Hepimizin içinde, keşkeleri sığdırdığı kocaman boşluklarımız var.
Her keşke ayrı bir açlık
Her keşke hayatımızın olmazlarını sorgulamadığımız, ayrı bir dönüm noktası.
Bilinmeyen bir yol haritası.
Her keşke hayatımızda koskocaman bir soru işareti.
Yorucu bir günün göçen ertesi.
Bilinmeyen bir ufkun belirsiz çizgisi.
Cehennemin olası adresini sorgularken,
kibrit elimizde bekleyişlerimizin.
Cesur yüz ifadesi.
Bilmeden canımıza en fazla,
kendimizin okuduğu, kabul edilemeyişidir.

Yorulabilirim…
Kaybedebilirim…
Pes edebilirim…
Tabanıma kuvvet kendi doğrularımdan kaçabilirim.
Okumamış olmayı sorgulayabilir…
Bir orospunun yaptığı meslekten yaptığım işlerin,
hiç bir farkını bulamayabilir.
Yaşadığım tacizlerin sorumluluğunu bedenime yükleyebilirim.
Acı çekebilirim.
Tersi…
Anlamsız mutluluklar keşfedebilir.
Seçimlerimden dolayı kendimi kutlayabilirim.

İki parmağımın beceriksizliğine, tüm parmaklarımı hadım edebilirim.
Bozulan kadınlığımı verdiğim erkeği parçalayıp, gönüllü mahpuslukları seçebilirim.
Piraye varlığını inkar ederek, girdiğim delikte Nazım’a şiirler döşeyebilir.
Aşkımı kendi gönlümce ölümsüz kılabilirim.

Evliliğimi sorgulayıp…
Aşk evliliğinin kalpten ne kadar yediğini anlatan, panaller düzenleyebilir.
Aşktan gidecek gönüllü müritler edinebilirdim.
-dim eki geçmiş zamana yaydığımız pişmanlıklarımızı anlatır.
Her insan aslında, sustuğu kadar içinden bağırır.

İlkel şartların acımasızca, beni insan kılacağı.
Uçsuz bucaksız…
Modern diktaların ulaşamadığı, bir dağ köyünde yaşayan halim.
Düşlerim yerine, gerçeğim olsun isterdim.
Ne mi? değişirdi…
Yanaklarını allıklarla kandırmak yerine,
yüzüne pembe tebessümler yerleşen, mutlu bir kadın varolabilirdi.
Gözümün fersiz ruhsuzluğunu, gökkuşağı renkli farımla.
Dudaklarımın söyleyemediklerini, rujumla.
Göğsümün yaslı mezarlığını,
boynuma doladığım yüzlerce boncukla.
Kapattım…
Kendini baştan başa yaratmak bu olsa gerek.
Bu hayattan bozma kostüm parçalarıma, alkış istemiyorum…
Kendimi artık affedebilmeyi öğrenmeliyim.
Bilmekte ayrı mutsuzluk sebebi,
onun sorgusu başka baharlara.

Yalnız değilim…
Yapay olarak içleri doldurulmuş, insan suretleri.
Yerden bitme kadın olmaya çalışırken,
göğsümü pamukla pazarlamış utanan halimden, bile daha sahte.
Maalesef…
Hepsi günümüzün gerçekleri.
Orgazm taklidi yapar gibi gülüyor, sokaklardaki dudaklar.
Oysa becerildiğimiz dünya hallerinde,
Feryat, figan bir haykırış.
Tabiri caizse, yeri öptüğün bir ağlayış.
Pişmanlıklarımızın önünde umuda eğilebildiğimiz secdeler.
Bu arızalı hallerimizden çok daha gerçekçiler.

Kendi gerçeğimizi bulmak için…
B e l k i d e …
Metrelerce sarıldığımız kefen bezinden sıyrılmak gerek.
Gerekirse bebek masumluğunda, sevdiklerine ne istediğini anlatabilmek gerek.
Gerekirse, hayat sözlüğüne kendi açıklamanı yazmak gerek.
Gerekirse bir ineğin altına uzanıp, el değmemiş saf süt damlalarının,
ağzımızda bıraktığı keyifi algılamak gerek.
Gerekirse sevdiğin bir dilden öpüşmeyi, tekrar tekrar öğrenmek gerek.
Bunun için gerekirse en ilkel halinle, rahimini parçalarcasına sevişmek gerek.

Seviştikten sonra hiç ağladın mı?
Korkma…
Bu insanın en gerçek halidir.
Vahşi dürtülere yenilebilir oluşun en doğru ifadesidir.
Bu hala hissedebiliyor oluşunun vücut ifrazıdır.

Keşkeleri hayat lugatımıza sokmayacağımız.
Günü birlik ayılıp bayılmaları, iki dublenin stresinde atabildiğimiz.
Aslında insan kalabildiğimiz, yerden başlamak .
Gerçek sevdiklerimize, tutunurak,
Zor olmasa gerek.

Benzer yazılar

  • 15 Haziran 2011 -- Keşke (0)
    Keşke demeyi sevmem Ama keşke anlayabilseydin Bana nasılsın dediğinde Beni yalan söylemek zorunda bıraktığını Keşke anlayabilseydin Gözlerimin şişkinliğinin Uykusuzluktan olmadığını Nedenini ...
  • 26 Kasım 2009 -- Haykırabiliyormusunuz sevdiğinizi, sevdanızı yada öfkenizi (0)
    En çok neyi erteleriz yaşamımızda hiç düşündünüzmü? Söylenmemiş sözlerimiz, yarım askıda kalan duygularımız yokmu… Özgürce söyleyebiliyormusunuz karşınızdakine, haykırabiliyormusunuz sevdiğinizi, sevd...