Önce kısaca Babalar Gününün tarihçesini öğrendiğim kadarıyla  aktarayım  sizlere.

Amerika da , Batı Virginia’da yaşayan John Dowdy’nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediği söyleniyor. Diğer araştırmacılar ise 1910 yılında Washington’daki John Bruce Dodd’un 6. çocuğunun doğumu sırasında hayatını kaybeden annesinin ardından hayatını çocuklarına adayan babası William Smart’a özel bir gün armağan etmek amacıyla bu fikri ortaya attığını belirtiyor.

Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910′da Washington’un Spokane şehrinde kutlanmış. Daha sonra diğer eyaletlere yayılmış. Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge’in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazarının Babalar günü olarak kutlanacağını açıklayan bir bildiri yayımlamış. Ve o günlerden bu günlere tüm dünyada kutlanır hale gelmiş…

Sık sık söylerim ben bir güne sıkıştırılmış özel anlamlar yüklenmiş günleri pek sevmem. Ama hayatımızdaki insanlara, sevgimizi bir kez daha göstermek için fırsat olarak görürüm. Kendimce hazırlıklar yapmaktan, sürprizler hazırlamaktan hoşlanırım. Sevdiğim insanlara bu özel gününde sevgimi samimiyetle hissettirmeye çalışırım.

Dünyaya geldiğim andan itibaren beni yüreğinin orta yerine koyan, halen varlığı ile hep yanımda olduğunu fazlasıyla hissettiğim insandır babam.

Çocukken; çok yaramazlık yapınca akşam eve dönünce şikâyet edileceğim insandı. İşten eve döneceği saatler pencerenin önünde yolunu gözleyip, arabayı görmemle kapıya koşarak her gün kucakladığım, aşkla sevdiğim adamdı. Benim babam, senin babanı döver diyebilmekti. Harçlık demekti. Verilmeyen izindi. “Neredesin? Kiminlesin? Nerede kaldın?” demekti. “Sana güveniyorum ama çevreye güven olmaz” diyendi. Derslerime yardım edendi. Bir kulağımdan girip, öbür kulağımdan çıkan nasihatlerin sahibiydi. Yemeyen yediren, giymeyip giydiren, kendinden çok bizi düşünen, evimizin direği, güven duygusu, koruyan kollayan, koşulsuz seven insandı babam. Yaz yaz bitmez aslında onun bende ki yerini.

Şimdi yetişkin bir insanım, çocuklarım var. Yıllar içinde anladım ki kaç yaşına gelirsem geleyim, babamın küçük kızı olarak kalacaktım. Birkaç küçük örnek vereyim onunla olan ilişkimize dair…

Ben çok kalın giyinmeyi sevmem. Kış mevsiminde bile kısa kollu tişörtlerimi giyerim. Özellikle kışın ziyaretlerine gittiğim zaman paltomu çıkardığımda, tişörtle olduğumu görünce fırça yerim babamdan. “Evladım; sinüzit problemin var, böbreklerin ağrıyor ve sen bu havada böyle giyiniyorsun. Başım ağrıyor seni böyle görünce. Dikkat etsene kendine! Ben söyleye söyleye usandım, sende bir değişiklik yok.”

Ya da 15 yıldır araba kullanmama rağmen hala ne zaman uzak bir yere gitmem gerekse ya da ziyaretlerine gittiğimde; “kızım ben seni bırakayım, otobüsle geri dönerim” der bana. Bunu söylemesinin nedeni ben 12 yaşındayken geçirdiğimiz ve çok ciddi yaralandığımız kazadan kalan kaygılar olduğunu çok iyi biliyorum. O nedenle sabırla dinliyorum ikazlarını. “Kemerini mutlaka tak, çantanı görünür yere koyma, kapılarını kilitli tut. Yakın takip yapma ve eve varınca mutlaka haber ver” diye sık sık uyarır beni…
 
Çocuklarıma sesimi yükselttiğimde ve buna şahit olduğu zamanlar çok kızıyor bana. Torunlarına çok düşkün ve onların üzülmesine sebep olacak haklı ya da haksız kızmalarıma şiddetle müdahale ediyor. Bazen “sen de bize zamanında kızıp bağırmadın mı ?” demek geliyor içimden ama üzmemek için yutkunuyorum :)

Bir babanın en mutlu olduğu anların; çocuklarını mutlu, sağlıklı ve başarılı görmek olduğunu çok iyi biliyorum. Ve biliyorum ki ancak, anne baba olunca daha da anlaşılıyor değerleri. Onlar bize ne yaptıysa, bizler de şimdi kendi çocuklarımıza aynısını yapıyoruz.

Kutlu olsun bu özel günleri; önce kendi babamın, sonra tüm babaların. Ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Ömürleri uzun, sağlıkları yerinde, gölgeleri hep üzerimizde olsun. Dilerim yaşamlarını bizler için feda eden babalarımıza; saygıda sevgide kusur etmeyip, sevinçler yaşatırız yaşamları boyunca…

Benzer yazılar

  • 18 Haziran 2010 -- Baba para demek değildir (5)
    Takip eden okurlar bilir, daha önce yazmış olduğum ''Ben de'' başlıklı yazımda bahsetmiştim. Hani o mağara dönemindeki azman erkekle, yerlerde saçlarından sürüklenen kadına oldum olası ifritim. Saç...
  • 20 Haziran 2009 -- Babam (2)
    Gözüm kapalı sırt dayadığım ilk erkekti. Tanıdığım en güvenli kucak onunkiydi. En kolay şımardığım ilkti. Nazım sözüm en çok ona geçti. Bana, sevgisi fazla kaçmış bir geçmiş hediye etti. Bir dediğimi ...
  • 19 Haziran 2009 -- Babalar Günü (0)
    Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910 yılında Washington'da kutlanan, günümüzde bir çok ülkenin Haziran ayının 3. Pazar günü kutladığı bir gündür. Anneler günü gibi Babalar günüde ticari bir organizasy...