28 Haziran 2010′da yazmışım alttaki yazıyı, 31 Temmuz 2011′da tekrar okudum değişen hiçbirşey yok
hatta daha kötü herşey, ne boktan hayat lan bu böyle. Hayattan istediklerim kabus olarak geri dönecekse ve ben bunu hak edecek kadar kötü biriysem, bundan neden benim haberim yok… Neyse ya inceldiği yerden kopuyor hayat… içimdeki irini yavaş yavaş patlatıyorum ben de kopuyorum.
“Beynime sıkıştırılmış eylemler ve oldukça şiddetli travmalarla süslenmiş bir hayatın kargaşasında geçiyor ömrüm. İlahlara göre bu kronik hüzün krizlerinin bünyemi sarmasıyla ve zaman zaman ereksiyona geçmesiyle alakalıymış ve az rastlanan bir durummuş. Tek çaresi ise tüm insanlığa ibret olacak ve akıllarda kalacak bir veda ile terki diyar etmekmiş.
Hangisi benim; sigarayı parmaklarımla söndürüp acı hissetmeyen mi? koca bir söğüt ağacına sarılıp sen ne güzelsin diye ağlayan mı? çözemedim çözemiyorum şifrelerimi. Durumlara anlam katana fikir yürütene ve iyiye yorana kadar hücrelerimi kanatıyorum, kanıyorum.
Avuntu birkaç tatlı şey çalınıyor dudaklarıma, tadını alıyorum daha istiyorum… dahası yok, ötesi yok, bu kadar işte! ruhunu laçkalaştırmak için çabalıyoruz diyor birileri.
Ama benim; her köşesine bisikletle gidebileceğim tarladan domatesin kokusunu duyabileceğim bir kasabada üç-beş ağaçla birlikte yaşama hayalim vardı. İçimdeki tüm niyetler hükümsüzleşti, kamikaze dalışlarla vücudumda yer bulmaya çalışan virüslerle akyuvarlarım savaşmıyor artık, savunmuyoruz hiç birşeyi inceldiği yerden koptu hayat.
Afaroz edilmiş bir ömrün son nefes öncesinin manifestosudur bu arkadaş, oku ve unut! çünkü az sonra sıçramış kanlar bir gerilla hızıyla ve kendinden emin kırmızılığıyla akacak şakağımdan…
Ve zanlı gocunması yaşayan iyi insanlar rahat olun.
Cinayetimin;
sebebide, öldürenide, ölenide, kendimim…”






Temmuz 31st, 2011 on 16:58
Sizi kutluyorum Nesrin hanım bu yorumunuzdan ötürü:) Ne kadar yapıcı ve pozitif enerji veren bir yorum yazmışsınız.Bu yazı ile ilgili benimde hislerime tercuman oldunuz.
Temmuz 31st, 2011 on 21:34
Teşekkür ederim Selami bey…
Temmuz 31st, 2011 on 15:13
Yaşadığımız herşey, aslında bize birşeyler anlatmaya çalışmaktadır Cengiz bey. Böylesi darboğazları ancak daha kötü durumda olanlarla kendimizi kıyaslayarak atlatabiliriz. Yani, başkalarının dertleriyle dertlenerek… Kendimiz olmaktan çıktığımızda, aslında ne kadar küçük sıkıntıları bile içimizde büyüttüğümüzü, kendimize dert ettiğimizi anlarız. Üzülmeyin, elbet her gecenin ardından, mutlaka güneş doğar…