Uyku tutmayan gözlerimi,
sende artık tutma.
Suları çekildi kıyısından, kuraklığına baksana.
Tek bir gözyaşı bekleme,
Ürünlerin hepsi bu yıl, karaborsa.
Bu açıklamayı sen yap insanlığa.
Kıvırmadan… adamlığınca.

Selamun aleyküm diye gelmemeni,
Allahsızlığına verdim.
Bir orospu çocuğuna göre,
şaşılacak kadar,
yüzünü iyi giyinensin,
sanırım polis çevirmelerinde,
iyi halden geçmeyi böyle becerdin.
Artık tutanakları kanımla imzalama.
Ölmek isteyen ben değilim,
çocuğumu büyüteceğim.
Sıkı tut direksiyonu.
Hayatımdan gazla…

Nalları diken at misali,
ohhhhh… ne güzel serildin hayatıma.
gelmediğin her yoldan,
dört nala gitmelisin… vurdurma ayağına.
Yine geri tepersin, beceriksizliğim gün gibi ortada.
Altılı ganyan tahminlerinide hiç bana sorma.
Tombaladan çıkansın, şansızlığım gün gibi ortada.

Aklına çay düştüğünde,
senin gözün bardağın bel oyuntusuna takılır.
Benim demindeki yanlızlıklara.
Andersen’den masallar anlatmaya gerek yok.
Farkımız ortada.

Mors alfabesinden yazmalısın,
yine anlamlar yükleyeceğim ben cümlesine… bu alık kadınlığımla.
Anlamadan uçur aklımı…
Dünya yuvarlak yuvarlanıveririm belki, satırlarına…
Offff tamam sustum…
sende sustur cümlelerini dayama kulağıma.
Şu Fransız’ca şakıyan bülbülüde çek yanıbaşımdan… hemen.
Seranatı sinir uçlarımı sızlatmakta,
indirdim yelkenlerimi suya.
Yoluma,
benden haber alacağın martıları salma.

Nevresimlerinin kaşarlığı tenine bulaşmış.
o yürekle bana dokunma.
Yakındır senli kanamalarımın, hastaneye düşmesi
o gri çarşafları ser aklında, beni her ağırladığında.

Terim, gözyaşım, yüreğim…
Seni kendimden uzaklaştırabileceğim, sistemlerin,
hepsi iflasta.
Türk ekonomisi halt etsin
Ulan…!
önlemlerin hepsi havada…
Annene iadeli göndereceğim seni… adresi yaz yolla…

Cümlelerine sev/iş hecesi kattığından beri,
Allahına kadar günahkar tenime bıraktıklarında,
masumluk arama, silgiyi daya ömrüne
kuantum tekniğine, bırakmadan… beni karala.
Tibet’in dağlarında günah çıkaracağım,
Manastıra kapanmak and olsun,
seni yaşayan imansızlığıma.
Bilet parasını hemen hazırla.

Şiir olmuşum…
Aşk olmuşum
Bana ne?
Benim yüreğime değen sevda, demirleri eritememiş.
Madencimi olacağım bundan sonra…
Hiç niyetim yok, dirseklerimi senin yolunda paralamaya
Hayatıma bıraktığın atıklarla, ne yapacağımı bilemedim.
Cümlesini, toplayıp atacağımda… ya yok olmazsa?
Çevreye verdiğimiz zarar yetti…
Hay benim çaresiz iç sesim… içimden yine konuşup durma.

Yüzünü istiyorum;
Köşe başındaki her (U) dönüşünde.
Kardaki ayak izinde.
Beynimin içine eden,
faili meçhul cinayetlerde.
Tüm şartlı salınmaların,
vicdanı çürüten pas izinde
Ayşe teyzemin çıkmayan lekelerinde.
Çamaşır suyu nerden geldi aklıma ?

Puştluk vakti bir ara,
hayatına incir ağacı dikeceğim.
Fotosentez yapacak kadar alan bırak hayatında bana.
Belki susuzum sana…
Belki hasta…
Belki dış gebeliği sana çıkan bir kronik vakayım.
Belki tombaladan çıkan bol sıfırlı bir dünya…
torbayı iyi salla.

Belki tutulamayacak yemindin,
çarpılan yüreğimi bir türlü eşitleyemedim.
Ben matematikten çakanım… bu çok normal aslında…
Gözlerin hala uzanamayacağım kadar muamma… hatta kapkara.
Ellerim şeytanı taşlamayacak,
cebime satır arası taşları sokuşturup durma…
Ekmek kırıntısı doldurdum,
kuşları besleyeceğim, kırıklarımla ..
Her gün,
tek bir satırda,
kelimede,
akılda,
aybaşı halinde beni kanatmaya… bıkmadın mı?
Tacizidir ömrümün, şikayetim seni yaradana…

Sıkı giyin,
kendine iyi bak
Allaha emanet ol… diyorsam…
Nimetten sayıp kendini, üzerine alınma.
Sende kalan yanıma iyi bak diyorum,
Benim baktığım gibi sana…
Bilesin…
Gözümdeki çocuk hep mutlu.
Bütün yatırımım onun oyuncaklarına.
Hadi,
Yine,
ikimizide bildiğin gibi, taşla.

İlginizi çekebilir

  • 10 Mayıs 2010 -- Bin susmalara gebe kalırken gücümü doğuruyorum (8)
    Başımdaki-i namaz örtüsünü sıyırıp, anlık ama çılgın  bir sancıyla kıvranıyorum. Camın önüne  geliyorum. Oğlumun okuldan dönüşünü bekliyorum. Vakitlerden akşam üzeri. Karnıma dokunup, "İzin ver, ağabe...
  • 19 Ağustos 2011 -- Yosun Kokan Şehirden Suskular (0)
    Bulutlu bir hava, soğuk, parmaklarım, kulaklarım üşüyor. Bürüyen bir hüznün eşiğindeyim. İçim üşüyor. Yürüyen merdivendeyim. Ayaklarım üşüyor. Durduğum yerde yürüyorum ne garip, yani kımıldamalarım bi...
  • 08 Haziran 2010 -- Dünyanın bana ettiği en ağır küfürsün (11)
    umarsızca içtiğin sigaranın ucundaki külü, sağ el işaret parmağı ile dokunup küllüğe bırakışını izledim, ben sana, sen hiçbirşeye bakarken. o an, işte o an, kendimi kül gibi hissettim, ne düş...
  • 04 Ekim 2009 -- Çamlıca’da gün böyle doğuyor (0)
    Saate baktığımda sabahın beş kırkbeşiydi, gün doğmaya başlamıştı. Bilgisayarımı kapattım kalan kahvemi de alıp son bir sigara içmek için balkona çıktım. İstanbul'da gecenin yerini sabaha bıraktığı ...
  • 06 Nisan 2010 -- Vahşi ve sinsi çalılıkların arkasında sürünüyorum (6)
    Allah nazarlardan saklasın, O henüz 17 sinde. Asaleti ve prenses edası, doğuştan üzerinde. Öyle toy, öyle hassas, öyle kırılgan ve öylesine güzel ki, gören kanatlarını saf ipekten sanır. O henüz melek...
  • 05 Temmuz 2009 -- Benim adım hasret, sen beni çekemezsin… (0)
    Yine gece yarısı yine içim dışım bohem, bir günde pozitif birşeyler yazayım diyorum olmuyor, üstelik sigaramda az kaldı, gün içinde ressam arkadaşım Harun Yıldırım'la konuştuk, en kısa zamanda Bursa'd...