına engel olan 2 canavar.Özellikle Sibel hanımın bahsettiği evlilik proğramları ise tamamen saçma ve çağımızda örf ve ananenin bu kadar ayak altına alındığı,bu kadar kişilik yoksunu insanın bir araya geldiği bir proğram olamaz.Tabi Tv proğramı yapan kişiler reyting peşinde.Bir avukatı çıkarıp iş kanunu hakkında yada medeni kanun hakkında proğram yapsa,yada bir Dr.sağlık hakkında proğram yapsa kaç kişi izleyecek.
benim bildiğim kadarıyla insan vucudunda Beyin omuzların üzerinde taşıdığımız kafatası nın içerisinde.Fakat özellikle bu tür proğramlara çıkan,yada izleyen,izledikçede deşarj olan kişilerin beyinleri bellerinden aşşağıda olsa gerek.Yoksa Fatma gülün suçunu aramak,behlülün yaprak dökümünde oynayıp oynamayacağını sorgulamak,oğuzun kurtlar vadisi kadrosuna girip girmemesini merak etmek bilinçli bir toplumun yapması gereken davranışlar olmasa gerek.
allah sonumuzu hayırlı etsin.
Şubat 10th, 2011 on 00:22
En mantıksız tarafı da bu zaten Ali Rıza Bey. İnsanlar dizi oyuncularının oynadıkları karakterler eğer ki kötüyse oyuncuların suratlarına falan tükürür oldular.gerçekle diziyi ayırt edemeyecek kadar sapıttılar…
Şubat 9th, 2011 on 04:58
Gece gece iyi güldüm ya
O eşin yerinde olsam yerin dibine girerdim
Şubat 9th, 2011 on 14:14
Aman Allah korusun. Allah o günü göstermesin