Çamlıca’daki malikanemin kapısında gördüm o zarfı, inşallah bana değildir diye geçirdim içimden. Son iki senedir zarflardan ve postacıdan hazzetmeyen biri oldum. Ama o zarf her haliyle; “beni devletin güzide bir kurumu gönderdi ebeni öpücez” der gibi duruyordu.

Oysa acil ve haciz riski olan birçok ödemeyi insan üstü bir gayretle yaptığımdan, son 5 aydır biraz rahattım, iş hayatımla ilgili daha sağlıklı düşünmeye başlamıştım. Benim güzel ülkemde trilyonlar batırılır, batıranlara asla ulaşılamaz. Ama benim güzide kurumlarım, aklı dalavereye çalışmayan insanlardan kuruşuna kadar alacağını alır, almalıda… ama herkesten almalı. İşin özü; bu yavşak sistemden dolayı herşeyden soğudum.

Şimdi şahsıma gelen bu zarfı “Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı” göndermiş… Senden alacağımız var bu alacakta güzellik yaptık, geçikme faizinde de şirinlik yaptık, birde üstüne taksitlendirdik daha ne olsun diyor. Ve 2 Mayıs’a kadar baş vurdun vurdun, vurmadın biz sana baş vurur haciz dahil her yolu dener kuruşumuzu sende bırakmayız diyor. Sağolasın sayın devletim sağolasın, vatandaşını hep ve her şartta düşündüğünü bilirim.

Ama aklıma takılan baz sorular var. Ben hileli iflas yapmadım, vergi borcum var diye firmamı asla bulamayacağınız ve bulsanızda tek mal varlığı üstündeki paltosu olan birinin üstüne devretmedim, ya da vergi borcum çok ben burayı kapatayım deyip te farklı bir isimle yer açıp “devlet nasılsa vergi borcunda indirime gider o zaman öderim” de demedim… Ben harbi harbi iflas ettim, ödeyebildiğim borçlarımı elimdeki malları satarak ve/veya borç bularak ödemeye çalıştım, çoğunuda ödedim… Ama artık tıkandım. Şimdi hal böyle olunca devlet istediği kadar indirimde yapsa, taksitte yapsa, iflas etmiş, işi olmayan veya olsada cüzzi maaşla çalışan biri, sizin bu muhteşem kanununuzdan nasıl yararlanabilir. Yani iflas etmiş sıfır geliri olan biri, indirim yaptığınız ve taksitlendirdiğiniz borcu nasıl ödeyebilir?

Devletimin ve kurumlarının şefkatli kollarını arkamda hissettiğim saçma bir duyguyla hepinize selam ederim.

İlginizi çekebilir

  • 27 Ocak 2010 -- Bu sevdayı çocuklara okutmayın sakın (10)
    Editörüm, bir offff çekmiş sigarayı bırakma konusunda, ''Bu çok pis bir esir olma hali'' yazısında. Ben de yaktım bir sigara içimi konuşuyorum her zamanki gibi, yazımla.   Keşke arıza çıkarmasa, keş...
  • 19 Ocak 2009 -- Yeni Zelanda da gündemi değiştiren Türk kafe (0)
    14 ocak çarşamba günü,Yeni zelanda'da yaşayan kardeşler Natalie Bennie ve Tamara Shefa,2 ve 4 yaşında ki çocuklarıyla Mevlana Cafe'ye gittiler. Çocukları için oyun alanı olduğundan burayı tercih eden ...
  • 23 Mayıs 2009 -- Nedensizliğinde saklıdır tüm nedenlerin (1)
    Bazılarını nedensiz seversin. Sıralayacak nedenlerin çoktur da, hiç birini beğenmezsin. Çünkü; daha derindir, anlam yükleyemediğin kadar anlamlı, adlandıramadığın ölçüde bir sevdadır sevgin. İlk gü...
  • 09 Haziran 2010 -- Bir ilkokul öğrencisinin yazdığı sıradışı kompozisyon (1)
    Bir ilkokul öğrencisinin (muhtemelen dilek tutmakla ilgili) yazdığı sıradışı kompozisyon facebook'ta dolaşıyordu, okudum ilginç geldi paylaşayım istedim. "Günümüzde üç dilek hakkımız olması çok öne...
  • 16 Nisan 2010 -- Anlayan anladı oysa (7)
    Bugün, Hürriyet Gazetesinde, Ayşe Arman köşesinde; ''Rıdvan'ın eşi ne demek istiyor?'' diye okuyucuya soruyor. Ayşe Arman ve Ayşe Dilmen'in telefon konuşmalarını okuyorum önce. Rıdvan Dilmen'in eşi...
  • 18 Mart 2011 -- Kim kimi en farklı yendi (5)
    Eğer Galatasaray veya Fenerbahçe taraftarıysanız, kim kimi en farklı skorla yendi geyiği  sürekli bir yerlerde karşınıza çıkar. Şimdi kim kimi en farklı skorla yenmiş sorusunun cevabı; “Tarih: 12.02.1...