Bazen sana bakıyorum, gözlerini bana doğru dikmiş, karşıma geçmiş sanki hesap sorar gibi duruyorsun öylece… Biraz mahçup, biraz sessiz, biraz durgun, biraz da boşvermiş gibisin hayatı… Sanki yorgun bakan gözlerine yılların kırgınlığı saklanmış gibi… Sanki herkes seni çok üzmüş de ama içlerinde en çok ben üzmüşüm gibi… Üzülme diyemediğim gibi, üzülmene de engel olamıyorum artık sanki… Biraz suçlu, biraz da suçsuz hissediyorum kendimi…
Aradan geçen yıllara yenik düşmüş, değişmediğini söyleyip çoktan kalbinin sahibine küsmüş, ne istediğini bilmeyip karıştıkça daha da karmaşıklaşan insanlar gibiyiz artık… Değiştik ikimiz de… Kabullenemedik hiç ama hayatın akışında farkında olmadan büyüdük belki de…
Başka yürek yangınlarına ev sahipliği yaptı yaralı gönlümüz… Yüreğimiz kor olup, küle dönüp, küllerinden yeniden doğmaya çalışırken bile biz her şeye rağmen yine birbirimizi sevdik… Ne kendimizden geçtik ne birbirimizden…
Canımız acıdı sustuk, başkalarının bizi sevmesiyle yıllarca kendimizi avuttuk, oysa içimizde bir yerlerde hep birbirimiz için yaşadık… Oyaladık, oyalandık ve sonunda bir anda yorulduk… Koptuk bizi şefkatle bağlayan huzurlu düğümlerden… Ayrıldık… Hafifledik belki de o an için kurtulduk… Sonra yine birbirimizi bulduk ama değişen bir şey olmadı biz yine birbirimizi yorduk…
Anlayacağın ne durabildik birbirimizde, ne de gidebildik birbirimizden… Hiç bilemedik bir adım sonrasının ne olacağını, hiç kestiremedik düşüncelerimizde birbirimizi… Biz kaybettik… Ne acı biz bir kez daha kaybettik bugün birbirimizi…
“O benim için geçmişe anıt bırakılacak kadar değerli; geçmişte bırakılamayacak kadar gerekliydi. Gelecek vaatsizliğine rağmen şimdimdi ve belki de düşleyemesem de, yarınımdı…”K.Tazeoğlu






Nisan 13th, 2011 on 08:14
çok güzeel yaa yüreğinize sağlık pylaşım için teşekkürler
Nisan 13th, 2011 on 23:36
çok teşekkür ederim Hüseyin Bey