Duyulamayacak kadar sessiz çığlıklar atıyorum. Okunamayacak kadar çirkin bir el yazısıyla dünümü bugünüme kışkırtan geçmişin kırık dökük kalıntılarını şiir diye yazıyorum.
Adını ağaçların gövdesine kör bir çakıyla yazmaya çalışırken, yaşlı bir çınarın canını acıtıyorum. Bir tutam alıyorum kabuğundan. Bugünün acısına hatıra. Ve ona yazdığım şiiri okuyorum, duyulamayacak kadar kısık bir ses tonuyla.
Utanmak doğru değilken bile utanmak geçiyor içimden. Kalbinin sesini dinlemek bu olsa gerek. Unutmam gereken yerde unutamamam bu yüzden. Daha iyi anlıyorum şimdi kalması gerektiği yerde gideni. Demek ki o da zamanında kalbinin sesini dinledi. Yani yaşadıklarımızın hepsi kalbin kart sesinin yüzünden.
Rüyaların tersi çıkar derler ya, kalpler rüya aleminde yaşarlarmış oysa. Ne derlerse tersi doğruymuş gerçek hayatta. Aldattığı insanlar unutamazmış yaşadığını. Keşke’lerle düzeltmeye kalkıp zararla otururmuşlar her defasında.
İşte bunu bildiğimden; duyulamayacak kadar sessiz çığlıklarla keşke’ler biriktiriyorum geçmişime, kendi içime koşuyorum kısık sesimle. Günaşırı acıtıyorum canımı. Bir tutam alıyorum yaşadığım her aşkın kenarından,bugünün acısına hatıra.
İlginizi çekebilir
- 03 Mart 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 3 mart 2009 (1)
İstanbul sabahında yoğun trafik ve hafif yağmur vardı, 11 gibi iş yerimdeydim kahve yaptım kendime haberlere göz gezdirirken, Yusuf Hayaloğlu' nun öldüğünü okudum, yaşamak dediğin üç kıtalık bir şiir ... - 15 Kasım 2010 -- Küflü bir yalnızlıktan nağmeler (6)
Yavaş, yavaş zehirleniyor hayat damarlarım Olric... Herkes yaşam sevdası içindeyken, ben bir an önce ölüp kurtulmak istiyorum. Ne var ki ölüm çare değil. Mümkünü ve dönüşü olmayan bir yolun başlangıcı... - 03 Şubat 2009 -- Dün’süz adamın bu günü 3 şubat 2009 (0)
Erken kalktım, duş ve sıkı bir kahvaltı sonrasında çıktım yola, bu sabah yağmur vardı istanbul da ve sıkıntılı bir trafik, geçikmelide olsa iş yerimdeyim şimdi.
Gün başladı , pek bir gelişme yok iş... - 19 Haziran 2011 -- Arıza’nın doğurduğu mucize (4)
Bugün okumaya başladığım, Sinem Ersever’e ait Arıza isimli kitapta dikkatimi çeken kısa bir nottu aslında; beni bunları yazmaya iten. “Hayatta her şeyin ‘nasıl’ını merak edenler mühendis, ‘ne zaman’ın... - 29 Haziran 2010 -- Hayatın zincirleri (5)
Yaşamda belki de en zor şey kendin olarak kalabilmektir. Çünkü önce ailenin sonra toplumun istekleri arasında sıkışıp kalırsın ve öyle bir savaş başlar ki burada bazen kazandığını zannedersin ama sade... - 23 Ekim 2009 -- Küçük kabukların içindeki büyük lezzet (1)
İş yerime gidiş gelişlerde ve tüm acil sevkiyatlarda Mecidiyeköydeki Oya Taksiden araç isterdim, zamanla tüm şöferleri tanıdım ve samimiyetimiz oluştu, acil birşeye ihtiyacım olduğunda ve aynı anda iş...
Temmuz 15th, 2011 on 17:37
Güzel yazı olmuş Muhammed.
Temmuz 15th, 2011 on 16:15
bu tarz yazılar yazma uğraşım devam edecek sizin yorumunuzu dikkate alıcam canan hanım.Şiirsel bir söyleyiş tarzı oluşturma amacındayım.umarım bunu sağlayabilirim teşekkurlerrr..
Temmuz 15th, 2011 on 10:48
güzel
) kaleminize düzyazı daha mı çok yakışmış ne? bence bu yol geniş, buradan devam etmelisiniz…
Temmuz 14th, 2011 on 23:48
Çok anlamlı ve çok duygulu bir yazı olmuş. Tebrik ederim.
Temmuz 15th, 2011 on 16:06
teşekkür ederim