Şöyle bir bakıyorum da yaşadığımız hayata her şey gelip geçiyor… Benim için sen, senin için ben gelip geçiyorum yavaş yavaş… Hayatımızdaki herhangi birisinden bir farkımız kalmaksızın, biz olmaktan çıkıp; sadece ben ve sadece sen olarak kalıyoruz eskiden bir bütünken…
Herkes biraz gitme telaşında… Herkesin kapısının ardında her an çıkarılmaya hazır bir bavul… Kalmak için değil, gitmek için çalışıyor sanki bütün akıllar. Ne yapsa da terk etsem, ne yapsam da onun kalbinden gitsem diye soruyor huzursuz bir iç ses… Kurduğumuz hayaller sönük ve cılız kalıyor, isteyerek yaşadığımız acıların yanında. Ve işin garip tarafı biz bu acıyı, bize bilerek yaşatıyoruz aslında.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Eğer gerçekten kalıcılık istemiyorsak hayatımızda önemli yada önemsiz, kusurlu ya da kusursuz ne kadar insan varsa hepsi sıradanlaşıyor, hepsi aynı sınıftan oluyor zamanla. Ve biz yalnızlığa gömülüp huzura erdiğimizi zannederken, aşkı kısa süreli ilişkilerde arıyoruz aslında. Ve iş güven konusuna gelince işte en çok o zaman sarsılıyoruz hayatta.
Yerini doldurabileceğimizi zannedip yanlış insanlarla, yanlış ilişkiler yaşayıp hayal kırıklıklarımıza bir yenisini daha eklerken yüzümüzde ufak bir tebessüm eski anıları hatırlama telaşındayız… Ve sen bencilliklerin uğruna benden çekip giderken, içinde biraz pişmanlıklar, biraz acabalar, biraz da küllenip korlanan hatıralar bıraktın ardında… Ve ben gidişini usulca seyrederken kelimeler boğazımda düğüm, ismim dudaklarıma mühür oldu… Sustu dilim lal oldum…
Şimdi senden geriye; başlarını birbirlerine yaslamış, mutluluk gözlerinde parıldamış eski bir fotoğraf karesi…






Son yorumlar