Dün gece içerde dışarda Galatasarayı yenme geleneğini sürdüren Fenerbahçe, biz gönlü sarı laci aşkla dolu taraftarlarını yine mutlu etti. Her ne kadar bu sezon tarihi tersten yazmasına karşın her zamanki gibi Fenerbahçe maçını kurtuluş olarak görüp büyük bir gazla sahaya çıkan Galatasaray maça iyi başlasa da, taşıma gazla balonun uçmayacağı bir kez daha gözler önüne serilmiş oldu..
Özellikle ikinci yarının başından sonuna kadar yapılan orta sahada bol pas ve hücum presi gaz kaçırmaya başlayan Galatasaray futbolcularında telaşa sebep oldu. Bu arada Aykut hocanın cesur Semih hamlesi ve kaptan Alex’in elini taşın altına sokması da galibiyette büyük rol oynadı.
Maçın belli bir dakikasına kadar Galatasaraylılar bile hayretle ”bu sefer yenicez galiba abi” diye düşünmüştü heralde… Ardından Semih’in eşitliği sağlamasıyla ”olsun abi hiç olmazsa 1 puan alıp trabzonsporun şampiyon olmasına katkıda bulunalım” düşüncesi ağır basmaya başladı…
Ama tabi ki tüm Galatasaray taraftarlarının hesaba katmadığı bişey vardı, daha profesör Alex son sözü söylememişti… Bacak kadar boyuyla 1.90lık defansın arasından adeta havada asılarak uzak köşeye bıraktığı zeka, tecrübe, yetenek dolu kafa vuruşu her fırsatta Alex’e çamur atmayı adet haline getiren Galatasaray taraftarına cevap niteliğindeydi…
Maçın ardından Fenerbahçe tarafında bir cincon maçından daha galibiyetle ayrılmanın alışkanlığı, Galatasaray tarafında ise alınan mağlubiyetlere bir yenisinin daha eklenmesinin ezikliği mevcuttu…
Artık test kitaplarındaki sorulara konu olan bu olaya bilimde ” Öğrenilmiş Çaresizlik” denilmektedir.
Galatasaraya Ali Samiyen Spor Kompleksi TT Arena’daki ilk mağlubiyetini tattıran Fenerbahçe tarihe geçmiştir. Ayrıca Galatasaray taraftarı bir spor müsabakasında en fazla ses rekoru olan 1907 desibele ulaşarak bu alanda yeni rekorun sabihi olmuştur.
Tüm Galatasaray camiasını bu büyük başarılarından dolayı gönülden kutluyorum. Şimdi tüm bu yazdıklarımdam sonra Galatasarylı dostlar elbet çeşitli yollara baş vurup zeytin yağı vazifesine soyunup üste çıkmaya çalışacaklardır… 10 yıldır oldugu gibi her başarısızlıkta kendilerine kalkan yaptıkları uefa kupası ve süper kupayı yine savunma mekanizması olarak gün ışığına çıkaranlar da olacaktır elbet. Doğrudur, uefa kupası ve süper kupası hem Galatasay hem de Türkiye açısıdan çok büyük başarılardı. Fakat Galatasaraylı dostlar farkında degillerdir ki 10 senedir o başarıların ardına sığınmak sizi bu hallere düşürdü…
Başarılar devamlı olursa tesadüf ihtimalı ortadan kalkar, bundan 50 sene sonrasını düşünün kim garanti verebilir Fenerbahçenin avrupada kupa kaldıramayacagına, veya kim garanti verir Galatasarayın tekrar o kupaları kazanacağına… Düşünün 50 sene sonra belki hala Galatasaraylılar Fenerbahçeyi yenememenin acısını çekecekler kim bilebilir bunu olmayacağını, yani 2061′e kadar kim öle kim kala ne olacağı belli olmaz…






Mart 20th, 2011 on 00:14
Ah benim güzel kardeşim, Galatasaray, Fenerbahçeyi yenecek dedim, öyle hissettim, yenemedi… Ardından hiç maç analizine girmeden asil bir Galatasaraylı gibi Fenerbahçeli dostları kutladım.
Ama yazında maçın analizini yapmışsın, yaparkende arenaya çıktıklarında solukları kesilen Fenerbahçeli futbolculardan, durum 1-0 iken ve maçın kopma noktalarında yani her an 2. golün atılacağı zamanlarda ortaya çıkan salakça hakem kararlarından bahsetmemişsin. Ve Şükrü Saraçoğlunda oynanan ilk yarıdaki maçta yenilmemek için dua eden fenerbahçeli taraftarların psikolojisi ortadayken en azından bu sezon için dün oynanan son 15 dakikayı baz alıp bir genelleme yapmanı başarıyı algılayış bicimindeki sarı lacivert renklerin baskınlığı olarak görüyorum.
Şimdi güzel kardeşim fenerbahçe galatasarayı yenebilir, sürekli yenebilir, her zaman yenebilir. Galatasarayı, geçen hafta ankaragücü yendi ondan öncede bir başka takım, yani bunlar lokal olaylardır. Yeneni tebrik ederiz o kadar…
10 sene önce alınmış uefa ve süper kupa başarısının altına sığındığımızı yazmışsın… ah be güzel kardeşim siz bunlardan birini tesadüfen alın efsanesiniz diyeceğim… Ve 6-0 lık galibiyeti maçın oynadığı tarihten itibaren markalaştırmak için herşeyi yapan o maçı efsaneleştirmek isteyen bir takımın taraftarı, galatasaraylılara taş gibi 2 avrupa kupası başarısının altına sığınıyorsunuz diyemez, zira “kardeşim ağzınızdan 6-0 düşümüyor” derse birisi verecek cevabınız olamaz, denk olana, sizde 2 avrupa kupası alana kadar susmanızı öneririm.
Bir takımın büyüklüğü ve başarısı nasıl ölçülür? Örneğin; İtalyan takımlarının başarısını anlatırken kaç avrupa kupası olduğumu baz alınır yoksa Serie A’da birbirleriyle oynadığı maçlardaki galibiyetleri mi?
Yani güzel kardeşim fenerbahçe galatasarayı istediği kadar yensin aslanlar gibi 2 avrupa kupası orada duruyor ve bolca Türkiye kupası… Ve en önemlisi Tarih bunu yazıyor kardeşim ve asla unutturmaz…
Galatasarayı yenmeniz ve bunu her zaman yaptığınızı düşünmeniz, mutlu olmanız… sizi asıl hedeften uzaklaştırır… hedefiniz, vizyonunuz, beklentiniz sınırları aşsın, lütfen…
Mart 20th, 2011 on 11:24
yazıma bu kadar içerliyeceğini tahmin etmiyordum abi, malum her iki takım taraftarı da her zaman olaya kendi açısından bakar, bende kendi açımızdan olaya yaklaştım tıpkı senin de kendi açınızdan olaya bakman gibi..
Mart 20th, 2011 on 15:07
İçerleme değil ümit… analiz yaptım, dediğin gibi kendi açımdan.