Bugün hayatımızı kolaylaştıran yardımcımızdan bahsetmek istiyorum. Öyle bir yardımcı ki, bizi hiç yormaz her an elimizin altında hizmet etmek için bekler. Ne güzel değilmi? Böyle yardımcı dostlar başına, herkese tavsiye ederim. Hiç yorulmuyor, sürekli mutfağı derleyip topluyor…

Birde kapısını açınca mis gibi kokmazmı… Kirli veririz ama o mis gibi parlatır elimize verir. Bulaşık makinasından sözediyorum, bu makinayı kim icat etti diye hiç aklınıza getirdiniz mi? Bu gün gazeteleri şöyle bir dolaşırken Posta Gazetesinin bir yazısında okudum. Meğer bu güzel aleti bir bayan icat etmiş, bravo ona vallahi Allah razı olsun.

Her gün yıkanması gereken bulaşıkların kolayca temizlenmesi için bir yol olmalı demiş. Bu böyle gitmez buna canmı dayanır diye söylenmiş, mutlaka olmalı diye hayıflanmış. Hemde yardımcıları yıkıyormuş bulaşıkları, onların dev gibi bulaşıkları yıkarken yorulmalarına dayanamamış ve kimse yapmıyorsa ben yaparım demiş işe başlamış.

1886 yılında evinin arkasındaki garajda denemelere başlamış, 1893 yılına kadar da çok uğraşmış, önce tabakları boyutlarına göre dizmek için yer ayarlamış, daha sonra su püskürtmeyi denemiş birde motor ayarlamış ve test etmeye başlamış. Velhasıl o kadar yıl geçmiş aradan o pes etmemiş,  ama arasıra arkadaşlarına tek tük makina yapmış.

Ta ki 1893 yılına kadar, o sene Chicago’da açılan bir fuarda makinasını dünyaya tanıtmış, oradan ödüllerle dönmüş. Josephine Cochrane’nin garajında başlattığı başarı hikayesi, bugün herkesin evinde kullandığı hayatımızı kolaylaştıran bulaşık makinası. Josephin’e çok şey borçluyuz, mekanı cennet olsun.

Güneşli günlere …

İlginizi çekebilir

  • 01 Mayıs 2012 -- İnancın ölümü-5 (0)
    Yol yakınken değil, uçurumdan dönmeli insan, Mutluluktan değil, acıyı avuç, avuç içerken ölmeli insan. Ve giderken değil beklerken kaybetmeli insan. Beklemek, beklenilene olan inancın ölmesidir. ...
  • 28 Haziran 2010 -- Bu kadar canını acıtmaya hakkın yok senin (16)
    Hayat yolumuzda zikzaklar olsa da Tüm umutların dibe vursa da Seni seven değer verenleri bildikten sonra Bu kadar canını acıtmaya hakkın yok senin Nice çaresizlikleri gördükten sonra Bir ben de...
  • 15 Temmuz 2009 -- Bu gün sen doğmuşsun be, gerisi boş… (0)
    Yüzünü çevirip gökyüzüne yağmuru öpmeye çalışmak, sürükleyici bir romanın içinde kaybolmak, duyguların içe sığmadığı bir filmin sonunda çoşmak, gökkuşağına renk eklemeyi hayal etmek, akşam üstü deniz ...
  • 13 Haziran 2010 -- Çocukluğumdan geri kalan (0)
    Çocukluğumdan geri kalan zeytin ağaçları var bir tek, onların üzerine çıkıp dalların arasından uzakları izlemek özgürce oynayabildiğim tek oyundu..birde tarla bahçe gezip harmanlıklarda buğday taneler...
  • 02 Eylül 2011 -- Artık bende herkes gibiyim (0)
    Ben muhammed. Biliyorum beni tanıyorsunuz. Tanımıyorum diyen varsa aynaya baksın. O olmadı mı? etrafına baksın. Olmadı az biraz öteye baksın. Elbet görünürüm bir yerlerden. Tanırsın görünce. Benim ...
  • 14 Eylül 2010 -- Aşk nedir, ne değildir (3)
    Hafta sonu gazeteleri karıştırırken” Büyük aşk karakolda sonlandı, bitmez denilen aşk tek celsede bitti “ diye atılan başlıklar dikkatimi çekti. İnsan bu başlıkları okuyunca; Nasıl olur! Aşk bu kadar ...