Tek bir iz arıyorum.
Ömrümde var oluşuna dair.
Kriminal dalga geçtiğimi düşünerek,
beni kapısından defetti.
Kitap arasında bir not, bir çiçek…
Talan ettim… büyüteçle bile belirmedi.
yoksa ilan mı vermeliydim…
Kellene fiat biçip.
Sahi ederin neydi?
Zilimin guguklu sesini bilirmisin?
Nerden bileceksin.
Elin ne ona, ne yüreğime değdi.
Hiç bir gün,
güneşin dik açısında.
Gölgem, gölgene eşlik etmedi.
Avuçlarımda sıcaklığını bilmedi,
dayadı kendini küresel ısınma safsatalarına.
Bu nedir? diye sorma…
En az senin var olduğunu sanmam kadar salakça.
Nevresimlerim her hafta,
beyaz sabunla yıkırcasına tertemizdi.
Kirli olan senin ırzına geçtiğin düşlerimdi.
Kimse sahiplenmedi.
Çıkmayan rujum çilek kokusuyla,
tazecik hep seni bekledi.
Oysaki çilek mevsimi geçti.
Söyle…
reçel mi? severdin ben bilemedim.
S.O.S. veren coğrafyandaki yanık izlerini,
ormana delaletti.
Ben niye seni bilmek istedim?
Nasıl?… bu kadar salak olup,
bana yandığını düşledim.
Anason;
Şehrimin kokusunu buram buram becerirken.
İsmim rakı masanda,
niye? satırlara peşkeş çekildi.
Kaç adama daha sattın beni rakı masasında,
s a t ı r l a r ı n l a…
Pezevenkliğin altına bir araba çekti mi?
Yoksa başka becerdiğin hayatlarda,
kazancın daha mı? iyiydi…
Al bu senin.
Benimle birlikte yaşayacağın düş sahan.
Gez,
eğlen.
Kendini harca.
sonra, bana dön…
Deme… cesaretini sana veren,
çocukluğum muydu?
Bilesin…
Ben okul bahçesine gizlice girip,
bekçiden dayak yemeği göze alandım.
Bakma iyi koşardımda… yemedim.
Boynuma yuları geçirip,
al sende yularım,
demeyecek kadar insandım.
Sen süzülüşüme bakıp,
kısrak mı? zannettin.
Yatak odasında sevişmek,
zorunlu mahremiyet sahası mı?
Belki ben mutfak tezgahının üzerinde,
Sevişmek isteyendim.
Hiç bana sordun mu?
Sesin,
elin,
kokun,
yüreğin tenimde tanımlanmadıktan sonra,
kurallarını kendine sakla…
Can kırıklarımdan birini boynuna dayasam.
Bir günlük kendin olma cesaretini gösterir misin?
Ne çok şey istedim değil mi?
Kendin olmanın ağırlığını,
ödeyecek o yürek var mı ki;
Ben hangi adam olmayı öğrenemeyen,
çocuk yüreği sevdim.
Aklımı peynir ekmekle değil,
seninle yedim.
O yüzden bu kadar kıt kanaat,
yazar sana elim.
Yazılmayan her şeyi,
bana yaşatmayan yüreğinden bil.
Kırk yıllık evli insanlar gibi,
şikayet ettim.
Of derim kendime,
sadece of…
Düşlerim için verdiğin doğum kontrol haplarını,
senden saklı… içmedim.
Bir sürü,
düş piçine,
g e b e y i m…
Ayaklarımı doktor karşısında,
bir ömür uzatıp.
içimin senden kazınmasını,
narkozsuz hissedeceğim.
sakın…!
Bana engel olmaya kalkma.
Resmiyette babası bile değilsin,
p i ç l e r i n i n…
Git başkasından,
boy boy peydahla..
Dokunmasın bana artık ellerin.
Vedaları sevmiyorum.
Kimse bana yolun açık olsun deyip,
arkamdan su dökmesin.
Ben yeryüzündeki her damlayı,
Hayatımın guslüne,
yani sana yadettim.
İyi bak…!
Kendinede deme. …
Ben senden sonra,
aynalara bile küsenim.
Her aklıma gelişinde,
gözlerim akar önüme.
O kadar utanır.
Aklıma basan yüreğim.
Yeni postallar alıp,
tekmil adım senden gidişimi.
Dünya televizyonlarında,
yılın firarı, olarak izlettireceğim.
Senden sonra ne mi yapacağım.
Belki, bir hayvan barınağına sığınacağım.
Belki, iki bacak arası hikayelerin yazıldığı,
aşifte bir motele.
Belki bir caminin terkedilmişliğine.
Belki sevmeyi bilen,
gerçek bir yüreğin erdemine.
Niye soruyorsun
S a n a n e?






Mart 17th, 2011 on 13:29
ellerine sağlık yeşimmciğimm<3