Okan Bayülgen’in programında kendisinden bahsetmesiyle tanıdım Hasan Söylemez’i. O kadar kıskandım ki anlatamam, tam da benim hayal ettiklerimi yapıyor.

Hasan Söylemez, gazeteci ve fotoğrafçı. Temmuz ayında cüzdanındaki banka kartlarını kırıp son parasını da çocuklara dağıtarak, yanına hiç para almadan Türkiye’nin sınır bölgelerini bisikletle gezmeye başlamış.

Gittiği her bölgenin kültürel değerlerini, insanlarını ve yaşam tarzlarını hem yazıyor hem de fotoğraflıyor ve bunları hasansoylemez.com’da yayımlıyor.

Gezisini tamamladığı bölgelere ait fotoğraflar o bölgeye ait bir ilde sergilenirken kendisi yolculuğuna devam ediyor. Fotoğraf sergisinden  elde edilecek geliride çeşitli yardım kuruluşlarına bağışlıyor. Gideceği yerlerde yeme, içme ve barınma ihtiyaçlarını o yörenin insanlarıyla birlikte çalışıp, onlar gibi yaşayarak, yani kendi çabasıyla kazanıyor. Yatacak yer bulamama ve aç kalma durumu her  an mümkün.

İstanbul’dan başlayan yolculuk başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere, sınırdan bütün bölgeler gezildikten sonra İstanbul’da noktalanıyor. Bu da bisiklet üzerinde yaklaşık 10.000 km yol demek.

Sitesinde bir çok yol hikayesini okudum, gittiği her yerde halkın kendisine olan yaklaşımını olabildiğince çıplak anlatıyor. Yani Kars valiliğine gidip yaptığı yolculuğu anlatıp kalacak yer konusunda yardım isteyince,  vali yardımcısının; “ben bir şey yapamam ne hali varsa görsün” tarzında bir yaklaşımda olmasını da, samimi şekilde onu misafir eden insanlardan gördüğü iyiliği de tüm detaylarıyla sitesinde yazıyor.

Tanrı misafiri olarak gittiğiniz yer bir il’se valiliğe bağlı sosyal tesisler gece barınmak için ideal olabiliyor. Gittiğiniz yer bir köy’se köyün ağası, muhtarı gibi kişilere “ben tanrı misafiriyim” diyebiliyor ve kalacak yer isteyebiliyorsunuz diyor Hasan Söylemez.

Nerden bakarsanız bakın müthiş bir olay Hasan Söylemez’in yaptığı, kendisini kutluyor ve başarılar diliyorum.

İlginizi çekebilir

  • 01 Mart 2012 -- Rakıda balık (2)
    herkes parsellemiş bir aşkı ne sanıyorlar ki hayatı köşe kapmaca mı? her ayrılık bir şair doğurur oldu istanbul bu yüzden böylesine kalabalık nasıl temizleyeceğiz bu işin sonunu Herkes ra...
  • 04 Şubat 2011 -- Lokum ve Sezercik İlişkisi (2)
    Diş teli taktıralı neredeyse iki ay oldu. Ağzımın içerisine yuva kurmuş bu fazlalıklara alıştım alışmasına da bazı şeyler var ki resmen isyana sürüklüyor beni. Açım yahu açım ötesi var mı :) Canımın i...
  • 24 Nisan 2010 -- Biz bunları hak ediyormuyuz? (3)
    İki dakika televizyonu açayım kafam dağılsın deyip karşımda Nihat Doğan ve İsmail YK denen tipleri görünce, bizden bi bok olmaz ümitsizliğine kapılıyorum. Biz bunları hak ediyormuyuz diyede artık düşü...
  • 16 Eylül 2009 -- Contact ve iletişimden bana ulaşanlar (0)
    Contact ve iletişimdeki mail adresimden dün bana ulaşanları yazayım, arkasınada birşeyler bağlarız diye düşündüm; "Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz, hüzün dolu yazılarınız tat bırakıyor ama hayatta...
  • 02 Mayıs 2010 -- Üsküdar (6)
    Bindiğin vapurlar gelirdi üsküdara Gözlerimin kıyısına yanaşırdı Herkes inerdi vapurdan Ben yalnız seni beklerdim Sende inerdin sonra Bir senin saçların deniz kokardı Birde Hiçkimsenin.. Y...
  • 16 Kasım 2009 -- Ne zaman sana sevdiğim diyebileceğim (0)
    Puslu sabahında İstanbul'un, Fütursuz ruh hallerinde yine benliğim... Suskunluğunun ardında hangi yorgunluklar var, Ey bedenim, Duysan sesimi, Söylermiydin bu huzur güneşinde, Ne zaman sana sevd...