Her gün aynı konu. Ne zaman bitecek bu cinayetler ve gözyaşı; aklım almıyor. Neden insanlar bu kadar tahammülsüzler, hazmedemiyorlar boşanmayı? Acaba hayatta yalnız kalmaktan mı korkuyorlar yoksa başka kadın bulamayacaklar diye mi endişeleri? Yıllarca aynı yastığa baş koydukları kadını, gözlerini bile kırpmadan katlediyorlar. Neler oluyor? Sadece izliyoruz, okuyoruz, elimizden başka bir şey gelmiyor.

Bir şekilde sesimizi yükseltelim, birilerinin duyması lazım; artık kadınlarımızın canları yanmasın. Evlilik kadar ayrılık da normal bir durumdur, kimse ayrılmak için evlenmez zaten. Bunu aklınıza sokun bir kere. Nasıl kıyarsınız; çocuklarınızı 9 ay karnında taşıyan, geceleri uykularını heba eden, evlatları için her sıkıntıya göğüs geren o kadın değil miydi? Ne oldu da güzel günler bitti ve sen o kadının eceli oldun?

Bu kadar da olmaz, olamaz; yeter artık diyoruz. Hiç birimizin can güvenliği yok artık, sabah evden çıkarken; akşam eve sağlam döneceğimizin garantisi yok… Kimileri evinde, kimileri sokak ortasında ansızın cellatları ile göz göze geliyorlar. Vicdansız katillerin gözleri o kadar kör olmuş ki, çocuklarının gözleri önünde bile kan döküyorlar…. Sonra da o çocuklar yıllarca o görüntüyü unutamıyor. Sonunda; psikolojisi bozulmuş, kendini sokağa atmış, gözleri yaşlı, yürekleri yaralı çocuklar ortalıklarda kalıyor. Ne olur artık bu katliama dur desinler, sahip çıksınlar. Kadınlar öldükten sonra devlet polis yolluyor… Ölmeden önce yalvarıyorlar kadınlar “tehdit ediliyoruz, öldürecek” diyorlar; ama duyan yok! Koltuk sevdasının yüzünden zaten bu günlerde hiç kimse duymaz. Hayırlısıyla şu seçim bir bitsede kurtulsak, belki yeni hükümet seslerini duyar. Kıymayın ne olur, çocuklarınızı öksüz bırakmayın, kolunu kanadını kırmayın evlatlarınızın, kanatsız kuş uçar mı? Kötü günleriniz olduysa, elbet güzel günler de olmuştur, işte o güzel günlerin hatırına dost kalın, çocuklarınız için sevdikleriniz için. Ayrılacaksanız ayrılın ama düşman olmayın. Öldürülen kadınlarımızın da mekanları cennet olsun. Güzel günlere….

İlginizi çekebilir

  • 25 Ağustos 2011 -- Maymunlar ve Pireler (0)
    *Bir kafese 5 maymun konulur. Ve tavana büyükçe bir salkım muz asılır. Yukarıya asılan muzlara ulaşılabilmesi için birde merdiven yerleştirilir. Tüm maymunlar yukarıya muzlara ulaşmak için her tırmand...
  • 02 Haziran 2009 -- Senin olmak istediğin yaştayım amca (0)
    Kaybedince, elimden gidince kıymet biliyorum, bazen ikinci bir şansım olmuyor. İlkokuldayken şimdi yirmi yaşında olsamda tüm okul olayı bitse diye dua ederdim. Şimdi, çocuk olsamda o çocukluk huzurunu...
  • 27 Mart 2011 -- Acaba (0)
    Hiç yaşanmamış bir şeyi özlemek mümkün mü? İnsan bilmediği bir şeyi  özleyebilir mi ki?  Belki de her zaman sadece yaşananlar özlenmez olamaz mı? Bazen öyle bir an gelir ki ufukta güneşi görürsünüz...
  • 22 Ağustos 2011 -- Sol anahtarı, si (bemol) kimdesin! ses ver… (3)
    Güldüğü zaman; dudaklarına üçlü koltuk kurulur, aşk tanrısı o koltuğa uzanır el sallardı. Öyle seviyordum ki; kalbini söküp kalbimin içine monte edesim, dişlerinden kolye yapasım geliyordu. Üşüdüğünde...
  • 22 Ağustos 2010 -- Alarma alo demek (4)
    Henüz saat sabahın 9'u. Laptopumu neden açtığım hakkında en ufak bir fikrim yok. İçime "yaz" komutu geldi ,öyle açtım yazıyorum valla içimden ne gelirse. Uykum var gibi de yok gibi de. Belki bira...
  • 05 Ağustos 2009 -- AŞK’a gölge düştü (6)
    Elif Şafak'ın AŞK romanının kitap kap rengi değişmiş. Çünkü maço erkekler yanlarında pembe kitap  taşıyamıyorlarmış. Elif Şafak da yayıncısıyla birlikte aldığı karar sonucunda, kitabın pembe rengini g...