Oturdum pencerenin önüne, sokağı izliyorum. İncecik bir yağmur yağıyor. Caddeler boş, insanlar evlerinde, işyerlerinde.

Hafif bir rüzgar; yağmurun kokusunu getiriyor açık pencereden burnuma. Hoş; taş duvarlardan, asfalt yollardan toprak kokusu pek gelmiyor olsa da; içime çektiğim nemli, serin hava mutlu ediyor beni.

Yazmak için ideal havalar. Aklımdan bir sürü şey geçiyor ama kahvemi yudumlarken gazeteyi okuyorum bu dinlenme anımda.

Gazetenin arka sayfasında “Güneş kış uykusuna yatıyor” başlıklı küçük bir haber ilgimi çekiyor. Amerikalı bilim adamlarının Güneş’in 17nci yüzyıldan beri görülmeyen kış uykusu periyoduna girebileceğini öne sürdüğünü yazıyor. Bu durumun hafif de olsa; sıcakların küresel anlamda düşmesine yol açacağını söylüyorlar.

Gelmek bilmeyen yaz mevsimini, dinmek bilmeyen yağmurları görünce hak veriyorum bilim adamlarına kendimce. Dün gecede uzun bir ay tutulması yaşadık. Dünyayı etkileyecek olan bu gelişmenin, olası sonuçlarını yaşayarak göreceğiz galiba…

Güneşi görmeye alışkın olduğumuz bu ayda; yağmur bize sürpriz yapıyor, “berekettir” diyorum iyimserce kendi kendime. Bazen de “öff yine mi” yağmur sözleri dökülüyor dilimden son günlerde. Birazdan çıkıp sokakta yağmurun altında yürümeyi, ıslanmayı bile düşünüyorum ama artık yağan yağmurların bile temiz olmadığı gerçeği geliyor aklıma.

Dünyanın en şanslı ülkelerinden biriyiz iklim açısından. Dört mevsimi yaşayan kaç tane ülke var yeryüzünde? Ne yazık ki; kıymetini bilen, koruyan, hassasiyet gösteren kişi sayısı ne kadar az. Yeşile hasret kaldık; toprak kokusuna, çayıra, çimene…

Ne zaman ki ayağımız kesildi topraktan; yüksek binalarda yaşamaya başladık. Ne zaman ki sanayi bu kadar hızla gelişti, şaştı dünyanın dengesi. Haliyle bu olumsuz çevre şartları içinde olan önce bize oluyor. Bozulan beden ve ruh sağlımız oluyor iyice. 

Yine de yaz mevsimi demek; hepimiz için tatil demek. Mecburiyetlerimizden kısa da olsa kurtulacağımız, dinleneceğimiz daha çok doğanın koynunda olabileceğimiz günlerdeyiz…

Çoğu evde planların yapıldığını, hazırlıklara başlandığını biliyorum. Seçimler bitti, okullar bitmek üzere…

Dilerim herkes imkanları ölçüsünde en iyi şekilde dinlenir. Hepimizin hakkı.

 
Herkese iyi tatiller dilerim…

İlginizi çekebilir

  • 26 Ocak 2009 -- Türbanı aksesuar gibi kullanmak !!! (0)
    28 ocakta başlayacak Berlin moda haftasına modacı Torsten Amft'ın kreasyonları damgasını vurmuş...(internet haber) Vurur tabi, sen kalk mini bir elbisenin üzerine mankene başörtüsü tak sonra da Ber...
  • 14 Haziran 2010 -- Ben suyum (2)
    Biliyorum, uzak dokunuşlarım. Biliyorum, sesim az geliyor oralara. Henüz yabancı tenim. Henüz pusu silemedim. Şimdi isli içtiğimiz çay. Daha tavşan kanı değil bardaklar. Biliyorum, kör koyuyum ve tenh...
  • 15 Nisan 2010 -- Yanlış değilim ki (4)
    İnsan üzülür biraz, çoğu yanlış anlaşılıyorum. Yanlış olmadığım için hep böyle zamanlarda omuz silkiyorum. Çocuktan beterim, ''Bana ne'' diyorum. ''Yanlış değilim ki, yanlış sanan -yanılan düşünsün.''...
  • 30 Ocak 2010 -- Kirpi gribi (6)
    Geçip gitti zannetmiştim. Pek bi açılıp saçılıp kendimi koruma güdülerimi terk etmiştim. Aaa yok, gitmemiş, gizlenmiş. Ben hasta olmayı seviyorum ya, uzun yıllardır da hasta olmuyordum ya, iyi davrand...
  • 17 Temmuz 2010 -- Beyaz mı yoksa pembe mi? (3)
    Hayatın içinde zıtlık saklıdır. Gece ve gündüz, soğuk ve sıcak… Belki de bu yüzden hep iki zıt seçenek arasında kalır dururuz. Mantığımız mı yoksa kalbimiz mi? Bir gerçeği yaşamak mı yoksa yalanları y...
  • 04 Ağustos 2010 -- Kaderini bekletme (6)
    verilmiş sözlerin mesafeleri hükümsüz kılan ulviyeti, çözümsüzlüğünü bağıran denklemleri zoraki gülüşlerle kamufle etmenin sancısı ve satır aralarına gizlenmiş günahların yakıcılığıyla istiyorum se...