Ne kadar git diye bağırsan da kal gitme der gibi halin duruşun… Ve gidişine tanık olmaya dayanacak kadar güçlü olmayışımdan gidişim. Sözlerim yine bir tekerleme gibi dolanabilir diline, her gece düşlerime dolanışın gibi, tutup bırakmadığın yüreğimi alasım gelmiyorsa ellerinden bilmelisin ki seni sevdiğimden.
Üzerimize yıkılan her şeye inat ayağa kalkışını izlemek, ölümün kenarında bile olsa insanı gülümsetecek kadar güzel. İki dünya arasında sıkışmaya alışık bünyeme ters değil, gitmekle kalmak arasında kalışım, gitsem de yüreğim sende kalacak, kalsam senden bir daha kopamam biliyorum.
Her gece ayın yüzeyine bir saray kuruyorum, dünyadan kopmak için çabaladıkça yakamda hayatın kanlı ellerini buluyorum. Şah damarım kesik aşk kanıyor, hayat bizi yaşatırken nasıl da katilimiz oluyor gördün mü adam. Bizi seçim yapmaya zorlayarak nasıl da zevk alıyor, aşkı bana bırakıp seni söküp alıyor. Ve bağırıyor iğrenç sesiyle seç birini asla ikisi olmaz…
Neresinde olduğumu çoktan kaybettiğim bir haritada, ensemde bir düzine namluyla bana biçilen rolü oynamaya zorlanıyorum. Şehrin kalabalık caddelerinden gökyüzüne bakıp, ruhsuz bir bulut olabilme ihtimalinin güzelliğini düşlüyorum. Sessiz köşelerde aşka ağıtlar yazıp, bir sigara dumanında bütün düşlerin gerçek olmasının imkansızlığına yenik düşüyorum. Neden bir rüya gibi her şey ve neden bir rüyada yüreğim bu denli acıyor anlamıyorum, anlayamıyor olmama isyan ediyorum.
Ve aynadaki beni ne kadar değiştirsem de yüreğimde senin yerini değiştiremiyorum.






Son yorumlar