Yaşamınız boyunca hiç birinin hayatını kurtardığınız oldumu? Benim oldu. Şimdi sizlere başımdan geçen gerçek bir olayı anlatmak istiyorum. Olayın geçtiği yer Gaziantep. Her sabah eşimle yürüyüşe çıkardık. O gün hiç keyfim yoktu yürümek için, eşime; yolun sonuna kadar gidemem, biraz yürür geri döneriz dedim. Hazırlandım ve yola çıktık…
Gaziantep Tıp Fakültesinin bahçesinde bir havuz vardı, ama içinde su yoktu, yan tarafında bir duvar örülmüştü. Eşimle tamda o bahçe duvarının yanından geçerken bir ses duyduk. Eşime; sende duydun mu sesi, sanki biri ağlıyordu dedim. Hemen etrafa bakmaya başladık, meğer bir kadın duvara yaslanmış ağlıyor, yaşamak istemiyorum diyor sürekli, ağlamaklı ve perişan halde…
Eşim bir akrabasınımı kaybetti acaba dedi, soralım mı, sormayalım mı diye de tereddüt etti. Neyse sormadan oradan uzaklaşıp yürüyüşümüze devam ettik. Ama aklım kadında kaldı, acaba neden ağlıyordu?
Yazının başında da belirttiğim gibi, her zaman yolun sonuna kadar yürürdük, o gün nedense hiç içimden gelmedi yolun sonuna kadar yürümek ve eşime daha fazla yürümek istemediğimi söyledim, geri dönmeye başladık. Gaziantep Tıp Fakültesine yaklaştıkça benim heyecanım artmaya başladı. Aklımda o kadın kaldı ya, tam oradan geçerken döndüm baktım ki ne göreyim! Aman allahım kadın kendini gömmüş, oturduğu yerden toprağı eşeleyerek içine girmiş. Toprağı eliyle eşmiş yatmış içine, bir eliylede bütün toprağı üstüne çekmiş. Her yeri kapalı, ağzına bile doldurmuş, ayak parmaklarıyla burnu açıkta sadece, hemen koştuk yanına, eşimle ellerinden ayaklarından tuttuk çektik, ama kadın sanki ölmüş gibiydi ben bağırmaya başladım. Hastanenin bahçesindeyiz ama doktor gelmiyor, inanabiliyormusunuz…
Bahçede ileride ağaçların altında oturanlar var… bağırdım bir doktor gelsin diye. Bana 112′yi arayın diyorlar, sedye vermiyolar. O arada nasıl bağırmışım; “kadın ölüyor, siz ne diyorsunuz” diye, hemen iki üç genç geldiler, ellerinden ayaklarından tutarak götürdüler acile, ama onlar gelene kadar ben her yerini temizledim hava alsın diye. Dişlerine kadar toprak dolmuştu. Yaşıyor mu, öldümü merak ediyoruz, içeriye almadılar. Öğrenemedik.
Evimize geldik, eşimle konuşuyoruz; ”iyi ki yolun sonuna kadar gitmedik, yoksa kadın ölmüştü”, “iyi ki kurtarabildik” diyoruz…
Ertesi sabah ben dayanamadım hastaneye gittim, soruşturdum. Meğer kadın hastaneden yeni taburcu olmuş, psikiyatr hastasıymış. Tedavi görmüş ruhsal dengesi bozulmuş kadının… allah yardımcısı olsun kurtarmışlar. Eve döndüm, eşimi aradım kurtulmuş diye, 5 dakika gecikseydiniz ölmüştü, son nefesini veriyormuş dediler bana. Neyse allaha şükür, iyi ki oradan geçmişiz dedim. Demek ki daha yiyecek ekmeği suyu vardı, bizde kurtardık çok sevindim yaşadığına, allah uzun ömürler versin.
Paylaşmak istedim sadece, kimselerin başına gelmesin böyle ölümler. Hayat güzel her şeye rağmen. Yaşamak güzel. Ömrümüzün sonuna kadar hepimizin sağlıkla yaşaması dileğiyle, Hoşça kalın sağlıkla kalın.






Mart 5th, 2011 on 14:55
Keşke başta dönüp gitmeseydiniz derim. Etrafımızda gördüğümüz her çırpınış, yardım elinizi uzatıp, uzatmayacağınızın ilahi sorgusu aslında. Geçenlerde; kadıköydeki patlamada yanan protez bacaklı adama yardım etmeyen kişinin vicdan azabını, hiç birimiz bilemeyiz. Biraz daha geç kalsaydınız, uzatmayanlardan olabilirdiniz ve pişmanlık duygunuz sizde derin bir yara açabilirdi…
Mart 5th, 2011 on 17:04
Çok haklısınız iyiki tekrar oradan geçmek istemişiz.Kurtulmasaydı eğer dediğiniz gibi çok vicdan azabı çekerdik.Yorumunuz için teşekkürler