Kolay değil, bilmediğin duraklardan bindiğin otobüslerin camına kafanı yaslarken; huzuru düşünmek. Ve hiç kolay değil sırtında onlarca dua ve onlarca beddua varken; gecesini bilmediğin bir şehrin sabahına mutlu uyanmak. Sanki; tüm şehir seni yargılamak için açığını arıyor, kendini bıkmadan usanmadan anlat dur… Sanki seni içine sığdıramıyor ve sanki şehir seni her gece yarısı büyük bir gürültüyle kusuyor. Garip, çok garip bir duygu…

Yıllar önce İstanbul’a kızdığım bir dönemde, aşağıdaki isyan satırlarını yazmıştım;

“Güneşine aldanmadığım bu şehrin, şuh kahkahalarına avuntular ısmarladım; kalleş olduğunu bile bile… Olmadı, dönmedi şansım, bulmadı beni huzur, sonbaharlara ertelenmedi hüznüm, her mevsimde üvey kardeşimdi gece. O yüzden; lanetliyim, zifiri karanlığım, hiç kimseyim,  siktir çekmişim, siktir çekilmişim… sana hangisi uyarsa fazla düşünme patlat ön yargını…”

Ama şimdi bu şehir, bakıp yüzüme siktiri çekse; ben alayına siktiri çekecek kadar cesur muyum, bilemiyorum. İçimdeki tüm saatler kendini öldürdü, zaman beynime hükmeden çok seri bir katil…

Varoş kıraathanelerinde demi kaçmış çayı mecburi yudumlarken; üstü çizilmiş iş ilanı gibiyim. Belki zorlasam, hani umutsuz insan ölü insandır, azıcık umut et desem; karnını sadece iyi şeylerle doyuran, kimseye el sürdürmediğim sana dair birkaç hayalden başka, hiçbir şeyim yok heybemde.

Gecesini bilmediğim bu şehrin her sabahında, yeniden küllerimden doğmak ve o gülen maskemi sakladığım yerden çıkarıp yüzüme takmak nasıl bir orta oyunudur?

Tanrım! ruhumu affet.

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 28 Mart 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Beni bir şeylere yarım saat varken ağlat. (1)
    otobüste, iş yerinde, hiçbir sebep falan yokken… durup dururken; “connecting people!” diye bağırasım geliyor. algıda bi acayiplik bi saçmalık durumu söz konusu… bahar sendromu devrelerimi gevşetti… ya...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18) (0)
    Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da  zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp ş...
  • 09 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Sobe (0)
    Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretle...