Fırsat buldukça büyük gazetelerin anlı şanlı bazı köşe yazarlarını okuyorum ve  fikirlerini kendi süzgecimden geçirip irdeliyorum. Ama bazılarının yazdıklarını anlamakta maalesef zorluk çekiyorum.

Sanki görmüyor,  duymuyor veya halkın içine hiç çıkmayıp, oturdukları yerden ahkâm kesiyorlar… Ya sırf muhalif olma uğruna memlekette sanki değişen hiçbir şey yokmuş gibi hareket ediyorlar. Ya da onlar için hayal olup da sonradan gerçek olan bir sorunları olmadığı için sanki halkında yok sanıyorlar.

Evet, belki de aynen öyle halkın da yok sanıyorlar.

Böyle olması muhtemel ki son günlerde televizyonda gösterilen sonu“ hayaldi gerçek oldu” sloganını ile biten bir parti reklamlarını güya tiye alıp küçümsemeye ve yok saymaya çalışıyorlar.

Hal bu ki halkın büyük bir kısmı için hayal olup da gerçek olan icraatlar de vardı o reklamların içinde.

Mesela annemin ki;

80 yaşına kadar uçması hayaldi gerçek oldu

Hastanede beklemeden muayene olması hayaldi gerçek oldu

İlaçlarını normal eczaneden alması hayaldi gerçek oldu

İstediği hastaneye gitmek istemesi hayaldi gerçek oldu

Şimdiye kadar kuş uçmaz kervan geçmez köyüne haftada bir doktorun gelmesi hayal ötesiydi gerçek oldu

Peki, annemin bu gerçekleşen hayallerini ne yapacağız? Yok, mu sayacağız?

Aslında halk nezdinde değer bulan bazı gerçeklerin üzeri ne kadar istense de asla örtülemez. Kadirşinas halkımız zamanı gelince  zaten bunları değerlendiriyor.

Bu bilinmesine rağmen o vakit böyle bir tutum niye?

Sanırım ki onların böyle bir sorunları olmadığı için ve hiçbir zaman olmayacağını da  bildiklerinden başkalarının ki umurları değil. Ya da bu hayalleri önemseyip yeri geldiğinde, yiğidin hakkını yiğide vermeye ne yürekleri, ne yazacak kalemleri nede söz söyleyecek ( öz)dilleri yok.

İlginizi çekebilir

  • 24 Şubat 2010 -- Subject: karşılıksız aşk (0)
    2009'un Nisan ayında aşk acısı nasıl geçer başlıklı bir yazı yazmıştım ve bu yazıya istinaden oldukça yoğun mailler alıyordum, geçenlerde yine bu yazıya istinaden aldığım maili paylaşmak istedim çünkü...
  • 24 Aralık 2008 -- Olsun ben yine seviyordum yağmuru (0)
    İşsiz olduğum yıllarda en büyük zevkim yağmur yağdığında, evde çay demleyip  eski türk filmlerini  seyretmekti... bazen  pencereden gökyüzüne bakmak yağmur damlalarının düşüşünü yakalamak, hayaller...
  • 31 Mart 2010 -- El öpenlerim olmasın (7)
    Oldum olası, şu el öpme eylemine ayak diretmiştir içim. Çok saydığım ve canım kadar sevdiğim anne ve babamın bile elini öpmek aklıma gelmez. Çünkü, o yalakalık eylemini ruhum bilmez. Biraraya geldik m...
  • 01 Mayıs 2012 -- İnancın ölümü-5 (0)
    Yol yakınken değil, uçurumdan dönmeli insan, Mutluluktan değil, acıyı avuç, avuç içerken ölmeli insan. Ve giderken değil beklerken kaybetmeli insan. Beklemek, beklenilene olan inancın ölmesidir. ...
  • 09 Şubat 2011 -- Bu da icat edildi şimdi tam olduk (0)
    Bu da icat edildi şimdi tam olduk diye kafamı yapsam bilemedim, zira aleti görünce güldüm, ama buraya yazmadan, sizleri bu aletin varlığından haberdar edip, hayır duanızı almadan da içim rahat etmedi....
  • 16 Nisan 2009 -- Uzaklarda olmak… (0)
    İnsanları uzaklara gitme düşüncesi neden hep rahatlatır. Uzaklar sanki hiç keşfedilmemiş yerler… Oysa bir ismi bile yoktur gitmek istediğimiz yerin sadece uzaklaşmak düşüncesidir belki de  bizi  çeken...