Bütün kalp yaraları zamanla kapandıktan sonra insan kendini tanımaya başlarmış. Çünkü aslında bir insanın kim olduğunu en çok yaraları söylermiş.
Şimdi geçmişime baktığımda bu yara ile yaşayamayacağım dediğim kaç yarayı kapattığımı görüyorum. Bazı yaralar seneler boyunca kapanmayıp kanamasına rağmen hep ayakta olmayı başarmışım. Yara ne kadar derin olursa, rüzgar ne kadar kuvvetli olursa olsun vazgeçmemişim. Sonunda o yara bir parçam olmuş, giderse boşlukta olacağımı hissedeceğim bir parça… O yüzden kapatmaya ne kadar yaklaşsam da içten içe hep daha da çok acıtmışım canımı. Yaramı ruhuma dikmişim.
Seni hatırlamak için senin yaranı ruhuma dikmişim. Her geldiğinde yeni bir umut ışığı yakmışım kalbime ama asla görememişim sen geldiğinde hiç gelmemişsin ki… Ben aslında sen varken de hep yalnız olmuşum. Sanırım bu yüzden senin açtığın yarayı koruyup durmuşum. Sanmışım ki eğer yarayı korursam o yarayı açan günün birinde gelir ve iyileştirir beni. Ne büyük bir yanılgı!
Geldiğinde bile hiç yanımda olamayan bir adamın yarasını taşıyorum ruhumda. Belki de sırf bu yüzden bazı geceler nedensiz ağlamaya başlıyorum. Biliyorum yaram kanıyor, sen kanıyorsun.
Birinden gerçekten vazgeçtidiğinde onun açtığı yaradan da vazgeçmen gerekiyormuş. Sanırım ben her şeye rağmen ben fark etmesem de seni beklemişim. Yaram seni beklemiş.
Şimdi hayatımda ilk kez senden vazgeçtiğim gibi, yarandan da vazgeçiyorum. Ruhuna diktğin bir yaradan vazgeçmek ne demek sen bilirsin?






Son yorumlar