Çok vedalar unuttum otobüs duraklarında, ama yinede elimi her cebime soktuğumda yenisi avuçlarımdaydı. Şükür’dü veda kıtlığım yoktu… her veda yenisine gebe’ydi, işte iki veda arasında geçirdiğim zaman, gizli öznesi yanılmışlık olan aşksallaşmalarımı doğuruyordu boy boy…

Şöförü miyop, gıp gri otobüsün içinde intihara çeyrek kala, bir önceki ölümün yasıyla kokluyordum avuç içini. Ve sen beni hiçbir zaman unutuyordun, her zaman hatırlamadığın gibi. Ben, o diyordum o… onu’da alalım;

Şöför miyop,
Yollar beyaz,
Şans siyah,
Otobüs gıp griydi.

Ses tellerimi iyice gererek bağırıyordum, ok gibi, şöför bir türlü kendine gelip beni sana getirmiyordu, şöför aşırı ibneydi, ya da üst düzey sağır, duymuyordu. Onu kendi bilinç altına öğrenci biletiyle gönderdim.

Artık tek başımaydım. Biri azıcık ısırılmış ikisi hiç yalanmamış üç elma şekeri, birazcık leblebi tozu ve dört çocuğun yutkunuşu karşılığında anlaştık hafızamla…

1979’a, 32 sene önceye, 6. yaşıma,
ilk otobüs durağıma,
sil baştan yeni bir yolculuğa,
sıfır yanılgının göbeğine götürecek beni…

Bu sefer yanıma sadece seni alıp, hiçbir yere yetişiyor olmanın tetiklediği aceleyle, ve kendi suyunda marine ettiğim hayat denklemini itina ile bagaja yükleyip, kendimize gideceğim…

İyi yolculuklar bize.

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 17 Nisan 2012 -- Facia festivalleri (0)
    yasal takipler, vergi dairleri, icra daireleri, uçan daireler, sıçan daireler, yalakalıklar, kokuşmuş sistem, kokuşmuş ilişkiler, jiletler, tuzlar, kesici ve delici aletler birliği, diyaframından öptü...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Eylül 2011 -- Ay ışığına ayak basan son adam (0)
    Güzel şeyler dimağımda dış gebelik yapıyor ve fazla mutlanmadan fark ediliyorum, teşhisim doğduğum gün konulduğundan, usulca kürtajımı oluyorum. Adımın i k i y ü z y i r m i  soyadımın p r o m i l old...
  • 10 Eylül 2011 -- Sana açken hiçbir ekmek karnımı doyurmazdı (1)
    Başka hiç kimsede olmadığım kadar sendeydim, bu bir sevi değil; bir keşif, bir tapınma biçimiydi. Göçebe tutkular çadır kurarken yamaçlarıma, ben göbek çukurunda yerleşik aşk’a hayaller uçururdum. Bil...