Asla….Asla… Asla… Ne çok asla demiştim.

Kendimden uzaklaştırıp asla dediğim her şeyi fırtınalara emanet etmiştim ama emanet ettiğim fırtınalar öyle bir esmişti ki hayatımda eninde sonunda aslalarım onu istemeyene geri dönmüştü. Neleri uzaklaştırırsam hayat, onlara benim hayatımda bir yuva yapmıştı. Benim hayatımda bana ait olmayan bir yuva…Yoksa ondan mı hiçbir yere ait değildim?

Asla demek, beni güçlü yapmamış aksine güçsüzleştirmişti.

Aslalarım anı defteriminde yerini alınca anladım.

Hayata karşı asla ile ayakta durmak imkansızdı. Aslalarım bana bir şekilde kendi istediği şekli vermek istiyordu. Esas olan ise, bütün olasıkları kucaklayabilmek ve kırmızı kalemle çizdiğim kesin çizgileri silebilmekti. İşte o zaman hayat sürprizlerle dolu bir güzel bir masalı andırıyordu. Çünkü hayat kesin çizgileri sevmezdi ve ister kısa yoldan ister uzun yoldan bunu öğretiyordu.

Sonunda bazen siz diye birşey kalmasa da.

İlginizi çekebilir

  • 17 Kasım 2009 -- Normalin tanımı yok (6)
    Farkettim ki, Kızkardeşimleyken bize göre her tuhaf bir durum olduğunda, -ki bu nedense biz biraradayken çok oluyor, çok sık kullandığımız ve ardından da komikmiş gibi kahkaha attığımız bir cümle var....
  • 01 Şubat 2009 -- Yoruldum (2)
    Yaşadığımızı sandığımızı, aslında sürekli yıkıntılarını toplamakla uğraştığımız bir sevgiyi sürdürmeye çalışıyoruz. Hiç yanılmam sanmıştım, sonu ne olursa olsun...Ama yıkıntılar arasında sevgiyi yaşay...
  • 01 Ağustos 2010 -- Yettim gari (0)
    Çok canı yanıyor. Aslında ortada canını yakacak bir sebepte yok. Aldığı nefes ciğerlerine yeterince dolmuyormuş hissi uyandırıyor her konuşmamızda. Sanki birisi nefes almasını engelliyor gibi. Canı...
  • 08 Haziran 2010 -- Dünyanın bana ettiği en ağır küfürsün (11)
    umarsızca içtiğin sigaranın ucundaki külü, sağ el işaret parmağı ile dokunup küllüğe bırakışını izledim, ben sana, sen hiçbirşeye bakarken. o an, işte o an, kendimi kül gibi hissettim, ne düş...
  • 29 Aralık 2008 -- Güzel atlar ülkesi: Kapadokya (0)
    Görmediğim halde resimlerinden, gözlemlediklerimden  beni büyüleyen bir yerdi, bu  yüzden yola çıkmadan önce  içimde gerçekten bir heyecan vardı. Otobüs yolculuğunu severmisiniz  bilmiyorum ama ben...
  • 25 Temmuz 2010 -- Bilinçaltı serzenişleri 3 (26)
    Kahve içmek için gözüme kestirdiğim ama pis olan fincanı yıkamak isterken; "az kaldı şu fincan bitsinde öyle dökerim sigaramın külünü" derken ve külü dökecek güvenli bir nokta ararken halıya düşen kül...