Bilindiği üzere ülkemizin doğal güzelliklerinin yanında, çok sayıda antik kentleri, höyükleri, sarayları, camileri, hanları, hamamları ve bunun gibi birçok tarihi mekânları bulunmaktadır.

Bu mekânlardan biride Isparta’nın Yalvaç ilçesinde bulunan Pisidia Antiocheia antik kentidir. Yalvaç ile aile bağlarımız olması hasebiyle gittiğimde benim de ziyaret ettiğim bu antik kent şimdiki yerleşim yerinin hemen yakınındadır.  Şehrin kuruluş tarihi birçok kaynağa göre kesin olarak bilinmemekte olup, 1. Seleukos veya oğlu Antiokhos tarafından kurulduğu tahmin edilmiş. 46 yılında da St. Paul ve St. Barnabas buraya gelerek dini yaymak istemişler. Bu Hıristiyanlık tarihinin önemli bir olayı olarak kabul edilmiş ve kentin, bu alem için oldukça önemli bir yere sahip olduğunu göstermiş. M.S. 3. yüzyılın hemen sonunda ise kent, kurulan genişletilmiş Pisidia Eyaletleri’nin metropolisi olmuş ve bu önemini Bizans dönemi’nde de sürdürmüş.

Tarihe ilgi duyanlar veya yolu o yöne düşenler hem Pisidia Antiocheia antik kentinin günümüze kadar ulaşmış göze çarpan yapıları olan Augustus Kutsal Alanı, Tiberius Meydanı, Roma Hamamı, Su kemerleri, Tiyatro, St. Paul Kilisesi, Ana caddeler ve Batı Kapısı’nı gezip görebilirler hem de şimdiki şehir merkezinde bulunan sekiz yüzyıllık anıt çınarın etrafına sıra sıra dizilmiş kır kahvelerinde bir çay içebilirler. Çay içerken de bir meclisi andıran o anıt çınarın altında Anadolu insanının gündemini gözlemleyebilirler.

İlginizi çekebilir

  • 30 Ağustos 2011 -- Hayırlı Bayramlar (2)
    Yine bir yıl su gibi akıp geçti ve yeni bir Ramazan bayramını kutluyoruz. İyi ki bayramlar var. Yoksa iş güç derken hayat geçip gidiyor. Bayram tatilinin de uzun olması sebebiyle, akraba ziyaretler...
  • 05 Kasım 2010 -- Sana ve herşeye susuyorum (0)
    Katilime intihar mektubu yazıyorum. Şah damarıma basıp beni öldüren 8 elden bahsetmeyeceğim kimseye... Dudaklarım söylemediğim hiçbir gerçeği açıklamayacak sonsuza dek susarken. Üzerimde herkesten bir...
  • 15 Aralık 2009 -- Tanık olmak zamana (2)
    “Dünyayı sahiden bilenlerin yüzüne dağılabilecek kadar berrak kalan bir gülümsemeyle” Suskunluğu sese çeviren adamın zamanıysa bu zaman..için kanar, uyuşur bedenin, donar kalırsın yaşamın içinde. B...
  • 30 Kasım 2010 -- Anestezi etkisi‏ (4)
    Dün diş çekimi, diş etinin kesilip düzeltilmesi ve diş taşı temizliği yaptırmak için randevu alıp diş doktoruma gittim. İçeriye girdiğim gibi diş doktorumun asistanı bol gülümsemesiyle karşıladı beni ...
  • 27 Haziran 2009 -- Ben her sabah cennete gidiyorum (8)
    Ben her sabah cennete gidiyorum. Melekler beni kapılarda karşılıyor. Her sabah etrafımı melekler sarıyor. Kimi alkışlıyor. Kiminin eli boynumda, kiminin ki belimde. Ellerimde değişen eller var. Hep...
  • 22 Eylül 2009 -- Komşunun şeftali ağacı (2)
    Komşunun bahçesinde, tam sınıra teğet bir şeftali ağacı var. Ağacın Kolları da geniş geniş bizim bahçeye uzanmışlar. Özellikle bizim bahçeye girmiş olan dallar, mutlu mesut azmış vaziyette şeftali ver...