Vedalar sessiz harflerin arkasına saklanmış çığlıklardır aslında, hoşçakal derken insan bilir aslında hep içinde kalacağını. Bu sesleniş bir manada içindeki sevgiliye hep seni sevdiğim gibi kalacaksın demektir.
Veda değildir bu hiç olmadığı kadar onu içselleştirip ruhunun parçası yapmaktır. En acıtan anlarda bir de onun varlığına ağlamaktır. Çünkü o adam vardır artık hayatı geri sarıp onu tanımamış olmak nasıl mümkün değilse söküp atmak da mümkün değildir artık. Onunlayken ona teslim oluşun veda edip giderken ki teslimiyetinin bilmem kaç binde biri bile değildir aslında.
Kadın adama sonsuza kadar teslim oluyor, varlığını yaşarken adamın bu kadar ağır geçmiyordu zaman şimdi ise yavaş yavaş boyun eğiyor kadın… Sessizce bir gün diz çökeceğim ve nihayet o kadar büyüyeceksin ki içimde ne seni ne kendimi taşıyamaz olacağım. Kim demiş sensiz öleceğim diye ölürken bile birlikte olacağız diyor.
Hayatını bana endeksleme demişti bir keresinde adam, üzülürüm diye de eklemişti. Kadın içinden seslendi, neden üzüleceksin ki? eğer bir şeye üzüleceksen seni kısıtlamadan yargılamadan yormadan seven bir kadını sevemediğine üzülmelisin bence. Hayatına ne kadar kadın girerse girsin seni sen olarak kabul edecek değiştirmeden yargılamadan kısıtlamadan sevecek bir kadın olmayacak. Seni sadece bir cüzdandan ibaret görecekler avuçlarının içinde oynayacaklar saçını başını gözünü kaşını eleştirecekler… Sorsan bir tek düşünceni bilmeyecekler sözlerin onları gülümsetmeyecek… Seninleyken huzur bulamayacaklar bilirsin sen onlar için sadece bir alış veriş olacaksın. İstediklerini alınca susacaklar alamayınca çirkinleşecekler ama ne sen ne de onlar mutlu olmayacak.
Yazık olacak adam.
Yine bir gün kadına her şey iyi anlaşmaktan ibaret değil demişti, kadın çok kırıldı ama yine sustu ve içinden sadece bir konuda iyi anlaşmadıklarını geçirdi ve bir uyum sorunu aradı… Bulamadı.
Fedakarlığım seninle zirveye ulaştı sevginin getirdiği saygıyla seni asla yargılamadım saçma sapan kadın tavırları takınıp kıskançlık krizlerine girmedim çünkü sen benim önüme kocaman sarı bir çizgi çizmiştin ben seni o çizginin arkasında sevdim. Haklısın bu konuda hakkını hiç yemedim sadece arkadaştık biz sen bunu en başında belirtmiştin ben bile bile zincirledim kendimi gözlerine. Ve şimdi sana sormadan sevdiğim gibi senin haberin olmadan vazgeçiyorum senden.
Her zaman zoru seçtim ben yeni değilsin zorlukların en güzelisin, hiç olmadığın kadar masumsun gözümde. Seni sevdiğim için belki de.
Adam! eskisi gibi olmayacak artık ne kadar seninle gibi görünsem de bir o kadar senden uzak seni yaşıyor olacağım. Kadın adamdan uzaklaşıyor gözlerine bakarak içinden seni seviyorum demek önceleri acıtmıyordu içini, şimdi ben seni seviyorum ve sen… Diyerek susuyor kadın çoğu zaman.
Firarımın gerekçelerini artık biliyorsun adam seni sensiz yaşamak ağır geliyor. Sen bendeki sen değilsin olmayacaksın da. Bir delinin karaladığı defterin en gizemli sayfalarındaki ahenkli cümlelere benziyorsun avuçlarımı doldurmak için sevmedim seni sadece içimde özgür olabilirdin ve orada kalacaksın sonsuza kadar.
Nerede olduğunu ne kadar değerli olduğunu bilme adam, bilirsin hiç tarzım değil zorlaştırmak, yine seni düşündüğüm için yokum ben. Ama sen hep böyle kal adam gülüşün hiç değişmesin melek gibi uyu, şeytanı hayatından bezdirecek cümleler kur…
Hep iyi ol.






Temmuz 6th, 2011 on 09:28
Her veda bir son değil yeni bir başlangıçtır… Yaşam devam ettiği sürece vedalar olacaktır. Yeter ki son veda, dilekler yerine gelip arzulara doyulduktan sonra herkes için vakti zamanında olsun!
Gönlünüze sağlık Ebru hanım…
Temmuz 6th, 2011 on 21:39
Hayatta nasıl güzel anlar varsa mutlaka hüzünlü ve bazen acıtan anlarda olacaktır.Önemli olan olgunlukla karşılayabilmek ve her şeyin olması gerektiği gibi olması için elden geleni yapmaktır.
Değerli yorumunuza içtenlikle katılıyorum ve teşekkür ediyorum Selami bey.