“Sizin aklınız yok, aptalsanız, beyniniz kötü şeylere çalışıyor, sizin kendinizi ve çocuğunuzu internetteki zararlı içeriklerden, kaka mecralardan koruyamayacağınızı bildiğimizden, size yol gösteriyoruz, bunun neresi kötü…” diyor Sayın yetkili.
Ki haklı; bizler aptal insanlarız, kötü olan herşeye heves ederiz, gün boyu porno izler, arada yurt dışı sitelerden bahis oynar, boş vaktimiz kalırsa da video veya mp3 indiririz, sınavlara az süre kala google’a mod medyan yazar ne olduğunu öğreniriz, tüm kötülüklerin anası internet o yüzden internet komple yasaklanmalı…
Çünkü internette bir şiir okurken, bir video izlerken, bir makaleden notlar alırken, bir habere yorum yazarken, bir ödevi araştırırken, bir konu hakkında sörf yapıp fikir edinirken beni bir şeyin izlediğini bilmek, kayıt altına alındığımı düşünmek hoşuma gitmiyor ve bu hoşuma gitmeyen şeyin bana dikte edilmesine isyan etmemeliyim eğer edersem yukarıdaki benzetmeleri hak eden bir insan olurum.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun düzenlediği ve 22 Ağustos 2011′de yürürlüğe girecek; “İnternetin Güvenli Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar”ı için, emeği geçen, fikir veren, bizi bu kadar düşünen canım yetkililerime teşekkür ediyorum.
Sınavları doğru ve adilane yapmaları, devletin vatandaşına koşulsuz, şartsız sunması gereken; sağlık ve eğitim hizmetindeki aksaklıklara da bu denli kafa yormalarını ve çözüm üretmelerini diliyorum.
Ve gündem belirleyen, devrim yapan, hiç birşeyin artık eskisi gibi olmayacağının en büyük kanıtı olan internetten bu kadar ürkülmesi, yazan, okuyan, paylaşan insanların çok kısa zamanda örgütlenmesi, tepki koyması gibi gibi muhteşem etkilerinin olması birilerini tırsıtıyormu onuda bilemiyorum…
Durum kısaca alttaki gibidir:
22 Ağustos 2011′de belkide Türkiye’de kişisel özgürlük adına sağlam kalan son kale’de elden gidiyor. İnternet kullanıcıları sunulan 4 internet filtresinden birini yasa gereği seçmek zorunda kalacak. 22 Ağustos’ta devreye girecek düzenlemeye, ‘aile, çocuk, yurtiçi ve standart paket” olarak 4 değişik filtrelemeye geçilecek.
Her internet abonesi bunlardan birini seçmek zorunda kalacak. Seçim yapmayan kullanıcı Standart Paket’e yönlendirilecek.
Kara listedeki sitelere giriş yapılamayacak. Üstelik yasaklı site olmadığı belirtilen ‘Standart Paket’le bile bu mümkün olmayacak.
Filtreyi aşmak ya da aşmaya çalışmak suç sayılacak.
Ayrıca internet servis sağlayıcıları filtrelerin aşılmasını engellemekle sorumlu tutuluyor. Aksi halde onlara da ağır para cezaları öngörülüyor.
Standart filtre kapsamında, DNS’ler kullanarak bu tip sitelere girebilenler de artık bunu teknik olarak başaramayacak.
Her pozisyonda tüm alkışlarımı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderiyorum…






Mayıs 7th, 2011 on 02:08
Sayın Cengiz Aydın;
Şu an yapılan uygulama direkt zararlı içerik barındırdığı tespit edilen internet sitesi adreslerine erişimin engellenmesidir. İçeriğe yönelik bir uygulama değildir. Örneğin free6 internet sitesi ki içeriği pornogrefik görsellerdir. Telekominikasyon İletişim Başkanlığı’nın 01.04.2011 tarih ve 421.02.00.2011-129032 no’lu kararı gereğince İdari Tedbir uygulanmaktadır. Bahsettiğim gibi uygulama sadece bu site adresinedir. Oysaki aynı içeriğe newfree6 adresinden ulaşmak mümkün.
Çalışma hayatının 13 yılını, Bilgi Sistemleri uzmanı olarak tamamlayan ben; bu sitenin varlığından, özgür kullanıcılarım sayesinde, 2005 yılından beri haberdarım. İdari Tedbir’in koyulduğu tarihe dikkat edelim. Kaç sene bu site meraklılarının merakını gidermiş?
İçerik filtreleme bu bağlamda bence son derece gerekli.
Mayıs 7th, 2011 on 02:16
Sayın Armağan bahsettiğiniz olayları biliyorum ve çok ta net anlıyorum ve de destekliyorum onda problem yok. Problem 22 ağustosta seçeceğim bir filtre ile internetteki tüm legal eylemlerimin izlenmesi…
Kötü içeriğe istediğini yapsın ama bana zorla bir filtre seçtirerek beni kayıt altına almasın. Bahsettiğim budur.
Mayıs 7th, 2011 on 01:42
Bence BTK’nın bu konu ile ilgili açıklamasını iyi yorumlamak gerekiyor. Tayfun Acarer yaptığı basın toplantısında; “”erişime engellenen sitelerin yüzde 40′ının çocuk pornosu ile ilgili olduğunu ve bunların yurt dışı kaynaklı siteler olduğunu söyledi. Yeni sistemde seçenekler olarak sunulacak çocuk, aile ve yurtiçi profilleri arasında ne fark olduğunun sorulması üzerine ise; Acarer, “Çocuk profili kısıtlı, aile ondan daha geniş, yurtiçi ise en genişi. Yurt içi ile aile arasındaki fark ise; şu anda erişimi engellenmiş olan sitelerin neredeyse tamamı yurtdışı kaynaklı. Türkiye’de çocuk pornosu içerikli site hiç üretilmedi. Ancak erişimi engellenen sitelerin yüzde 40’ından fazlası çocuk pornosu ile ilgili. Yani bizim sitelerimiz çok daha güvenli. Yurt içi profili de buradan kaynaklanıyor.”" Bir de standart filtreleme var ki, en geniş kapsamlı olan bu. Ama standartta da çeşitli engellemeler mevcut.
Çocuk Filtresi uygulamasında ise; tüm ebeveynler bilinçli değil. Yorumu toplumun genelini düşünerek yapmak gerekiyor bence.
Bunun adı fişlenmek ise, evet başta çocuk pornocular fişlensin.
Sayın Nebula yorumunuza sonuna kadar katılıyorum, bunun adı özgürlüklerin kısıtlanması değil, suçun etkin biçimde engellenmesidir.
Mayıs 7th, 2011 on 01:49
Sayın Armağan
Standart filtreli seçeneği ile girdiğiniz internet ortamında her eyleminizin filtreyi seçerken verdiğiniz kişisel bilgileriniz ile kayıt altına alındığını düşünerek saygı kuralları içerisindede olsa da rahat rahat bir habere yorum yapabilirmisiniz veya yorum yaparken ya kayıt altındayım şu cümleyi şöyle yazayımda yanlış anlaşılmayayım tedirginliği yaşamazmısınız, aba altından sopa gösterilmesi değilmidir bu…
Bahsettiğiniz tüm illegal siteler ve daha fazlasına bende karşıyım herkes karşı, bahsettiğim farklı bir boyut legal olan tüm internet faaliyetinizin bir sistem tarafından depolanmasından bahsediyorum bu durumda insanlar ne derece objektif olur, kendini rahat ve özgür hisseder…
Mayıs 7th, 2011 on 03:04
Sayın Cengiz Aydın;
Saat 01:36 da sizden gelen ” Çok açık ve net şuan yasadışı içerik barındıran ve bahis, porno vs yayımı yapan sitelere zaten erişim yasak, denetleyip kötü içerik barındıran siteleri zaten engelliyorlar” yorumunuza istinaden di benim bilgilendirmem ve verdiğim örnek.
Bu arada tedirginliğe çok önceler başlamanız gerekiyordu. Teknolojinin her alanında kelime filtreleme ve depolama uygulaması hali hazırda zaten var. Ve bu uygulamalarda tespit edilen zanlılar ya da suçlular gerekli merciilerce mercek altında ya da yargılanıyor – sorgulanıyor. Yani tedirginlik yaşamak için çok geç ya da tedirginliğe başlamak için 22 Ağustos 2011 tarihini beklemek çok erken.
Mayıs 7th, 2011 on 03:18
Sayın Armağan tonlarca engelli site var denetleyip engelliyorlar sizin bahsettiğiniz siteyide denetler ve engellerler demek istediğim budur, engelleme mekanizması zaten ellerinde. Ayrıca zaten kelime bazlı cümle bazlı paragraf bazlı herşeyim kayıt altında benim, halka açık bir mecrada yazıyorum dolayısı ile bir tedirginliğim kişisel olarak yok, insan özgürlüğü kavramı anlamında var. Ve bununda çok basit şekilde daha önceki yorumlarımda; illagal sitelere girmek adına değil internete her girdiğimde kayıt altına alınmanın mantığı yok diye belirttim… Ve TİB geçenlerde 138 kelimenin site içeriğinde veya domainlerde kullanılmasını yasakladığını duyurdu ve bu yasak kelimelerden biride “haydar” dı daha sonra TİB bu duyurunun geçersiz olduğunu duyurdu…
Ve benim neden dolayı tedirgin olduğumu düşündüğünüzü merak ettim.
Mayıs 7th, 2011 on 03:40
13 senelik deneyimimle ve dostane olarak; yazınızda ve farklı yorumlarınızda ki çelişkileri düzeltmeye çalıştım. Saygılarımla…
Mayıs 7th, 2011 on 03:42
Mayıs 7th, 2011 on 03:57
Dostane ve samimi bir muhabbet oldu. Çok haz duydum, teşekkür ederim.
Benden de EyvAllah
Mayıs 7th, 2011 on 03:59
Tüm çelişkilerimde yorumlarınızı beklerim ve ben teşekkür ederim…
Mayıs 7th, 2011 on 12:32
Ama Cengiz Bey; site adresine engelleme yapılması çözüm değil ki. Site engellendiğinde biraz değiştirilmiş bir adres olarak, aynı site tekrar çıkıyor. Bu yeni adresli sitenin keşfedilip engellenmesi süresince geçen zamanda yaşananların hesabını kim verecek? Genelimizin mağduriyetini, bazılarının özgürlüğü olarak algılamayın.
Mayıs 7th, 2011 on 15:21
Bu iş için maaş alan işi bu olan bir kurum var bu durumu onlara soracaksınız, bulup engelleyecekler, ama ben ne demek istediğimi sanırım hala anlatamıyorum… O yüzden komple yasaklansın herkes rahat etsin
Mayıs 6th, 2011 on 23:32
Sn Nebula benimde hislerime tercuman oldunuz. Size katılıyorum.
Mayıs 6th, 2011 on 23:21
Ben çocuğuma çizgifilm izletmek için, onun yanında arama yaparken, bazen soğuk terler döküyorum. “Hadi çocuğum sen biraz uzaklaş, ben seni çizgifilm bulunca çağırırım” diyemiyorum tabiki.
Ve bazen de, kimse olmasa dahi, kendimden utanıyorum gördüklerim karşısında. Bence olması gereken bir yasa. Çünkü; izleyip izleyip sokağa dökülen tecavüzcülerin elinden, çocuklarımız, kadınlarımız kısmen de olsa kurtulmuş olur. “Televizyon kanallarından da kalksın bu fazla özgürlük” derim ben şahsen! Her konuda rahat olmak kimseye birşey kazandırmaz. Aksine, fazla rahatlık, bir çok insanın yuvasını yıkıyor, hapislerde çürütüyor… Ne gerek var ki, söylermisiniz, aşırı özgürlüğe?
Mayıs 6th, 2011 on 23:31
1-Çocuk filtresi veya diğer filtreleri kullanmak isterseniz kullanırsınız ama yasayla mecbur kılamazsınız,
2-Televizyonda beğenmediğiniz kanalı izlemezsiniz
3- İnternette veya televizyonda izledikleriyle sokağa dökülen tecavüzcüler örneğinizin internet veya televizyonla direk bağlantılı olduğunu düşünmüyorum… nedir yani nette şunu gördüm tv de bunu gördüm acayip tecavüz edesim geldi mi diyor insanlar, bu suç ve sapıklık unsurunu beyninde bulunduran bünyelere has hastalıklı bir durum, genele yayılamaz…
Mayıs 7th, 2011 on 01:15
İlk aklıma gelen; kırmızı noktalı filmlerin gece gündüz ayrımı olmadan yayınlandığı zamanlarda, 86 yaşındaki alt komşusuna tecavüz eden 22 yaşındaki genç. “ilk ifadesinde: Kırmızı noktalı film izledikten sonra, kendime engel olamadım, böyle birşey yaptım, pişmanım” demişti.
Yada çok sıcak 3 küçük kızımızın yaşadığı vahşet aklıma geliyor. Yapılan araştırmada; zanlının internet ortamında çocuk pornosu sitelerine olan merakının tespit edilmiş olması…
Çok şükür artık çocuklarımızla daha rahat televizyon izleyebiliyor, komşularımızdan bu anlamda eskisi gibi korkmuyoruz. Büyük bir tehdit unsuru oluşturan zararlı yayın ve internet siteleri hayatımızdan yavaş yavaş elini çekiyor.
Tabi ki çeşitli önlemler almak mümkün, sadece kendi bilgisayarımızda veya sistemlerimizde. Ancak yeterli değil. Çünkü; oluşturulan bu filtreleme kurallarını, zararlı içerik barındıran internet sitelerinin aşması basit.
Mayıs 7th, 2011 on 01:36
Bende size bir çok iyi örnek sayarım, şuan ki haliyle zaten dns ayarlarınızda oynamadığınız sürece o tarz sitelere giremiyorsunuz. Ve değim gibi zaten isteyen filtre talep ediyor kullanıyor. Verdiğiniz örneklerde yola çıkarsak zaten herşey yasaklanmalı, tv de veya nette içki içen birinin araba kullandığını görüp aynısının izleyen insanlar tarafından da yapılacağının düşünülüp içki satışının tüm ülkede yasaklanması gibi çok örnek üretebiliriz…
Ve bahsettiğiniz sitelere biz bayılmıyoruz bizde karşıyız, yani öyle bir ortam oluştu ki sanki ben porno ve bilumum kötü içerikli siteleri savunuyormuşum durumuna sokuluyorum, ben yasağa karşıyım yani fişlenmeye, yani kayıt altına alınmaya, yani legalde olsa izlediğimin okunduğumun başkaları tarafından bilinmesini insan haklarına aykırı görüyorum. Bu ülkede okuduğu gazeteler, izlediği televizyonlar baz alınarak siyasi partilerin oy oranı bile tahmin edilirken bana bu yasağı savunmak mantıklı gelmiyor. Çok açık ve net şuan yasadışı içerik barındıran ve bahis, porno vs yayımı yapan sitelere zaten erişim yasak, denetleyip kötü içerik barındıran siteleri zaten engelliyorlar hal böyle iken internetteki tüm eylemlerimizi kayıt altında tutulması mantıklı mı?
Mayıs 7th, 2011 on 02:29
Açıkçası; ben kimseyi bilimum kötü içerikli siteleri savunmakla eleştirmedim. Ancak şunu bilmeliyiz ki; bizler hayatımızın her yanını sarmış olan, tehdit ve tehlikelerden korunmak konusunda kişisel yeterliliğe sahip değiliz. Bu durumda devreye; üst mekanizmalar girmektedir. Bu kalkana özgür olamıyoruz yaklaşımı ya da fişlenme korkusu ile karşı çıkma mantığı, tamamen bencillik olur. Zaten, sapık zihniyetler, kötü içerikli sitelere girme gereksinimi duymadan, bu işleri yapmaktadırlar. Yüzlerce yıldır ne televizyon, ne de internet vardı…Mühim olan eğilimi engellemek! Alkolün ise bildiğim kadarıyla hiç bir faydası yok. Yaptığı ise masum insanların trafikte veya kavgalarda, düğünlerde yaralamak, canını almak vb… Bu bağlam da bakarsanız, alkollü araç kullanma yasağı ile, ailemizle rahatça trafiğe çıkma korkumuzun da ortadan kalkmasından gayet hoşnutuz. Yasalar bizim için konulur ve yasaklar halkını korur.
Mayıs 7th, 2011 on 02:42
Sayın Nebula içinde bulunduğumuz süreçte Mısır, Libya, Tunus ve diğerlerinin başında olan diktatörlerin de halkının refahı için yasak koyduklarını söyleyebilirmisiniz. Seçilmiş aile konumu ile yıllarca ülkeyi halkın ızdırabından habersiz yönetme ve bu yönetim şekli için koyulan yasaklar da halkın iyiliği içinmidir ve kısa sürede internet devrimi diye nitelendirilen hareketin başlangıç noktası değilmidir internet.
Mayıs 7th, 2011 on 03:03
Ve bir ekleme şarap kalbe iyi geliyor…
Mayıs 7th, 2011 on 03:10
Her gün bir kadeh şarap ya da bir bardak bira içenlerinse hastalığa yakalanma riskinin yüzde 10 arttığı ortaya çıktı.Key, Daily Telegraph gazetesinde yayımlanan açıklamasında, “Araştırmalar çok açık şekilde ne kadar alkol alınırsa bağırsak kanserine yakalanma riskinin o kadar arttığını gösteriyor” dedi.”Riskin artışı çok önemli değil, ancak insanların alkol tüketimini sınırlandırarak başta bağırsak kanseri olmak üzere bazı kanser türlerine yakalanma riskini azaltabileceklerini anlaması gerek” diye konuştu. International Journal of Cancer dergisinde yayımlanan ve 6 yıl süren araştırmaya, 10 Avrupa ülkesinden 1800′ü bağırsak kanserine yakalanmış 478 bin kişi katıldı. (31 Temmuz 2007) Alıntıdır…
Mayıs 7th, 2011 on 03:27
Benim şarap tespitim 2 kalp ameliyatı geçirmiş bir dostumun hayatıyla doğru orantılı, zira bir makalede yumurta çok zararlı diğerinde yumurtasız hayat olmaz der… ve herkes kendi makalesini baz alır…
Mayıs 7th, 2011 on 03:19
İfrat ve tefrit mantığını hayatın tüm evrelerinde görebiliriz. Bu mantıkta herşeyin dengede olması gerekir. Dünyamız bile daha hızlı dönse idi, üzerinde bizde dahil, damla su kalmazdı. Ve yavaş dönseydi, elektro manyetik alan problemi ile uv, xr vb… ışınları, yüzeyine daha çok ve yoğun emeceğinden, yaşam olmazdı. Yani yasalar ne ileri derecede ve zarar verici olacak kadar kısıtlayıcı, ne de insanları yoldan saptıracak kadar özgürleştirici olmalıdır. Faydası olan her yiyecek, dozunu aştığınızda size zarar veriyor ise, yokluğu da o derece zarar verir.
Mayıs 7th, 2011 on 03:33
Ben sadece sıradan bir insan zekası ile, yasakları irdeliyorum… beni ve insanı aşan değerleri tüm ulviliğiyle kabul ediyorum.
Mayıs 7th, 2011 on 03:54
Eyvallah
Mayıs 6th, 2011 on 20:56
pes diyorum ben artık diyecek birşey bulamıyorum bunlara o küçük beyinleri ancak yasaklar için çalışıyor!!! bütün sorunlarımız bitti internete sıra geldi haklı adamlar memlekette yapacak iş kalmadı her şey 4/4 lük güllük gülistanlık…sonumuz hayır olsun diyeceğim ama bunlar başımızda oldukça hayır olacak gibi görünmüyor.