Saat on ikiyi ite kaka keyif-sizce çeyrek geçiyor,
Gece odamda mum ışığıyla duş alıyor,
Ve adım adım ( sahi adım neydi ?…)
Umutlarım yüreğimin güzergahından seyrek geçiyor…
Sonra;
Aklım takılıyor birden neden diyorum… neden?
Beni en anlamasını beklediğim bile beni en hayretlere düşürüyor,
Cevap yok, yok işte bana bu gece birşey.
Sırıtıyor duvardaki silüetim sırıtma diyorum daha da pişkinleşiyor…
Yorulduğumu söylüyor parmaklarım… çıtlatıyorum onları, çıt yok
Bu gece;
Derin bir uykuda.
Uyudu canlı cansız renkli renksiz bütün mahluk-katlar yat-lar,
Karıncalar içtimaya çıkıyor bir iki diyor… Birikiyor,
Çizgi çizgi alnımda damla damla ter,
Saklanıyor Gümüş suküt içinde,
Rüyalarım korkusundan altına kaçırıyor.
Yok kimse yanımda kimse kendinde bile değil.
Kimseler dağınık, kimseler kimsesiz…
Salıyorum bütün ruhumu geriye ve sıkıntımı geri çağırıyorum.
Sonra;
Pervazlarından korkusuzca uçurumlar seyrettiğim penceremden bakıyorum,
Uzakta bir Sokak lambası donkişotun yel değirmenleriyle savaşması gibi…
Karanlıkla;
Boğuşuyor savaşıyor ve yeniliyor ve yenildikçe yenilgilerinden tuhaf zaferler çıkarıyordu,
Neticede karanlık aç karnada yeniliyordu…
Öte beride birkaç bacadan sindirilmiş bir yalnızlığın kap kara dumanı tütüyor,
Gece derin bir uykuya gerine gerine iç çekiyordu…
Eziyetten kaskatı kesilmiş yüzüme tebessümle bakıyordu ay,
Ay ne güzel ay ne sadık ay ne yalnız bir dost…
Hafiften yanmış tütün kokusu duyuyor burnum
Ama ben bu aralar ne burnumun ne de başkalarının iç işlerine karışmıyorum.
Tekrara lüzüm yok.
Anladım!..
Kabuslar geç yatar..
O insanlar;
uyku mahmurluğunda bir taraflarını kaşıyorlar…
Ben;
Gecenin,
İşkencenin,
Elleriyle boğazlanıyorum.
Ve,
Tekrar anlıyorum ki!
Ölüm; saatin pili bitince gelir…
Sonra;
İniyor gözümün sürügülü kepengleri.
Uyku siyanür kadar zehirlidir diyorum ve zehirleniyorum, istemeden intiharlanıyorum.






Son yorumlar