Bir sevgililer gününü de daha geride bıraktık. ”Sevgililer Günü” yine yalnız olmamı hatırlatması ufak çapta bana melankoli yaşatsa da sanırım sonunda barıştım.
Her şeye ve herkese cebimde bir cevabım olması beni giderek yalnızlaştırıyor mu yoksa? Ne yalnızlık, ne anlaşılamama artık bunlar canımı bile acıtmıyor. Garip bir şekilde kayıtsızım. Senin geleceğini düşündüğümden değil, sadece kabullenmişlik var kendimin bile anlamadığı boyutta… Gelen her neyse kabul ediyorum sadece. Sanırım bu yüzden artık güçlüyüm.
Şimdi kimisi bugün için ticaret diyor, kimisi kocaman bir senede bir gün mü seveceğiz, sevdiğimizi diyor! Haklılar ama önemli olan sadece sevdiğin kişiye bugün hediyeler almak değil ki… Bu olayın ticaret boyutu, herkes farklı yaşar, yaşatır ama önemli olan yılda öyle bir gün var ki her kimi seviyorsanız dürüstçe, utanmadan ”seni seviyorum” demeyi hatırlatıyor demekten korktuklarımıza ya da ihmal ettiklerimize…
O kişi anneniz olabilir, sevgiliniz olabilir, babanız olabilir, çok konuşma şansı bulamadığınız biri olabilir. Hiçbirimizin yarını garanti değil. Öyleyse her şeyi bir kere bırakıp hayattınızda ihmal ettiğiniz her kimler varsa ya da kimin olmasını istiyorsanız ona ”seni seviyorum” deyin. Ne olur ki bilse? Ya hiç bilmezse?
Sevgi, karşılık beklemeden sunuluyorsa birine en kötü ne olabilir ki? Sevginin en güzeli, en yücesi bunu yaşamaktır zaten. Beklentisizce, sadece olduğu gibi onu sevmek… Bunu yapabiliyorsan o zaman her gün zaten ” Sevgililer Günü”dür. Sevgilin olsa da olmasa da her gün senindir. Çünkü sen sevginin ne olduğunu biliyorsundur.
Eğer gerçekten sevebilirsek…






Son yorumlar