1- Ve yağmur anlamsız bir ayrılıkla işbirliği yapınca, aşk çağrıldığı her buluşmaya artık sırılsıklam gelecekti…

2- Heveslendiğimiz yarınlar kafayı çekip sızmışken; an olup, yar olup yarıyorsun cümlelerimi… Niyetler iyi ile pek-iyi arasında gidip geliyor ve zaman hınzırca gülüyor, ben kendimi şimdi tam bu noktada senle çarparsam; fena düşeriz… Zaten çoktandır kendimi gözlerindeki uçurumdan atasım var…

3- Gecesine aldanış yağan köhne kentin bacalarından, şizofren iniltiler tütüyor ve sen yalancı kalp telaşlarının nemli gözlü kontesi; senin adın yara olsun bundan sonra…

4- Kurdelalı hayaller bıçaklanırken sırtından, biz küçük dilimizi yutmakla meşguldük! o yüzden hiç sesi çıkmadı başucu şarkılarının… hani gülüşüne gebe bekleyişlerindim, hani en büyük cesaretimdin… kendimden büyük bir cüretle sevmişken seni, içimi ısıran bu küflü yanılgı da neyin nesi…

5- Ön sözü hiç yazılmamış ikinci el romanların paragraflarından geldim, kusuruma bakma çok el değdi, çok okundum, çok yorgunum… Hüzün sofralarının en aç karnıydım, bir türlü doyamadım… yine de öpeceksen hüznümden öp beni…

6- Ne zaman ürkek bir serçe’yi kendi vicdanıyla sevişirken görsem, günün ardiyesinde sakladığımız gecenin, dar alanlarındaki kadavra öpüşleri ve kışkırmış şuh bağırmaları gelir aklıma. Ve başlarım sen kadar aşk sanılan bu hikayede yanılmaya…

7- Şehrin kustuğu kötü çocuktum dün gece, dün gece şehrin öteki yüzündeki yaraydım. Dün gece ayakta zor duran pansiyonun ayak kokusuydum ve dün gece düş ağrısı karışmıştı odamın küfüne, ölümüne…

8- Aslında birbirimizi o kadar iyi anlamıyoruz ki, boşa giden konuş(ama)malarımızdan bir kitap çıkarsak, yok satar…

9- Gece, sancıya kapıyı açtığında, hangi ayrılık içleri yakıyorsa; toplanır o aşka ağlardı melekler.

10- Oysa ki; sevgim birçok yanlış kalpte yerini yadırgadı, huzursuzlandı, sızlandı da buldu seni. Bir kaza sonrası atılan ilk çığlık da olabilirdin, aşksal bir öpüşün terkisindeki muhteşem sarılma da. Oysa ki; ben seni nasıl da çok sevmek istemiyordum…

11- Benim tüm sağır deşeleyişlerim senin paronayak kalbine çarpıyor… Emin olduğumuz tek şey eminsizliğimiz. Kaç defa açık kalan kalp kapakçıklarımızdan firar edip, çöplerden topladık sevişlerimizi.

12- hunharca öğütülen duygularım var benim
kime sen aşksın dediysem, içinden onlarca başkası çıktı;
kaç acısı varmış
kıç acısı varmış
kaçası varmış…

Benzer yazılar

  • 24 Ağustos 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 12 (0)
    Bünyemde damıttığım melankoli kırıntılarını harflerle marine edip sunduğum; Cengiz Aydın kısa kısa bölüm o n i k i ile karşınızdayım.  Keyifli okumalar diler, hüznünüzden öperim. 1- Sakin ol Pedro;...
  • 09 Mart 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 8 (0)
    *Sen satır aralarımı fırsat bilip kaçarsan, ben de seni yazmam… *Gökyüzünde bir martı kanat çırpsa, aniden yağmur yağsa mesela, ben sigaramdan derin bir nefes çeksem, üflesem dumanını seninde baktı...
  • 28 Ocak 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 7 (0)
    *Yaşıyorum, liğme liğme laneti kesen bıçağın sırtı gibi, pişmanlıklarımı kurşuna dizer gibi. Yaşıyorum işte... kendimi dünyadan def edip, cehennemin dibini bekler gibi.. *Duymadığım cümleler kur ...
  • 14 Ocak 2011 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 6 (2)
    *Şimdi sakin ol şampiyon ve benden yavaşça vazgeç, fedaraller peşimde! bir mülteci kampında kendimi hatırlayana kadar hafızam sana emanet… *Şeker kız Candy, Heidi ve büyücü şirin… sıyrıldınız zaman...
  • 09 Aralık 2010 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 5 (5)
    * soğuk bir şubat gecesiydi, salacaktaydık, üşüyordu... ben ona paltomu verdim o bana gülüşünü... ısındık... * gelmeyeceğini bile bile haydarpaşa garında bekleyişim, senin kokunu taşıyan eskişehir ...
  • 30 Kasım 2010 -- Ce Ng(iz)aydıN “kısa kısa” bölüm 4 (0)
    * hiçbir adam, hiçbir mevsim ve hiçbir dokunuş benim sevişlerimin hazzını yaşatmayacak sana ve defolup giderken ben, kocaman bir keşke bırakacağım parmak uçlarına… * korkma! buz rengi bir gölgenin ...