Her tepe, her ağaç yaşar, her yaprak her orman her yeni fidenin yaşadığı gibi. Işığın dorukları rüzgarı canlandırıyor ve içime bir ferahlık çöküyor… Bilmiyorum önemli olan nedir insan yaşamında…
Acı kahvenin baharatlı tatlılığı derim ben, çiçeklenen badem ağaçlarının o güzelim görüntüsü , ya da sevgilimin bir içten gülümsemesi derim yaşamımın anlamına… Şafak vakti erkenden uyandığımda, senin sevgin beni dağlardan ve dağların ötesindeki yaylalardan taşıyıp, yeni ufuklara yeni iklimlere götürüyor… Aşk neden böyle sevgili? benim uğraşım belki senin gizemin…
Ve aklıma geliyor biden bodrum, bodrumun anlamını yazmak isteği beliriyor birden… Badem ağaçları, camları begonvillerle süslü bembeyaz evleri, masmavi denizi ve o güzelim tekneleriyle bodrum geliyor aklıma. Mavi koyları beyaz tekneleri gülümseyen insanları ile bodrum benim aşkım…
Bir avuç deniz kokusu, bir tutam gülümseyişi batmayan güneşinin. Ahbodrum öylece sessizce bekler beni… En güzel baharların kokusunu ben bodrumdan alırım. Rüzgarı başka, denizi başka, güneşi başka bodrum. Çiçek açan şeftali ağacım duruyor öylece bahçemde, ikindi sularında yüzmeleri çocukların ve dalgaların inceden inceye kıvırması tekneleri… Bir küçük teknem olsaydı eğer, o güzelim yosunun kokusunu içimize çeke çeke açılır giderdik maviliklere… Sırasıyla bütün koyları gezip, kaygısızca yaşardık beraber bodrum’da…
İşte böyle sevgili… sen, ben ve bodrum, birbirinden ayrılmayan üçyakın dost gibi… sıcacık bir bodrum sabahında seninle uyanmak dileğiyle…






Mart 11th, 2011 on 00:22
Sen böyle Bodrum’u anlatınca insanın içi gidiyor,koşarcasına yada hiç düşünmeden yaşamak istiyor insan…ama şu bir gerçek ki sen hangi şehri,hangi ülkeyi,hangi canlıyı yada cansızı böyle içten,böyle sıcak ve tutkulu anlatırsan anlat,ben dünden koşmaya sevmeye yaşamaya hazır olacağım…ben senin kıyılarında sürüklenmeye hep hazırım güzel yazarım