Kıskanç bir çocuk değildim. Kıskanç bir insan da olmadım. İmrendiğim çok şey vardı elbette. Uzun boylu kadınlara imrendim. Burnu hokka olanlara, renkli gözlülere. Babamı ve annemi kaybettikten sonra babası-annesi olanlara imrendim. Boşandıktan sonra aile kavramını yaşatanlara… Ama hiç kıskanmadım kimseyi, hiç bir şeyi; sadece küçük bir an’ın dışında…

Tırnaklarımı yiyen bir çocuktum. Bizim zamanımızda okullarda tırnak kontrolü yapılırdı. Hiç bir zaman ceza alan öğrencilerden olmadım çünkü tırnaklarım dibine kadar kemirilmiş olurdu. Hele lise yılları; okul yönetimi ani baskınlar yapardı. ÇoğU kez kravatımın bağının gevşekliği, saçımın kesimi için uyarı alsam da, tırnak kontrolü için yapılan baskınlarda hep iftihar edilecek öğrenciydim. Ne gurur verici…! Bu küçücük tırnak meselesi ne kadar büyütülüyordu?

İşte kıskançlık anlarımın sebebi de o küçücük tırnak meselesiydi. Annem bakımlı bir kadındı ve babam da O’nu hep bakımlı görmek isterdi. Çocuklluğumun ilk yıllarında annemi sabahları bigudilerle hatırlarım. Babam uyanmadan saçlar bigudilerle sarılır, makyaj yapılır ve eşe hazırlanılırdı ve bunlar; çok kısa zaman ayrılırarak yapılan şeylerdi. Kahvaltı hazırlarken bir yandan; diğer yandan bu hazırlılklar tamamlanırdı. Aynaya bakmadan gözüne kalem çeken tek kadın olarak tarihime geçti annem. Hep kiremit rengine çalan kırmızı ruj sürerdi. Ruj rengiyle aynı oje.

Bu kıskançlık anlarımın kaynağıydı o kiremite çalan kırmızı oje.

Yaz tatillerinde her kız çocuğu gibi ben de bazı özgürlüklerin tadına varmak için elimden geldiğince uğraşırdım. Saçlar değişik modellerde toplanır, okul formasının diz altı boyuna inat minicik etekler, daracık pantolonlar, şortlar giyilirdi. Ve ben hariç tüm kız arkadaşlarım oje sürerdi. Ben kemirilmiş tırnaklarım daha bir ortaya çıkmasın diye oje süremezdim. En bakımlı benim annemdi arkadaşlarımın anneleriyle kıyaslandığında ve en kemirilmiş benim tırnaklarım. Ve onların gelip de anneme oje sürdürdükleri, özellikle de annemin kiremite çalan kırmızı ojesinin başkalarının kızlarına, annem tarafından sürüldüğü o anlar benim kıskançlığımın bütün ruhuma dalga dalga yayıldığı anlardı. Benim annem ile başka bir kız arasında küçük bir şişe oje ile nasıl güçlü bir bağ kuruluyordu? Bana ait ilgi nasıl onlara kayıyordu? Üstelik onların benden tek fazlalığı 2-3 mm tırnak uzunlukları.

Tırnaklarımı kemirmeyi 30 yaşında bıraktım. 30 yaşından sonra artık ben de kırmızı oje sürebiliyorum. Şimdi ise tek eksiğim onları bana sürecek annem. Ben şimdi Kırmızı ojeli mutsuz kadınlardan biriyim. Annem bugünlerimi göremeden öldü, buna üzülmeli miyim, sevinmeli miyim, bilmiyorum?

Tam da burada yazıma bir “nokta” koyup, kırmızı ojelerimi sürmeye gidiyorum; tüm annelere saygılarımı göndererek…

İlginizi çekebilir

  • 20 Eylül 2010 -- Baymak beni Baydı (5)
    10 yıldır kullandığım Baymak marka kombi 3 hafta önce bozuldu. Sorunumuz sıcak suyu kullanamıyor olmamız. Kalorifer ayarına çevirdiğimde kombi çalışıyor petekler ısınıyor fakat sıcak su musluğunu açtı...
  • 13 Haziran 2010 -- Kumyaka çağırdı (3)
    Bir dinginlik, bir sessizlik, bir minik ama kocaman huzuru olan yer çağırdı beni. Pazar sabahı, güne göz açtığımda, ''Hemen'' dedi, ''Şimdi gel'' diye seslendi sanki. Kahvaltı ile öğle yemeğini birleş...
  • 23 Mart 2009 -- Ekonomik kriz ve gurur (0)
    Bu gün okuduğum bir habere yapılan yorumdan sonra bu konuyu yazmaya karar verdim, haber şöyle; "borcu yüzünden intihar etti", yorumda şöyle; "borç yüzünden intihar edenlerin haber değeri olmadığından,...
  • 05 Kasım 2010 -- Kara ilkbahar-1 (Öykü) (6)
    Toprak ana verimlidir, bereketlidir. İnsanın karnını doyurmada olabildiğince cömerttir. Bu yüzden insanoğlu toprağı her şeyden daha fazla sahiplenmiş ve değer vermiştir. Uğruna savaşlar yapmıştır. Kar...
  • 24 Temmuz 2010 -- İlişki durumu mu? (9)
    Facebookta bilirsiniz çok önemli bir kısım var ya facebookun olmazsa olmazı :) ilişkisi var mı, yok mu, karmakarşık mı, evli mi, bekar mı kısmı:) İşte son zamanlarda mevsimin yaz olmasından dolayı bu ...
  • 20 Kasım 2009 -- Haber Perisi Nazlı Tolga (8)
    Olaylara hakim, ekrana çok yakışan, oldukça zeki ve ince mizah anlayışına sahip, en önemlisi haber sunuşundaki asillik ile mükemmel ifade gücünü örtüştüren Nazlı Tolga Galatasaray Üniversitesi iletişi...