Yıllar geçmiş… Kendisine dikilen elbise çoktan daralmış, hayattan yediği ve atamadığı kazıkların bileşkesinden doğan saf profil, o elbiseye artık sığmıyor. Düş ağrısı, iç ağrısı, ağır ve tehlikeli gece mesaileri, küflü yanılgılar, kırık hayaller çok yer kaplıyor ve hala kendi kanıyla sevişiyor.

Aslında… aslında var ya ne kadar rezil olursak o kadar iyi, her rezil oluş kurtarılmış bir bölgenin halka arzı gibi, bir adım daha kendinsin, bir adım daha kaybedecek hiç birşeyi olmanın özgürlüğüsün. Ha sahafta karşına çıkan naftalin kokulu bilmem kaç senelik az basılmış ama çok satmamış bir roman, ha ben… ikisi de aynı. İkisi de birbirinin uçurum kenarı, ikisi de birbirine umut-suzluk, ikisi de birşeyleri çoktan ıskalamış.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Osuruk çiçeğinin özündeki yaşam sevincine bile razıyken, gelincik tarlasına öte-kileştirilip bırakılmış gübreysem, ve sesim çıkmıyorsa bu dilimin oynanan oyuna susarak küfrettiği onurlu bir eylemidir. İşte bu sebeple; yalancı mutluluk dağıtan sefa pezevengi bir yazarın romanında değil, kör bir şairin gördüklerinden ilham alarak yazdığı şiirlerde bulurum kendimi.

Heveslendiğimiz yarınlar kafayı çekip sızmışken; an olup, yar olup yarıyorsun cümlelerimi… Niyetler iyi ile pek-iyi arasında gidip geliyor ve zaman hınzırca gülüyor, ben kendimi şimdi tam bu noktada senle çarparsam; ya patlarız ya düşeriz…

Zaten çoktandır kendimi gözlerindeki uçurumdan atasım var.

Es kaza ben bu sempozyum bilinçle, gecesini bilmediğim bir şehrin sabahına uyanırsam, çok yaşamam… Zira ağır bir aşk ih(ti)maliyim…

– Hey sen! çıplak kafalı adam ne çok susuyorsun.

– …

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 28 Mart 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Beni bir şeylere yarım saat varken ağlat. (1)
    otobüste, iş yerinde, hiçbir sebep falan yokken… durup dururken; “connecting people!” diye bağırasım geliyor. algıda bi acayiplik bi saçmalık durumu söz konusu… bahar sendromu devrelerimi gevşetti… ya...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18) (0)
    Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da  zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp ş...
  • 09 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Sobe (0)
    Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretle...