Anne en son sana ne zaman şiir yazdığımı düşündümde.
Hatırlayamadım…
sanırım ilkokulda yeni okuma yazmayı öğrendiğim zamanlardı.
Ne kadar çok ihmal etmişim ben seni böyle anne.
O zaman yarım yamalak Türkçemle anneler gününü kutlamıştım.
Benim lugatım hiç büyümedi anne.
Hala çok yarım tamamlayamadım şu bütünleri.
Biraz yine senden mi çalsam.

Artık bende anneyim…
Seninle bir arkadaş gibi dertleşebilirim.
Sen beni ne kadar çabuk büyütüp,
hayata hazırlamak istemiştin.
Ama acılarımı bir kenara bırakıp büyüyemedim.
Kısır kaldı kadın halim baksana…
Hala çocuk gibi sana şikayetlerdeyim.
Ben sana yaşadıklarımı süründüklerimi,
yüreğimin parçalandığı her anı nasıl anlatırım ki;
Yüzünün zaten hüzünlü coğrafyasına rahmet yağdırmak
yakışır mı bana…
Her ağladığımda yüzümü silen sana.
Bende ağlamayı hiç yakıştıramadım anne.
Bilirim söylemesemde hissedersin sen beni…
Yüreğinden yüreğime bağlı o köprüyü kimse,
şükür keşfetmedi.
Bizim sırrımız olarak kalsın bu anne.
Tabela dikip orayı kimseye tarif etme.
Anlatamadığım her adreside sen anla bana sorma.

Sen babanemin seni ezen ayaklarına bile hürmetle, hoşgeldin derken.
babamın beni doğurduğu gece seni aldatmasını, affederken.
Sen bizi o ekmek parasına kestiğin saçlar içinde,
en iyi şekilde tertemiz büyütürken.
Ben temiz evlerde,
aldatılmayan eller bana dokunurken bile.
Beceripte çocuğumu büyütemedim.
Alarm veriyorum.
Eksik kadınlığımla hayata.
Affet beni ne olur anne…

Ben senin gibi saygıyı haketmedim.
Gelinim sövebilir.
Oğlum ayda bir arayabilir.
Kocam önüne gelenle yatıp beni aldatabilir.
Senden kaçırdığım gözlerimden.
konuşmadan yuttuğum her heceden.
yalan söylemek zorunda kaldığım,
tüm hissedişlerden.
Geç kaldığım akşam üzerlerinden.
Bana pezevenklik yaptığını söyleyen babamın,
Seni inciten her sözü için…
Senden özür dilerim.
seni üzmemek için sustum.
Senden saklamamak için sevgililerimi anlattım.
inan başka mazeretim yok… şimdi bende anneyim.

Oyun zamanları tutar çağırırdın ya,
ne çok kızardım sana.
Oysa ne büyük dersmiş.
Hayatın en tatlı yerinde gitmek zorunda olduğum,
çok hikaye oldu sonra.
Hep sen geldin aklıma.
Babamın içkisinden bıkıp terketmeyen kadın halini,
aciz bulur söylenirdim ya sana.
Of anne of…
Hayatımı sikiyorlar.
Köküne kadar beceriliyorumda gidemiyorum.
Emin ol…
Sen çok daha erdemli yaşadın.
Boktan yaşayan biziz.
Guslü öğrettin ya kafamıza vura vura.
Her gün becerildiğin hayatın guslü tutmuyor anne.
Suç benim mi?

Bir kahvenin kırk yıllık hatırı var diye,
yoldan adam çeviren sen.
Deniz yok oralarda diye yeğenlerini eve toplayıp.
Bizi yerlerde yatıran sen.
Niye kızmışım ki sana.
Benim evim yapayalnız anne.
Duvardaki insan suretleri sanki halime gülmekte.
Bu yalnızlık en büyük cezam inan kendi hikayemde.

Dizinin ağrıyan acılarına yaslanmak istiyorum.
Saçının yalnızlıklarını inkar eden üstü boyalı beyazına.
Takma dişlerinin ete dokunamayan acımasına.
Hayatının yorgunluklarına.
Parmağında dokunmaktan nasır tutmuş sevgi kırıntılarına.
Ben senin gibi olamadım anne.
Gözüm yaşlı…
Elim sevmekten kaçarcasına korkak.
Dudağımsa ıslık çaldı hayattan.
Ütülerim bile kırışık.
Ne hayatın içinde anne olarak,
ne de tertipli bir yürekle,
kadın dışında düzgün durabildim.
Bakma incik boncuk takmama.
Onlar benim hayata tutunma zincirlerim.
Ben senin gibi,
sade bir güzelliği sergileyemedim.
O kadar asil değil benim yüreğim.
Biliyorum ki;
Beni sevme sebebin karnında beslediğin bağdan gelir.
Unut anne o bağı…
Ben seni haketmek için yerlerde sürünüp insan olmayı bilmeliyim.

Yılların yorgunluğu senin gülümsemeni eskitti.
Kardeşimle benim eşşekliğimiz baki kıldı.
Senin yetiştirdiğin çocukların büstü dikilmeliydi ki;
Biz bir baltaya sap olamadık.
Hayata tutunmaya çalışan ellerimiz paramparça.
Avuçlarımı saklıyor sana dokunamıyorsam kızma.
Sana sevgim hiç eskilmedi.

Üç kuruşu zor günlere saklayıp, yüreğini cömert kılarken,
insanlığı anlamayanlara.
Bize kızdığın her yerden ciğerimizi dağla.
Ne kardeşim ne ben,
senin gibi sevemedik insanları biz.
Günahım…
Utandığım…
Olamadığım her şey, an gibi sensin işte karşımda.
Anne sen yinede bizi bırakma.
Kafamıza vura vura anlat.
Bir kadın bir anne nasıl olur.
Nasıl insan olunur.
Hiç kızmayacağım söz sana.
Ben seni çok seviyorum.
Bunu sana o kadar uzun zamandır söyleyemedim ki;
Çok eşşeğim ben anne.
Her anneler gününde,
önünde diz çöküp günah çıkaracağım.
Sakın beni günahlarımla baş başa bırakma.

Benzer yazılar

  • 08 Mayıs 2011 -- İyi ki varsınız hanımlar :) (0)
    Doğumumda ölümlerden döndük ikimizde öyle kavuştuk biz canım annemle birbirimize... Uzun bekleyişler sonunda tam tamına 10 yıl sonra onun hayatında var olmamla birlikte annelik rolünü de kattı yaşadığ...
  • 07 Mayıs 2011 -- Canım annem… (2)
    Neden büyüdük ki, oysa küçük olmak güzelmiş sorumluluk olmayınca hayat çok kolaymış... Hani hep derdin ya Annem, el kapısı var kızım İnsanı, iğnenin deliğinden sokarlar da çuvaldızın deliğinden çık...
  • 07 Mayıs 2011 -- Anne Olmak… (0)
    Hayatımın en curcunalı dönemini geçiriyorum. Öyle bir koşturmayla geçiyor ki günler, aylar;  bazen 2011 senesinde olduğuma inanamıyorum. Zaman ne kadar çabuk  geçiyor diye  hayıflanıyorum sıklıkla, ke...
  • 09 Mayıs 2010 -- Anneyle evladı arasında kopan tek şey göbek bağıdır (1)
    Türkiye'nin en iyi topluluk blogu seçilmiş olmanın bünyemde yarattığı moral ve bu moralle yazdığım ilk yazının anneler gününe denk gelmesi hoş bir tesadüf. Bu bağlamda 21 Nisan 2009'da yazdığım ann...
  • 20 Aralık 2009 -- Anneliğe dair (2)
    Yok böyle bir duygu seli. Yok böyle bir sevgi. Gerçi, rahmetli anneannem, ''Anne var, annecik var'' derdi. Ama ben anlamam, ben bilmem cik-cuk olamaz bu duyguda. Anne annedir ve olmalıdır da. Çünkü...
  • 21 Nisan 2009 -- En rafine sevgidir annenin evladına beslediği (2)
    Anneler günü ile ilgili bir yazı yazmak için araştırmalar yaptım, rivayet... tahmin ve benzeri yazıların olduğu bir çok şey okudum, okuduklarımı kendime göre özetledim bu özetlemenin sonucunu aşağıda ...