Namluda kurşun…
Gözler çakmak çakmak…
Ağır basar bir yanı istanbul’un.
Kan ağlar bağrında analar,
Boğulurlar, yaştan selin.
İstanbul zarif,
İstanbul narin,
İstanbul…
Telli duvaklı gelin…

O ne heyecan?
Masumum…
Kirli yüzün, buz kesmiş,
Minik avuçların kanıyor…
Ayağın çıplak, üstün perişan…
Çıkarıp burnunu, silemediğin,
Bir satılası mendil için…

Feri sönmüş,
Feciri galip,
Acı çeker bir yanı İstanbul’un…
Kolu ayrı gamda,
Kanadı ayrı gamda,
Bilirim…
İstanbul hala,
Sandal sefalarında…
İstanbul zarif,
İstanbul narin,
İstanbul…
Telli duvaklı gelin…

Benzer yazılar

  • 12 Ekim 2009 -- Boğaziçi’nde zaman (0)
    Sevgi gibi gönüllere akarak süzülmesini Yamaçlarında açan erguvan ağaçlarını Ulu çınarlar altında yosun kokan çay bahçelerini Nice aşkları yaşamış Sevda tepesini Salacak sahilinde el ele dolaşan s...