Her sabah yedi otuz otobüslerinin geçtiği durakta rastlardım ona. Pırlanta yüzüğü, inci küpesi yoktu ama gülüşü milyon dolardı…

Bir dolardı gözleri, tüm dünya iki damlaya sığardı. Gelen yedi otuz otobüslerinin hiç birine binmemesi tercihimdi. Belkide sadece otobüs beklerken eşittik, belkide sadece otobüs beklerken eş…

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Beşiktaş otobüsü geçtimi diye hiç sormadı,
pardon fazla hüznünüz var mı diye de…

Dakikalarla sınırlıydı onunla yan yana otobüs bekleyişim ama sanki yazabilsem günler sürerdi ve alır giderdi beni benden gözlerinin yeşile çalan elası…

Sanki ben ne zaman yağmuru sevsem o ıslanırdı ve sanki ben ne zaman kendimi terk etsem onda imara aykırı g e c e k o n d u l a ş ı r d ı m.

Onunla sadece ihtimalken bile; sabırla endişe üreten, kaygı yoğuran, tetikte bekleyen vicdanların bed-dualarını hissederdim.

Hay bin kunduz! ama aşk iki kişilik değil miydi?
Bu neyin bencil kayırmasıydı…
Ona tedirgin olanlar bana neden nefreti kendinden ayarlı üveylikleri layık görüyordu.
O el ve gül bebek, ben; “ona hiç bişey olmaz”lardanmıydım…
Kanılmayacak, inanılmayacak, yok bir adammıydım.
Hiç okunmayan şiirler yazıp kentin kötü çocuklarına adayanmıydım…

Neyse neyse… saçma ve bir o kadarda varoş hezeyanlar serpiştirdiğim ezik bir otobüs durağı hikayesi daha bitti ve biliyorum ki bu hikayede bir tek o kendini okudu…

Aşk meşk ve kutsal acı adına,
amen…

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 28 Mart 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Beni bir şeylere yarım saat varken ağlat. (1)
    otobüste, iş yerinde, hiçbir sebep falan yokken… durup dururken; “connecting people!” diye bağırasım geliyor. algıda bi acayiplik bi saçmalık durumu söz konusu… bahar sendromu devrelerimi gevşetti… ya...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18) (0)
    Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da  zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp ş...
  • 09 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Sobe (0)
    Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretle...