Japonya da meydana gelen deprem sonrasında yaşananları izliyoruz kaç gündür. 9.5 gibi büyük bir şiddetle sallanmalarına rağmen yıkımın ve can kayıplarının az olduğunu gördük. Ülkemizde yakın zamanda daha düşük derecede olan depremlerle kıyaslayınca insan anlıyor farkını, binlerce ölen insanımızı, yıkılan binalarımızı hatırlıyorum her şey dün gibi…
Son iki gündür Başkent Tokyo nun 250 km kuzeydoğusunda bulunan Fukuşima Daiçi nükleer santralinde yaşanan patlamalar nedeniyle reaktörlerin bir bir erimeye başlaması yüzünden atmosfore ölümcül etkilerini hepimizin çok iyi bildiği radyasyonun karışmaya başladığını, insanların evlerinden çıkmamaları konusunda uyarıldığını izliyoruz… Japonya gibi işlerini ciddiyetle yapan bir ülke bu işe bir çözüm getiremiyor, ABD li uzmanlardan yardım istiyorlar.
Yakın tarihimizde Çernobil de yaşanan nükleer kazanın acı sonuçlarını halen çekmekte olan bir milletiz. Özellikle Karadeniz bölgesinde kanser vakalarında patlama yaşandığını hepimiz biliyoruz.Yani yangın söndü, bitti, gitti diyemiyoruz, sonrasında yıllarca acısı çekiliyor bu nükleer kazaların…
Başbakanımız malum birkaç gündür Rusya da. Dünyada ki nükleer enerji santrallerinin olası zararları nedeniyle kapatılması gündemdeyken, Rus firmaların yapacağı ve işleteceği Akkuyu Nükler Enerji Santrali hakkında açıklamalar yaptı peş peşe ve nisan ayında temelinin atılacağı müjdesini verdi bizlere.
Her şeyin bir risk taşıdığını bunu göze almamız gerektiğini söylüyor;magazinsel bir yaklaşımla. Mutfak ta ki tüpte patlayabilir, ülkemizden geçen doğalgaz boruları da. Ne yapalım yatırım yapmayalım mı diyor.
Başbakanımız sanırım olası bir sorunda, atmosfere yayılacak radyasyonun ölümcül zararlarının uzun yıllarca devam edecek olduğunu ve neredeyse tüm dünyanın bundan etkileneceğini unutuyor. Ve Rusya devlet başkanı Medvedev ekliyor onun sözlerine; Rusya bu konuda tecrübeli en iyisini,en sağlamını yapacağız. Her halde Japonların ki iyisi değildi…
İşin ekonomik yönüne baktığımız zaman şu an kullandığımız 1 kw elektiriğe 13 krş ödüyoruz ancak nükleer enerji santralinde üretilecek 1 kw elektiriğe yaklaşık 25 krş ödeyeceğiz.
Sanırım bu işten en karlı çıkacak taraf Rusya olacak… Hem yapacak hem de işletecekler. Bizde dünyaya hava atacağız en iyisi bizde diye…
Vatandaşın karı ne olacak? Cebinden iki kat daha fazla elektirik parası çıkacak. Haa birde olursa bir radyasyon kaçağı; kanser olacağız, öleceğiz ve de tabiat harap olacak hepsi bu. Zaten radyasyon almadığımız bir alet mi var. Ölümde hayatın gerçeği. Başka sektörlere canlanma getirir olası kazalar. Ne yapsınlar kaz gelecek yerden bizi mi esirgesinler, bu kadar büyütmeye gerek yok yani…






Mart 18th, 2011 on 20:44
Güzel ülkemizin özellikle Nükleer enerjiye ihtiyacı yoktur, bu amaçla “Bilgisi olmayanın sağlıklı fikri olışmayacağı” düşüncesi ile aşağıdakileri bilginize sunarım;
- Ülkemizin Kömür/Linyit kaynaklarının hala sadece üçte biri kullanılabilmektedir.
- Yenilebilir çevreci Rüzgar enerjisinde hala emekleme dönemindeyiz. Potansiyelimizin %5′ini dahi kullan(a)mıyoruz.
- Geleceğin enereji teknolojisi Solar/Güneş enerjisi hala piyasaya sürül(e)memektedir.
- Doğru noktalarda ve sağlıklı etüdler ile hala HES santralleri yapılabilir.
- Nükleer’de (eski veya yeni teknoloji)risk hiçbirzaman %0 olamamakta, işletme döneminde ve sonrasında sürekli risk devam etmektedir.
- Ülkemizin “Nükleer Yakıt Hazırlama” tesisi veya “Nükleer Atık Saklama Tesisi” yoktur ve bunların yapımı hala dünyada da sorundur.
Tüm bu bilgiler ışığında umarım daha net bir fikriniz olabilir.
Mart 17th, 2011 on 21:13
Fukişima santrali bundan 40 yıl önce inşa edilmiş. O santral inşa edilirken kullanılan güvenlik önlemleri ile bugünkü yeni nesil santrallerin güvenlik önlemleri arasında çok fark var. Matbaa Osmanlı’ya 200 yıl gelmişti sırf korkulardan dolayı, aynı hatayı santrallerde de yapmayalım.
Mart 17th, 2011 on 22:20
40 yıl önce yapılmış ama halen kullanılıyor.Riskleri ortadayken…bir deprem oluyor ve tüm insanlığı etkilecek bir faciaya dönüşüyor.Değer mi?