Uyandığımda yüzümde kocaman huzurlu bir gülümseme… Nasıl da güzel şey; beni dürten başucumdaki saat, cep telefonumun alarmı ya da dünya tatlısı annemin sesi olmadan uyanmak. Gözlerimi açtığımda “oh be bugün Pazar, bahçede bostan yan gel yat osman” dedim kendime.

Neyse ki evli, mutlu, çocuklu kadınlardan değilim ben. Valla Allah hepsine kolaylık versin. Ne zor işmiş meğerse hem çalışıp, hem evli üzerine bir de çocuklu olmak. Dün iş yerinde arkadaşlarla konuşuyoruz. İçlerinden bir tanesi söylüyor “eve gidince çocukların banyolarını yaptırayım, ütüler de birikti, alışverişe çıkmam da lazım evde doğru düzgün bir şey kalmadı, kuaföre gitmem gerek ama neyse artık o önümüzdeki haftaya kalsın malum vakit yok. Pazar günü de evi temizlerim Pazartesi zaten iş…” diye.

Ondan bunları duyunca tüylerim diken diken oldu “ay yok evlenmem ben” dedim bir anda yüksek sesle şuursuzca. Bu lafım üzerine içlerinde evli olanlar başladılar bana oturdukları yerleriyle gülmeye. Bir diğeri lafa girdi “Aaa birden yüklenip hemen anlatmayın Elife evlendiğinde başına gelecekleri. Yavaş yavaş alıştıra alıştıra…” dedi. “Yok yani size rahat batmış hatun milleti bu artık belli oldu belli” dedim :)

Valla ne diyeyim çalışmaya başladım başlayalı benim için Pazar günleri kıymete bindi. Bütün bir haftanın yorgunluğunu bir güne sıkıştırıp dinlenmek ne kadar akıl karı olur bilemiyorum ama bugün hiç evden çıkasım yok. Değmeyin keyfime hallerinde elimde bir fincan kahve, üzerimde pijamalarım evin içinde bir sağa bir sola gezinip duruyorum. Evlilikse içinde bulunduğum şartları göz önünde bulundurduğumda şu an için delilik gibi duruyor. Hoş bende pek akıllı sayılmam zaten. Deli deliyi çekermiş, deli deliyi görünce sopasını gizlermiş misali bulacak beni bir deli olacağız iki deli. Yapacağız o delilikle bir çocuk, olacağız üç deli :)

İlginizi çekebilir

  • 05 Şubat 2009 -- Prensi bulana kadar öpülen kurbağalar (1)
    Prenses öpüyor ama, kurbağa yine kurbağa, büyü bozulmuyor, sebepleri neler olabilir diye biraz düşündüm, derin araştırmalar yaptım sonuçlar aşağıda; *Aslında öpenin de prenses değil, prenses kılığı...
  • 07 Temmuz 2010 -- Kimsin-iz? (2)
    Kim bu; içimdeki kah yalnız, usul, ürkütmeyen fısıltı. Kim bu içimin çoklu ortam kategorisindeki çılgınlar korosu. Çok kesin, birinin yada birilerinin benden daha geveze olduğu. Ve hemen hepsinin bend...
  • 03 Eylül 2010 -- İskele (7)
    Bir yaz akşamı.. Kayalıklara oturmuşum, yıllardır buradayım sanki.. Dalgalar  vuruyor ayaklarıma, yavaşça, serin serin.. Dolunay var bu akşam.. Mehtap da var denizin tam ortasında, sanki bir kal...
  • 27 Ocak 2010 -- Dünsüz adamın bu günü (0)
    Bir sene önce bugün 27 0cak 2009'da Dün’süz adamın bu günü adıyla baygri.com'da günlük yazmaya başlamıştım, yaklaşık bir ay kadarda yazdım, biraz nostalji yapayım dedim, bakın bir sene önce 27 0cak 20...
  • 22 Aralık 2010 -- Arkadaştan sevgili olur mu? (4)
    Sevmek ne güzel şeydir. Güzeldir güzel olmasına da sevmek doğru zamanda doğru kişiyi sevdiğimizde güzeldir. Bazen aklımızın ucundan bile geçmeyecek birisini, bazense tam da aklımızdaki kişiyi hayatımı...
  • 25 Kasım 2010 -- Belki’de (7)
    Bedenimi kaplar sinsi bir hastalık Beteriyim en felaket anın Bahstsızlığım bundan Bundan çaresizim Belkide çok konuşuyorum Belkide hiç yere susuyorum Bana neden acı yakışıyor Bunu hep sana baka...