Hem oldukça yoğun, hem de çok severek yaptığım bir işim var benim. Her gün farklı bir hayat hikayesine şahitlik ediyor gözlerim. Bazen gördüklerim karşısında gülmekten kendimi alamıyorum, bazense yaşanan en kötü anlarda soğuk kanlılığımı korumaya çalışıyorum. Ah o kötü anlar yok mu… Sanki insanın ömründen ömür götürür gibi…
Bugün çalıştığım hastaneye saçlarına ak düşeli uzun zaman olmuş, yılların yorgunluğu ise yüzüne sık çizgilerle yansımış pamuk gibi bir teyze geldi. Tek başına bir koltuğa oturmuş düşünceli bir duruşla, gözleri dolu dolu etrafındaki diğer hastalara bakıyordu. Herkesin yanında bir yakını varken onun tek başına olması dikkatimi çekti. Teyzeye doğru yürüyüp usulca yanındaki koltuğu oturdum. Elimdeki bir bardak suyu ona uzattım sonra gülümseyip “teyzeciğim nasılsın?” dedim. Gözlerinden ha aktı ha akacak gibi duran göz yaşları “nasılsın” diye sormamla yağmur gibi yüzüne iniverdi. Pamuk gibi elleriyle yüzümü okşayıp “yalnızım kızım” dedi. Öylece kalakaldım…
Ellerini sıkıca tutup “bak yanındayım…” diyebildim. Gülümsedi “eksik olma yavrum. Benim kimsem yok. Eşim yok, çocuğum yok, hiç kimsem yok… Çok yalnızım çok… Sen sen ol kızım zamanı gelince yerini, yurdunu, evini, eşini bil” dedi.
O kadar üzüldüm ki… O kadar dokundu ki o an cümleleri… Konuşamadım, bir şey söylemek istemedim bir süre. Sadece elini tuttum, gülümsedim ona. Onun kadar iyi anlayamazdım ki onu… Sonucunda tatmamıştım ki onun yaşadıklarını… Çünkü hiç onun yalnız kaldığı kadar yalnız kalmadım hayatımda…
Birden kendimi o pamuk teyzenin yerine koydum. İlerisini düşündüm… Onun yaşına geldiğim zamanları düşündüm… Hayatımda başımı omzuna dayayıp destek alacağım birisinin olmadığını düşündüm… Yalnızlığı uzun süren bir yalnızlık yaşadığımı düşündüm… Ellerim buz kesti. Çünkü böyle bir şeyin düşüncesi bile ürkünçtü… Sonrasında “Elif acil silkelen kendine gel. Hayata karşı bakış açını değiştir.” dedim kendime. Korktum belki de onun gibi olmaktan ya da onun yaşadıklarını bir gün yalnız kalıp bir koltukta otururken bir kıza anlatmaktan…
Çok zor şeymiş be yalnızlık… Tatsız, tarifsiz bir şeymiş… Her gün yeni bir şey görüyorum. Her gün hayata karşı bakış açımı daha emin adımlarla değiştiriyorum. “Yalnızlık Allah’a mahsus” derler ya hani ne kadar da doğruymuş meğerse… Hep duyardım bu cümleyi ama bugün bu cümlenin anlamını anladım… Allah kalbi temiz hiç kimseyi yarı yolda yalnız bırakmasın…






Mart 10th, 2011 on 07:55
önemli deyil elif hanım yazılarınızı takip ediyor ve çok beğeniyorum
Mart 9th, 2011 on 01:20
asla yanlız deyilizki bence RABBİM kimseyi yanlız bırakmaz ellerinize sağlık elif hanım
Mart 9th, 2011 on 19:25
Çok teşekkürler Ahmet Bey
Mart 5th, 2011 on 14:13
Amin… Asla yalnız bırakmasın, asla…
Mart 6th, 2011 on 13:04
Amin Sevgili Nebula…