“…hayatta en çok küçük şeyleri önemsedim ben. Bana verilenler aslında hep küçük ve büyütülmeye meyilli hayallerdi. Aşklarım, dostluklarım, uğraşlarım, inancım hiçbir zaman sıradan olmadılar bu yüzden…”

Gittikçe ufalanan bir dünyada yaşıyoruz. Her günümüz bize özelken, biz ne yapıp ne edip sıradan ve paramparça etmesini çok iyi beceriyoruz. Ardından hayali suçlular yaratıp, kendimizi ayyuka çıkartıyoruz. Bizler nedense ikiyüzlülükte sınır tanımayıp, yeni keşiflerle daha da büyütüyoruz. Ve zaman ne kadar aleyhimizi geçiyorsa o kadar yalnızlaşıp, güvensiz bir bireyler oluyoruz…

Sanmayın ki çok mutluyuz, her şeye yalancı şükürlerle doluyuz!

Bizler aslında kaybedilmiş küçük ve önemsiz sandıklarımızın bataklığında boğulurken, nasıl yaşadığımızın asla farkında olamayan yaratıklarız!

Evet, biraz acımasız gibi oldu sözlerim, şimdi her şey bu kadar olumsuz mu, hiç mi güzel olan bir şey yok diye mırıldananlarda olacaktır. Ki muhalefet ve her düşünceye saygı, tamda şu anda en büyük ihtiyaç… Çünkü dinlemeyi bilmiyoruz, anlaşamamaktaki en büyük sorunumuz kendi fikirlerimizin gölgesinde fazla dinlenmemizden kaynaklanıyor hep. En son ne zaman birisinin karşısında sessizce oturup onu dinleyebildik mesela… Yani öyle süslü püslü yaşamaya hiç gerek yok! Bulunduğun mekânın, senin diğer insanlardan ayıran farklı bir tarzın olduğunda da değil, aksine her şey bir tebessümle başlar ve sen o tebessümü ne kadar çok kişiye ulaştırırsan o kadar güzelleşir dünya(mız)!

-Sevdiğiniz türküleri dinleyin, size miras bırakılan toprakları ellerinizle ara sıra avuçlayın, kokusunu ciğerlerinizi çekin ve şükürse eğer işte o anda size o mutluluğu hissettirene iman edin!

Sanmayın ki huzur çok uzaklarda, o aslında içinizde büyümeyi bekleyen bir tebessümde sizi gözetlemekte!

-hadi gidin bir çocuğa unutamayacağı nasihatlerle dolu bir hikâye anlatın. Bir bebeğin uykusunun izleyin, bir arının uçmasını, bir karıncanın teninizde gezmesini ve hala sizi bekleyen bir annenizin ayağının altında ki cennete ulaşabilecek zamanınız varken “kendinizi ödüllendirin!”

 

emr nby (sizden biri/ belki sen)

İlginizi çekebilir

  • 28 Eylül 2010 -- Rüyanız hayrolsun teyzeyi istiyorum ben :) (0)
    Uzun zamandır böylesine huzurlu uyanmamıştım. Belki de aylar sonra ilk defa gülümseyerek açtım gözlerimi yeni güne. Öyle bir rüya gördüm ki, sanki gerçek gibiydi... Konuşmak, dokunmak, içinden ne ge...
  • 25 Kasım 2009 -- Şehr-i hüzün (2)
    Gözlerimi yeni bir güne açıyorum kendimi alıştırmaya çalıştığım hayatın beni yataktan çekip almasına henüz alışamasam da, her sabah İstanbul’u görmeye yüreğime kocaman bir günaydın demesine alıştım. ...
  • 26 Şubat 2010 -- Kuş Apartmanı (0)
    Yandaki görsel yurdumun güzel insanlarının merhametini en net şekilde gösteriyor. Yer Üsküdar Kısıklı Mahallesi Salih Solman piknik alanı, görüntüdeki de kuş apartmanı, kuşların gerektiğinde sığınmala...
  • 07 Şubat 2009 -- Sanal dili ve edebiyatı 4 (0)
    HABER Dünyanın en pahalı 5 evi 1.Dünyanın en pahalı evi Fransız Rivierası'ndaki Leopolda Villası. Geçen yıl ismi açıklanmayan bir Rus milyarder ( söylentilere göre Roman Abramoviç) daha önce sa...
  • 15 Kasım 2009 -- Gün bugünkü gün – saat bu saat (0)
    Ne zaman, ''keşke'' desem ya da ne zaman ''program'' yapsam, rahmetli anneannem, ''Gün bugünkü gün, saat bu saat'' derdi. Offf küçüktüm ki o zamanlar, anlamazdım. ''Bu nasıl söz ki böyle'' der sinir o...
  • 04 Ekim 2011 -- İşin yoksa bekle beni (0)
    1- Bazen Bir virgül kayar cümlelerimden Hayatımın bütün anlamı değişir Değişir eski yeni, geçmiş gelecek ne varsa En ufak bir umut kıvılcımında Kocamanlaşan gözlerin ışığına denk düşer Bazen ...