Hiç yaşanmamış bir şeyi özlemek mümkün mü? İnsan bilmediği bir şeyi özleyebilir mi ki? Belki de her zaman sadece yaşananlar özlenmez olamaz mı?
Bazen öyle bir an gelir ki ufukta güneşi görürsünüz. Size uzaktır ama eğer oraya kadar ilerleyebilirsiniz, bilirsiniz ki güneşin sıcaklığıyla bütün ruhunuz ısınacaktır. Hele ki, güneşe hasret kalmışsanız o yolun sonunu yuvanız olarak görürsünüz. Güneşe doğru geçmişin bütün hesaplarını ve kalp kırıklarını atıp yürümeye başlarsınız. Kalbiniz, bütün olası sonuçlara kendinizi teslim etmenizi ve ne olursa olsun yaşamanızı söyler. Gözlerinizi kapattıp derin bir nefes alıp büyükçe bir adım atarsınız ve bazen gözlerinizi açtığınızda kendinizi o güneşten kilometrelerce geriye düşmüş ve artık o yolun sizin için kapandığını fark edersiniz.
Bir parçanızı o yolda bıraktığınızı bilirsiniz. O, güneşi hiç iliklerinize kadar içinize çekememiş olsanız da özlersiniz işte! Belki o güneşli günlere dair anılarınız yoktur ama o güneşe götüren anılar… Onların hepsini baştan hatırlarsınız ve her hatırlayışınızda delice özlersiniz. Sonra bir acaba düşer kalbinize, ne zaman biri sizin güneşinizden söz etse acaba dersiniz; acaba o yolu bitirsem güneş bütün ruhumun her köşesine işler miydi? Acaba baştan başlamam mümkün mü? Güneş, uzaktan da olsa sıcaklığını size bir kere de olsa hissettirdeyse ve o yolu tamamlama şansınız olmadıysa, yarım kalmış bir sevdadır yürümüş olduğunuz.
Yarım kalmış sevdanın, yarım kalmış yolu…
Ama yeni yolda, eski yola ait acabalarla yürünmezdi. Yeni bir yolda yürümek için, Eski yola ait bütün acabaları yakmak gerekirdi.
Yürekteki bütün acabaları yakmak ise önce biraz cesaret sonra ise kendini tanımakta gizliydi. Ben, bu gece bütün acabalarımı yakmaya gidiyorum.
Umarım geri dönebilirim. Çünkü biliyorum o ‘’acabaları” yakarken biraz da yüreğim yanacak….






Son yorumlar