Her sabah gözlerinizi açtığınızda, sanki kendinizi hiç uyumamış, dinç bir şekilde sokağa atıyorsunuz. Doğruca yollara düşüp kaz dağlarının eteklerindeki saklı cennete varıyorsunuz. Altınoluk öyle bir yerki, aldığınız nefes sanki içinizi temizliyor. Buz gibi esiyor rüzgar. Suyun sesi dinlendiriyor.Çok güzel ya! İnsanlar sabah 6 da kalkıyor tertemiz sabah havasını içinize çekerek hep beraber yürüyorsunuz.
Öyle spor ki her gün Gülabi abi gelmezse eğer kimsenin keyfi yerine gelmiyor.erkes derenin kenarında onu bekliyor Sabah yürüyüşünün ardından tertemiz akan derenin yanıbaşında ”Gülabi Kaya” abinin gelmesiyle jimnastik hareketlerine başlıyorsunuz. Bir saatlik sporun ardından derenin kenarında oturup suyun sesini dinliyorlar. Buz gibi sulara girip yüzüyorlar. Bizde biraz dolaştık suyun içinde ama fazla dayanamadım su çok soğuktu, ama bir bayan şunu dedi ; ”Ben 1 aydır her gün bu suya ayaklarımı sokuyorum dizlerimin ağrısı geçti” dedi. Dere kenarında toplanan emekliler, orta yaşlılar, azda olsa kısa süreliğine gelen gençler hep beraber günlük sporları yapıyorsunuz.
Altınoluk dünyada oksijeni bol sayılı yerlerden bir tanesiymiş, hem deniz var, hemde nem yok çok şaşırtıcı değilmi? Hele sabah sporu dönüşü yol kenarlarında bekleyen köylüler, pembe renkli ayva büyüklüğündeki taze domates, semizotu, kıpkırmızı biber,mis gibi zeytinyağları şişelerde, doğal meyveleriyle hazır ve nazırlar Organik sebzeleri ve yeşillikleri almak için herkes köylülerin başına toplanıyorlar. Günlük kazançlarını toplamanın sevinciyle yola düşüyorlar, köy kadınları hepimizin emekçileri onlar, köylüler olmasa şehirdekiler ne yerlerdi acaba! ”Köylü şehirlinin efendisidir” Sözü yabana atılmamalıdır. Altınoluk cenneten bir yer sanki, yemyeşil dağları, masmavi deniziyle bol oksijeniyle sizi tüm sıkıntılardan arındırıyor. Lokum gibi köy peynirleri ve çıtır simitleri ile elinizde gazete yüzünüze vuran Kaz dağlarından esen rüzgarın serinliğiyle edersiniz sabah kahvaltınızı. Güneşin etkisi azaldığında kendinizi denize atıyorsunuz, her kulaçta yeniden diriliyorsunuz sanki, keyif devam ediyor ardına sahilde dolaşan simitçiler, elmalı şekerciler mısırcılar iştahınızı kabartıyor hemen alıyorsunuz ama zararı olmuyor, çünkü havası her şeyi eritiyor.
Denizin, güneşin kokusu teninizde akşamı edersiniz. Yemekten sonra kendinizi dışarı atarsınız doğru çarşı meydanına, inanamadım öyle kalabalık ki! Sanki kimse evinde değil, her yerden gündemdeki müzikler çalınıyor. Gençler eğleniyorlar yaşlı olanlar ise kayaların üzerinde seyrediyorlar efraflarını mis gibi hava ter yok nem yok harika! Şahane gece başlıyor. Ellerinde dondurmalar değişik yerlerden gelmiş iinsanlar ama hepside sanki yıllardır bir arada gibi sohbetle ediyorlar yollarda geziniyorlar selam veriyorlar. Bizim ülkemizin işte bu tarafını çok seviyorum, merhaba demek ne güzel bir söz değilmi? Tanısanda, tanımasanda sabah sporuna giderken yanından geçen hemen merhaba ve günaydın diyorlar. Bir caddesi varki, sanki istanbuldaki istiklal caddesi mağazalar sabaha kadar açıkmış, kalabalıktan şikayet etsenizde hiç atlamadan hepsine şöyle bir göz gezdiriyorsunuz. Tekne turları düzenliyorlar müzik eşliğinde sizlere dolu dolu bir gece yaşatıyorlar. Altınoluk’u tabiat eczanesi olarakda tanımlayabiliriz. Pazarını gezdim her yerde mis gibi zeytinyağından yapılmış cildin ve saçların dostu sabunlar, taze baharatlar, aklınıza gelen ne varsa her şey var. En çok da bayanlar köylerden geliyor oturuyorlar sebzelerin başına her şey çok taze almadan geçemiyorsunuz. Altınoluk, size yakınındaki cennetlerin kapısını aralayan bir belde, Kaz dağlarından esen o rüzgarın etkisiyle tatilinizinde sonuna geldiğinin farkına bile varmıyorsunuz. Tüm bu güzelliklerin eşliğinde artık dönmeniz gerektiğine üzülüyorsunuz. Nasılda hemen geçip gitti. Diye hayıflanıyorsunuz. Masmavı deniziyle, yemyeşil zeytin ağaçlarının mis kokusuyla ağır ağır uzaklaşacak arabanız, içinizi hüzün kaplasada, gelecek yaz mutlaka görüşeceğiz benim güzel Altınoluk’um diye, yerinizi hemen ayırtacaksınız.
Ama biz dünürümüzün yazlığına davet edilmiştik. Çok güzel 15 gün geçirdik, harikaydı. Aslında bu kısacık yazıyla Altınoluk’u anlatmak olmaz, güzel havası ve bol oksijeniyle Kaz dağlarının etekelerine kurulmuş olan bu beldemizi tanıtmak sayfalar alır, mutlaka görmelisiniz. Eğer görmezseniz çok şey kayberdesiniz. Ben 15 günde fazla yerlerini görmediğim halde yalnızca gördüğüm çehresi ve manzarası, denizi, suyu, yeşillikleri, mis kokusu yetti bana beğenmekle kalmadık hayran kaldık. Denizin maviliğiyle, zeytin ağaçlarının yeşilliğiyle bizi ağırlayan bu güzel beldemizi huzur ve hüzün ile terkettik. Sağlıkla ve güzellikle kalın






Son yorumlar