Bir şeyler yapmak lazım, bu duruma sessiz kalamayız. Büyük bir dram onların yaşadıkları çok zor şartlarda hayatta kalmaya çalışıyorlar. Afrika’ya elimizden geleni yapmalıyız. Aslında insanlarımız çok merhametli, ama yıllarca bu merhametimizi suistimal ettiler.
Şimdi bazılarınız, bizim ülkemizde de o kadar aç varken ”Afrika’ya mı yardım edeceğiz” diyebilirsiniz. Ama sözü edilen küçücük bebekler olunca, duyarsız kalmak mümkün değil… Haberlerde izliyorum, gazetelerde okuyorum ve öyle görüntüler izledim ki insan olan dayanamaz.
O masum çocuklar bir deri bir kemik kalmışlar. Bir parça ekmeğe muhtaçlar. Allahım kimseleri açlıkla terbiye etmesin, ne kadar zor durumdalar, anneleri dizlerine yatırmış çocuklarını elinde serinlemesi için bez sallıyorlar. Çok şükür” Diyanet İşler Başkanlığı” yardım için harekete geçmiş, dünyaya çağrıda bulunmuş inşallah bir nebzede olsa yardımımız olacaktır.
Bu yıl fitrelerimizi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verdiği telefon numarası (5601) e boş mesaj atalım. Bakalım inşallah yerine ulaşır. Kimse zenginliğine güvenmesin ”zenginliğine güvenme bir kıvılcım yeter, güzelliğine güvenme bir sivilce yeter” Demişler. Bir gün; o zenginlerde aynı durumda kalabilirler… Onun için eğer imkanımız varsa mutlaka bir fakiri memnun etmeliyiz.
İnsan zenginliğini ihtiyacı olanlarla paylaşırsa mutlu olur. Tek başına sarayda otursan, altınlardan tepsilerde yemek yesen ne yazar, kim yanında götürmüş ki… Eğer her bir zengin bir fakirin elinden tutsa dünyada ne aç kalır, ne işsiz, nede yoksul… Artık ne dersiniz bilmiyorum. Sadece içimden gelenleri yazıya döktüm. Çok şeyler yapmak istiyorum. Elimizden gelen neyse ancak o kadar yapacağız… Hadi! unutmadan hemen telefonu elinize alın, (5601)’e boş mesaj atın hiç olmazsa bu kadarını yapalım. Sofrada tuzumuz olsun.






Ağustos 16th, 2011 on 15:12
Öncelikle hayırlı Ramazanlar ve Fikriye Hanım’a sonsuz teşekkürler ve tebrikler; yüreğinize kaleminize sağlık.
Biraz önce http://www.sabah.com.tr internet adresinde okuduğum haber;
Afrika Boynuzu’nda 12 milyon kişiyi tehdit eden açlık en çok çocukları vuruyor. Anneler açlıktan ölen yavrularını toprağa vermenin acısını yaşıyor. Mulmillo da bu acıyı yaşayan yüz binlerce anneden biri.
Milliyet gazetesinin haberine göre; yiyecek bulmak umuduyla eşi ve 3 çocuğuyla Somali’nin güneyinden başkent Mogadişu’ya kaçan Mulmillo dün bir lokma bile yiyecek veremediği 2 yaşındaki oğlu Mahmud’u doktorun muayene masasında kaybetti.
Çaresiz kadın bebeğinin gözlerini kapattı, ayaklarını bağladı ve onu örtüsüne sarıp toprağa vermek üzere dışarı çıktı. Bu acı manzaralar her gün yaşanırken, dünya yardımda yetersiz kalmaya devam ediyor.
Somali’de 100 binden fazla kişi kuraklığın yaşandığı bölgelerden, yiyecek ve su bulmak için başkent Mogadishu’ya geliyor. Son yılların en kötü kuraklığının yaşandığı Somali, Uganda, Cibuti, Kenya ve Etiyopya’da 12 milyondan fazla insan açlık tehlikesiyle karşı karşıya…
Dikkatli bakılacak olursa durum gerçekten vahim, konu bu dost platformunda farklı açılarda değerlendirilmişse de Afrika gerçeği ve istatistiki bilgiler bunlar.
Başkalarının dertleri ile dertlenmek; erdemdir, vicdan sahibi olmaktır, ruhun dinamiklerindendir diye düşünüyorum, saygı ve en derin muhabbetlerimle…
Ağustos 15th, 2011 on 09:00
Fikriye hanım yüreğinize sağlık çok güzel ve anlamlı bir yazı yazmışsınız.
Bu konuda herkezin duyarlı olması gerekir diye düşünüyorum bu bir insanlıktır ne siyasettir ne misyonerliktir nede başka bir şey sadece insanlık ..ülkemizdeki insanlara tabikide yardım edecez ama bir mesaj atıp beş tl yardım yapmakta kimsyi batırmaz aksine hayat kurtarır. yukarıda bir yorum okudum neden müslümanlarca kutsal bir ayda bu konu gündeme geliyor diye ..aslında bu konu hep gündemde ama insan görmek istemeyince sanırım görmüyor tabikide bu tür yardım olayları bu aylarda gündeme gelsin kii fitre zekat vermesi gerekipte vermeyenler belki oradaki insanları görünce vermek ister ama inanın afrikada ki sefalet çeken açlıktan ölen insanlar sizin dediğiniz gibi bu aylık mevzu değil hep var olan ama nedense gündeme gelmeyen işte böye yazılarla gündeme gelen kanayan bir yaradır..haa birde bu yadım konusunun misyonerlikle ne alakası var anlamıyorum..afrika gerçeklerini gördüğünüz içinde kutlarım arkadaşları..bu gerçekleri görmeyenlerde var kafasını gömenler mesela…diyelim …bunlarda benim düşüncelerim …herkeze saygılar..Fikriye hanım tekrarr teşekkürler böylebir yazı paylaştığınız için yüreğinize sağlık…
Ağustos 16th, 2011 on 00:48
Saolun, eleştirende olacaktır, onaylayanda herkese teşekkür ederim.
Ağustos 14th, 2011 on 23:46
Arkadaşlar bizler insanlardan bahsediyoruz. Türk yada yabancı ne farkeder ki.. Zaten türk milleti olarak hepimiz bıraz yufka yürekliyiz. Bizimde ülkemizden, öyle görüntüler izleyince hemen maddi gücü yerinde olanlar telefona sarılmıyorlarmı? Onun için yapılan iyilik allah katında kabul görür. Merak etmeyin, bizler elimizden geleni yapalım da…Herkes için, sadece afrika için değil.
”Anlayan anladı” Derken baştakilerin ülkemizde olanlara duyarsız kalıp, yaptıkları davranışlardan bahsetmek istedim.
Ağustos 14th, 2011 on 22:31
Fikriye Hanım, sizi yazınızdan ve çağrınızdan dolayı kutluyorum. Eminim ki, siz bu yazıyı yazarken, birçok olaya çekilmesine vesile olacağını düşünmemiştiniz
Ve şunu eklemek istiyorum. Bu millet, sanıldığı gibi sürü psikolojisine sahip bir millet değildir! Aksine her ferdi, olağanüstü sağduyulu, duyarlı ve armonileşen güzel niyetlere sahiptir.
Çok basit ve yalın bir olay var ortada… Afrika gerçeği. Bu yiyeceği hangisine vereyim, hangi evladımdan vazgeçeyim sorgusunu yapan, bir ülkenin insanlarından bahsediyoruz… Ve ülkemize uzaktan yada yakından; coğrafi, siyasi, ekonomik vb. herhangi bir fayda yada zararı olmayacak derecede kötü durumda olan bir ülkeden bahsediyoruz. Yapılması düşünülen ve özellikle bu zamanda(son 40 yılın en kurak yılında) yapılan yardımların neden bu denli dallandırılıp, başka meseleleri de hatırlattığına anlam veremedim. Görüyorum ki; herkes kendi payında yorumlayıp, farklı anlamlar çıkarabiliyor…
Şaşkınlık ve üzüntü içerisindeyim…
Ağustos 16th, 2011 on 00:07
Kusura bakmayın sanki suçlanmış gibi oldum. Ben sadece içimden geleni yazdım.Bilemezdim bu kadar tepki toplayacağını gerçekten televizyonda, gazetelerde her gün görünce, bende çorbada tuzum olsun diye, bir kaç kelime yazdım. Ama her ne olursa olsun ırk önemli değil hepsi insan…Yorumlarınıza teşekkür ederim.
Ağustos 14th, 2011 on 22:03
istemeyerek te olsa bende bu konu hakkında fikrimi beyan etmek istiyorum… afrikadaki açlık sorunu yalnız bu seneye mahsus değil 100 sene evveliyatına dayanmaktadır. her nedense ülkemizde son yıllarda değinilmektedir… bana göre gündemi değiştirip türkiyede dönen başka oyunların üstünü örtmek amacıyla yapılıyor bu sistemli afrika harekatı… bizim her türlü girmek için çırpındığımız batılı sözüm ona medeniyet birliklerinin afrikaya tıbbı yardım adı altında aıds ve hepatit-b ve türevi hastalıkları artıracak ilaçlar yollandığı dillendiriliyor çeşitli basın kulislerinde… ve sorarım sizlere dünyanın en yoksul kıtasındaki muazzam doğum oranı sizce kültürsüzlükten mi kaynaklanıyor yoksa gönderilen gıdalarda cinsel arzuyu arttıracak etken maddelerin bulunmasından mı…. şahsen ben yapılan yardımların usulunce gönderilmediği ve reklam ve sadece yüce milletimizin son zamanlardaki merhamet gazının alınması yönünde olduğunu düşünüyorum… evet bende üzülüyorum… bende yardım etmek istiyorum… ama inan hiç bir şey bilmiyoruz onlar hakkında … bizim tüm bildiğimiz bize servis edilen ve sadece halkın bilinmesini istenilendir… eğer sorunun ne olduğunu bilmiyorsanız … sorunu çözemezsiniz… yanlış anlaşılmadım umarım… daha adaletli bir dünya için … hayırlı ramazanlar efendim….
Ağustos 14th, 2011 on 17:03
Nesrin Hanım; konuyu sadece din ve misyonerlik olarak ele almanızı hayretler içinde karşılıyorum.
Yardımlar yapıldıktan sonra yağmurun yağmasını düşünebilen siz; acaba yıllardır süregelen bu konunun Müslümanlar için kutsal bir ay arifesinde gündeme getirilmesinin nedenlerini hiç düşünmediniz mi? Yani Afrika bundan 3 ay önce tok muydu? Onlarca yıldır süren bir kıtlığın böyle birden bire olmuş gibi dünya gündemine oturmasına ne diyorsunuz?
Yine önümüze bir avuç buğday atıldı bizi meşgul edecek ve yumurtalar nerede, kimsenin haberi yok.
Diyorsunuz ki “komşusu açken, tok yatan bizden değil” sokağımızın bir kenarında aç bilaç geceyi kucaklayan ve sabaha ulaşmayı açlığına rağmen umut eden kaç insan var, bunu biliyor muyuz ve onlara da yardım ediliyor mu? Edilse sokaklarda olmazlardı diye düşünüyorum.
Ve olay sadece misyonerlik ise ülkemizde üstü kapalı yapılan orada aşikar yapılıyor. Nasıl olsa bizim insanımız açlıktan dinden çıkmaz, yardım etmeye gerek yok mu? Önce kendi söküğümüzü dikelim. Çünkü sonrasında Afrika bize acıyacak…
Konunun kişiselleştirilerek yorumlanması dikkatimi çektiğinden sözlerimi burada kesiyorum.
Ağustos 14th, 2011 on 11:49
Bu ülke de hala gece yatağa aç giren çocuklar varsa, ve evine ayda 600 lira girmeyen ailelerin sayısı milyonlarla ifade ediliyorsa, sokakta donan, açlıktan fenalaşanların haberini televizyonlardan gazetelerden öğrenip, ah yazık diyorsak… Afrikadan tek farkımız giyinik olmamızdır.
Sokağa 100 lira atın, 100 gururlu insanımız o parayı gururunu ayaklar altına almadan nasıl cebine koyacağının hesabını yapar. Çünkü insanımız gururludur açlıktan ölür de gıkını çıkarmaz. Ülkende ekonomin; “tek derdi halkın refahını yükseltmek olan ülkeler “seviyesinde olur o zaman top yekün yardım kampanyaları düzenlersin, çünkü kendin aşmışsındır açlıktaki, sağlıktaki, eğitimdeki sorunları…
Dehşet duygu eşiği yüksek bir toplumuz ve ederiz yardımı devamını sorgulamayız zira gündemimiz çok sık değişir ve hafızamız en fazla iki gün öncesini analiz etmeye programlandırlmıştır. Ama biz güçlü ülkeyiz hertürlü felakete yardım eden öncüler arasında olmalıyız ki, uluslar arası ilişkilerde namımız yürüsün. Ama senin vatandaşın gebersin, geberincede kimsesizler mezarlığına göm, devlet olarak görevini yapmış ol.
Afrika’da açlık ben kendimi bildim bileli var, kabile savaşları nedeniyle edilen yardımların halka ulaşamama durumuda var. Nedense ne tetiklediyse yine gündemde Afrika ve Açlık. Ve ben eminim 2 ay sonra biz bu olayları yine unutacağız ama Afrika hala aç olacak… Aman misyonerlerden önce biz yardım edelim, Afrikalılar onlara yönelmesin derdindemiyiz ki aç olan insanın bunları düşünemeyeceğini ya da açlıktan o hale gelmiş bir beynin normal bir şey düşünemeyeceğini de tahmin edersiniz.
İyi bir hümanistim, din, dil, ırk ayırmadan insanları severim, her türlü yardıma da hoşgörüyle yaklaşırım. Ama şukadar tır, şukadar uçak, şukadar gemi, şukadar çadır gönderdik, en çok yardımı biz ettik deyip gurur yapmak yerine, ya da yerine değilde o gururu da yapalım eyvallah ama yine söylüyorum Afrikadan tek farkımız üstümüzde elbiselerimizin olmasıdır.
Ağustos 14th, 2011 on 12:55
Çok haklısınız Cengiz bey, ama insan olarak Türk Milleti çok yufka yüreklidir. Kim olursa olsun yapıyoruz.”Göz görmeyince, gönül katlanırmış”Televizyonlarda görmesek aklımıza gelmez.Yine de elimizden geleni herkes için yapalım…Süper bir yorum yazmışsınız.Her kelimesinde bir ders var anlayan anladı.
Ağustos 14th, 2011 on 16:09
Fikriye Hanım;
Bu sefalet olayı o kadar laçka edildi ki; artık her mecrada Somali’deki açlıktan bahsediliyor. Ve herkes kanatsız melek, iyilik timsali. Yıllardır devam eden bu sefaletin şimdi gündeme alınmasını düşünmek gerekir. “Anlayan anladı” diyorsunuz da; kim, ne anladı merak ediyorum.
Şehit haberleri gelir; herkes vatansever, herkes milliyetçi…
Sporda ve özellikle futbolda takımlarımızın başarısı olur; herkes taraftar, fanatik…
Töre cinayeti işlenir; herkes kadınsever(!) herkes feminist…
Ve zaten tüm yurdum insanı aşk’a aşık…
Geçtiğimiz haftalarda 13 şehit verdiğimizde ortalığı ayağa kaldıranlar(!) ağustos ayı başında Van’da şehit olan 3 Mehmetçiğimiz için Sayın Başbakanımızın dediği gibi yaygara(!) koparmadılar. Demek ki bizim için rakamların onlar’la ifade edilmesi gerekiyor konunun gündemdeki sırasının belirlenmesi için. Somali’de onlarca insan ölürken; 3 gencimizin şehit edilmesinin lafı olmazdı. Olmadı da…
Ülkemizde bir günde yaşanan ölümlerin sayısını ve sebeplerini merak ediyor muyuz hiç? Ama ülkemde istatistik bilimi de, diğer tüm bilim dalları gibi önem arz etmiyor. Çünkü istatistik her türlü politikadan ve stratejiden bağımsızdır(!) Ve gerçek rakamlarla yüzleşmek içlerinde devekuşu gibi başı kumun içinde, k.çı her daim açık asil bir ruh taşıyan milletimi korkutur. Biz bize aktarılan rakamlarla yaşamaya alışmış bir toplumuz ve sorgulamayı akıl bile etmeyiz. Kum içindeki kafa çalışmaz zaten doğa gereği, zorlamaya da gerek yok.
Bizler moda peşinde koşan, belirlenen gündemi iliklerine kadar yaşayan, kah feminist, kah vatanperver, kah fanatik, kah gönül adamı, kah isyankar(!) kah politikacı ama her zaman kraldan kralcı tabiatımızla da oturduğumuz yerden konuşuruz, konuşuruz… Neyse ki ülkede konuşma vergisi yok da deşarj olabiliyoruz…
Moda olan konunun da önemi yoktur aslında. Çok yakın zamana kadar hepimiz sufi idik; ruhumuzun derinliklerine indik usulca ve aradık Allah’a yakın dünya insanı yönlerimizi. Kaç kişi buldu bilemeyeceğim ama çabuk döndük geri. Çünkü o arada birkaç takımımız maç kazandı, spora siyaset ve dolandırıcılık karıştı ve gündem değişti; hepimiz Aziz Yıldırım olduk…
Ama nedense bu arada kimse albay, yarbay, orgeneral olmayı kabul etmedi; çünkü ruh asil ve mütevazı, ne edersin?
Konuyu dağıtıyor gibi gözüksem de; sözün özü şu ki, yaratılan gündemlerle yaşamaya alıştırılan bir toplumuz biz ve “soru işaretini” bile nerede kullanacağımızı bilemeyiz.
Önüne atılan bir avuç buğdayı yerken arkasından yumurtasının alındığını hissetmeyen tüm ülkem insanına sevgiler…
Ağustos 14th, 2011 on 15:55
:O Ben size yine muhalefet olmadan geçemeyeceğim bu yazıdan Cengiz bey.
Şimdi efendim, biz Türk halkı, duygu eşiği yüksek insanlar değiliz. İnsanımız imanın getirisi doğrultusunda sadaka, fitre, zekat( bunu pek fazla kimse vermiyor, verse zaten sizin bahsettiğiniz -kısmi aç- vatandaşlarımız kalmazdı!)veriyorlar. Bizde; “komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir” hadisi kutsisi ön planda olduğundan, sizin bahsettiğiniz gibi aç yatan kimse yok, öyle, biliyorum. Çünkü şimdiye kadar gördüğüm en aç aile (2 ay öncesi görüştüğüm bir aile)burnunu kapatmadan evine girelemeyecek durumda olduğu halde, evin hanımı oldukça kiloluydu. Ve komşuların getirdikleri ile geçiniyoruz diyordu. Demekki ülkemizde açlıktan ölen kimse yok. Ancak yokluktan hastalananlar var. Düzgün beslenmeme, yetersiz dengesiz gıda alımı vs..
Emin olun insanımızın yere düşen 100 lirayı almamasıda, gerçekten; ya tenezzül etmeyecek kadar durumunun iyi oluşudur, yada harama el uzatmamasındandır. Başka ihtimal olduğunu sanmıyorum. Zaten harama el uzatacak bir kişilik, parayada tenezzül mutlaka edecektir ve alacaktır. Çünkü içine haram giren ev fakirdir. Ancak haram miktarı helal miktarı geçtiğinde zengin olur kişi, ki bu durumda da el uzatma tenezzülünde bulunmaz. Yani bence savınız tamamen geçersiz…
Birde diyorsunuz ki, “Ama biz güçlü ülkeyiz her türlü felakete yardım eden öncüler arasında olmalıyız ki, uluslar arası ilişkilerde namımız yürüsün.” Japonya depreminine en büyük yardım, yine ülkemizden gitmişti. Bu ülkemiz insanlarının gönlünün merhamet duygularıyla perverde oluşundan, aynı zamanda Allah’ın Rahmetine hak kazanma adına cömert oluşundandır. Farkındaysanız hemen bir kaç gün sonra yağmur yağdı. Ve yine farkındaysanız, bu tür felaketlere her yardım gönderişimizi takip eden günlerde mutlaka yağmurlar yağıyor, yaz olsun, kış olsun… Yağmur, Allah’ın Rahmeti demektir ki, Rahmet bağışlandığımız anlamına gelir. “Merhamet et ki, rahmet bulasın…”
Ağustos 14th, 2011 on 15:59
Nesrin hanım ben böyle düşünüyorum ve düşündüğümü de yazdım, farklı düşünmeniz kadar doğal ne olabilir.
Ağustos 14th, 2011 on 16:16
Doğrudur düşünmüyor olabilirsiniz, saygı duyuyorum. Ancak unutmayın aslolan niyettir. Ve yaptığımız herşey niyetlerle armonileşir. Siz;
*100 tl’yi herkes alır, gurur yapmasa diyorsunuz, mümkün değil haramı bilen asla almaz. Alırsa zaten haramı bilmeyendir.
*benim ülkemde onlarla aynı durumda diyorsunuz, 70 trilyonu gözü kapalı veren bir ülke, nasıl aynı durumda olabilir?
*Namımız yürüsün diye değil efendim, kesinlikle cömert oluşumuzdan…
*”Neyse ne tetiklediyse” yazmışsınız, inanın ağladım. 129 bin kişi yemeksizlikten ölürken, siz fareden tiksinmiştiniz oysa.
*Elbette bu kadar tır, bu kadar gemi denmeli. Zira yardımların açığıda da, gizlisi ile aynı planda kabul görüyor Allah katında…
Ağustos 14th, 2011 on 16:28
Havyar yiyip afrikadaki açlığı konuşmuyorum Nesrin hanım, fareden tiksindiğimi bi yazımda anlattım, konuyu kişiselleştirmekten ziyade genel bakmanızı tekrar tavsiye ediyorum.
Ağustos 14th, 2011 on 16:06
Birde o misyoner arkadaşların yaptıkları dinini sat… icraatları okuduğumda şu aklıma geldi:
Çok eskilerden koca koca filleri ehlileştirmek için çok kurnazca bir plan uygularlarmış. Büyük büyük kuyular kazarlar, sonra bu kuyuların üzerlerini otlarla bitkilerle kapatırlar ve bir de gidip üzerlerin siyah siyah kukuletalı kıyafetler giyerlermiş. Filler yalnışlıkla kuyulara kafile halinde düştüklerinde kuyunun başına gelir bu kukuletalı kimseler, saatlerce kahkaha atarlarmış. Filler bu siyah giyimli kimselere bakıp ağlarlarmış. Başlarında kahkahayla gülen bu siyah giyimli insanları o derin hafızalarına acı ile birlikte kazırlarmış. Ardından gider beyaz kıyafet giyermiş aynı sahtekar kimseler. Bu kez kuyunun başına gelir. Aaaa, noldu size hadi sizi çıkaralım. Kıyamayız acıkmışsınızdır siz diyerek, filleri okşaya okşaya büyük bir şefkatle kurtarırlarmış. Filler bilirmiş ki artık, siyah giyimli insanlar düşman, bu beyaz giyimli insanlar dost… Aslında her iki rengi giyen kimselerde aynı kişiler…
Yani misyonerler de zamanında elmas derdine Afrika’nın kanını emmişlerdi, şimdi dinini ver, seni doyurayım diyorlar. İnanın içim acıyor, canım yanıyor. O misyonerlere lanetler fırlıyor yangınlarımdan…
Ağustos 14th, 2011 on 16:22
Nesrin hanım olaya baktığınız pencerden başka türlü görmeniz mümkün değil. 75 milyonluk ülkede kaç açtan kaç işsizden haberdarsınız. Ve böyle kendi bildiğiniz kadar konuşup olayı din bazlı değerlendiriyorsunuz. Olay genel bir konudur ve genel bakılmalıdır. Birkaç pencere daha açmayı deneyin.
Ağustos 14th, 2011 on 16:30
Bende 31 senelik hayatımda gözlerim kulaklarım kapalı dolaşmadım. Elbette işsizliği de, yokluğuda gördüm veya izledim. Ve asıl tek pencereden siz bakıyorsunuz üzgünüm. İçinizdeki kızgınlığı biryerleden çıkarma telaşınızıda anlamlı buluyorum zaten. Ancak lütfen Afrika konusunda bunu yapmayınız. Benim 12 yaşımdan beri hayatımın temellerini oluşturur bu konu, çok hassasım Cengiz bey.
Ağustos 14th, 2011 on 16:34
Beni tek penceremle başbaşa bırakın o zaman Nesrin hnm. Böyle düşünüyorum ve eğer izin verirseniz de düşündüklerimin, yazdıklarımın arkasındayım.
Ağustos 14th, 2011 on 17:07
İnsanlarlar orada şakacıktan ölmüyorlar Cengiz bey ve Canan Hanım. En azından bu konu üzerinden siyaset yapmayın. Tavsiye etmem…
Ağustos 14th, 2011 on 17:15
Nesrin hanım… Öyle bir yazıyorsunuz ki yorumlarınızı okuyan beni yardımı istemeyen inancı olmayan biri olarak algılayacak. Gerçi umrumda da değil ama olaya genel bakıp yaptığım yorumu iyi analiz edip ona göre cevap yazmak veya yazmamak bu kadar zor olmamalı, bu hazımsılzık nedendir, ve ben kendimi bildim bileli bir çok yardım organizasyonunun içinde oldum. Şimdi siz kalkıp beni entersan bir şekilde yardım haini olmakla suçluyorsunuz.Enterasan.
Ağustos 14th, 2011 on 17:23
Bizim ülkemizdeki insanlar da şakacıktan ölmüyorlar Nesrin Hanım. Askerde ceylan derisi koltukların üzerinde yan gelip yatamadıkları için ölüyorlar. Açlık sınırındaki kazançlarıyla çocuklarını sağlıklı besleyemedikleri için çocuklarını toprağa veriyor bu ülkenin anne-babaları. Gelişmiş sağlık sisteminde hala yanlış iğne yüzünden ölüyorlar. Şimdi kalkıp bana vicdandan, merhametten bahsetmeyin. Oturup Afrika için ağlayacağınıza biraz da kendi insanınız için ağlayın.
Konu üzerine siyaset yaptığım yok; ama din kisvesine sığınarak şatafatlı yardımlarla suni gösterişlere alet olacağıma bir fakirin karnını doyurur, sevabını Allah katına gönderirim. Kabul görür ya da görmez Mevlam bilir.
Allah hepimizi korusun ve açlıkla sınamasın. Çünkü görüyorum ki “açım” demek; karnının doymasına yardım edecek el değil; üzerinden yürütülen misyonerlik kampanyasına malzeme olmakmış. Sözleriniz bana Afrika gerçeğini daha iyi anlattı Nesrin Hanım. Teşekkürler…
Size de misyonunuzda başarılar.