Hayat nekadar  kısaymış… Daha kimbilir neler anlatacaktın hayata dair, bu yabancı minicik yüreğe. Ve deniz değildi gözlerin, gökyüzüydü uçtuğum, anneanne. Gözlerin… maviyi utandıran. Gözlerin… özgürlüğüme kanat takan… Kanatlarım kırıldı gidişinle anneanne. Sıcaklığında kaybolduğum , şefkatinle kedi gibi olduğum, buğulanan gözlerime; yumuşacık bir tebessümdün sen. Sen… Anadolu  yürekli, asil sevdam.

“Üç gün yatak, dördüncü gün toprak dilerim  Allah’tan” derdin. Neden böyle söyledin? Ölümüne yaklaşan saatlerinde çektiğin acıyı, sanki bir senmi hissedecektin? Benim ne kadar dağıldığımı göremeyecek kadar kendini kaybetmiştin. Ben kollarını öptüm ağlayarak, avuçlarını, dirseklerini…

Sen hiç bilmedin. Bir tel saçını kopardım sonra. Onu senelerce küçük, kartondan bir kutuda sakladım. Bakamadığım fotoğraflarınla birlikte, çok derinlere sakladım.  “Öldü” diye bağırdı birisi. Odaya koştum, sindiğim bir duvar dibinden ayrılarak hızla. Çeneni bağlıyorlardı. Dayanamadım, şoka girmişim, birilerinin bana vurduğunu hatırlıyorum hayal meyal ve bir yatağa kapaklandığımı. Gelemedim ardından sana vedaya. Bana kızmadın değilmi anneanne? Ben… Ben seni yolcu etme cesaretini çok aradım içimde. Ama sadece çığırtılar kopuyordu orada, ben aradıkça cesareti. Vazgeçtim…

Her gece kur’an okudum sana senelerce ağlayarak. Biliyordum dinlediğini, dinledin değilmi anneane? O kadar ağlamıştım ki,  çok ağır bir depresyona girdim. 6 sene kendime gelemedim. Bana selam verilse,  ağlar olmuştum.  Biliyormusun çizgifilmlere bile ağlıyordum. N’olur hakkını helal et. Kızma bana asil sevdam, seni bu kadar sevişim, belki çok üzdü seni oralarda. Olsun sen yinede kızma.

Dayım gidişine dayanamadı  biliyormusun? Peşinden koşarak geldi sana,  ardınızdan bakakaldık. ıslak gözler, acıyla ısırılmış dudaklar, bir yığın hesapla kendimize. Oda çok acı çekti. Kanser olmuştu oğlun, anneanne. Nede çok severdi seni. Teyzelerim, annem etrafında pervane olsalarda, belliki takmıştı kafasına, sana gelmeyi. Annem depresyona girdi gidişiyle. Söylediklerimizi duymaz, anlattıklarımızı anlamaz olmuştu. Uzun uzun ufuklara bakıyordu, hiç kıpırdamadan. Kirpikleri hep ıslak, gözleri hep dolu, bakışları da bomboştu annemin. Ruhundaki acıyı anlamak zor değildi  ama hissetmek, sadece ona özeldi.

Her nefis ölümü mutlaka tadacak. Ama pişmanlıklarla, ama kavuşma arzusuyla. Ben karşına dimdik çıkmaya çalışıyorum anneanne.  Ardından o kadar ağladığım ki, sana çektirdiğim acının bağışlanması, depresyonun isyana kaçan parçasının yakılması için uğraşıyorum. Bilmiyorsun anneannem, aşıktım sana. Bu yüzden  sakın kızma bana…

Ben  Ağlarken

Ben ağlarken dindi yağmurlar
Ve en acıklı şarkılarını söyledi
Islak sokaklarda kalabalıklar…

Kapkara kalabalıkları kusuyordu
En ağrılı yerinden ruhum
Ruhum çığlık çığlık susuyordu
Ben ağlarken… /  Nesrin Durgut

İlginizi çekebilir

  • 10 Haziran 2009 -- Yaşamdan (2)
    Onlar, Öğrencilik dönemlerinde iken bende kamuda görevliydim. Hepsi pırıl pırıl  gencecik…Bütün isteklerini  zamanında yerine getirmeye çalışır, olmasa da uygun bir dille izah ederdim. Zamanla beni ço...
  • 31 Ocak 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 31 ocak 2009 (0)
    Uyandığımda saatin 8 olması için adeta yalvardım, ama saat 10.35 ti, acilen kalktım,  bu günde geç kaldım 11.30 da işteydim. Dışarıda hava yine soğuk, köprüyü geçerken aracın camına yağmur damlacıklar...
  • 20 Mart 2011 -- Sevgili Karen 1 (0)
    Sağ elinin işaret ve orta parmağını, kitapların üzerinde yavaş yavaş sağa doğru dokunarak sürüklerken,  bir taraftan son zamanlarda monotonlaşmış hayatına bir parça renk katabileceğini düşündüğü bir r...
  • 19 Ağustos 2011 -- Bir çentik ve biraz mum ışığı lütfen (2)
    Çamurlu ayaklarınla basıp talan etmediğin sürece yeşertiyorum, ufkuma ezbere ektiğin tohumları. Kanımdaki akyuvar gibisin, sen olmazsan savaşamıyorum hayatla… Yaşıyorum seni ağız dolusu kahkaha, yürek...
  • 20 Kasım 2009 -- 21 Gram (2)
    Dün gece, DVD lerin olduğu dolabı yerleştiriyordum. Hepsinin tek tek tozlarını alıp yerlerine koyarken ''21 Gram'' filmi elime geçtiğinde, bana bir anımı hatırlattı. O zamanlar, oğlum henüz lisede ...
  • 27 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 27 şubat 2009 (0)
    Saat 11.10 gibi iş yerimdeyim, hemen çayımı yaptım, hava yine soğuk trafik yine berbattı, dün resim ayırtanlar geldi 7 resmi aldılar, daha sonra 4 tanesini geri verip, kalan 3 taneyi alacaklarını çerç...