Hamiyet kuması vefat edince suçluluk hissedip üzülse de aslında o gittikten sonra rahatlamıştı. Çünkü yeni bir dönem başlamıştı hayatında. Kavgasız, gürültüsüz ilk defa” işte ben şimdi evlendim “diyebildiği yeni bir dönem. Doğacağını umdukları çocukları işte bu yeni dönemlerinde bir hediye gibi olacaktı onlara.   Ama aynı Muhlise de olduğu gibi günler, aylar, yıllar bir bir geçiyor oda bir çocuk veremiyordu kocasına. Ah mı almışlardı, yoksa” etme bulma dünyası” mı tezahür ediyordu. Tam olarak bilemediler. Lakin azıcık akıllarının ucundan geçmiş olsa bile yine de bu durumu şerre yormadılar, yormak istemediler.

Bu sefer, hocaya da gitmediler. İlçede her türlü rahatsızlığa bakan bir doktora göründüler. Doktor bilebildiği kadarıyla” bir sıkıntı gözükmüyor, siz yolunuza devam edin, yaradan verirse olur umudunuzu kaybetmeyin” dedi.

Az da olsa o ümit bir süre daha devam etti. Sonunda ikisi de kabullendiler. Çocukları olmayacaktı. Rıza itiraf edemese de problemin kendisinde olduğunu anladı. Biraz içine kapandı. Eski eşi aklına düştüğünde ona yaptığı haksızlık vicdanını sızlatsa da kimseyle bunu paylaşamadı. Yüreğinin bir köşesinde ince bir sızı olarak kaldı. Hamiyet ise bu durumu yüzüne hiç vurmadı. Birbirlerine daha sıkı sarılarak hayatlarına devam ettiler.

Rıza, durumunu kabullenmiş bir şekilde yaşar iken bir süre sonra rahatsızlandı. Doktor, hastane derken yaşama veda etti.

Hamiyet’in tutunduğu kuru bir dal vardı oda şimdi kırılmıştı. Çok ağladı. Hem kocasına, hem de tutunacak başka bir dalının olmadığına, yalnızlığına, bundan sonra kestiremediği yaşamına…

Civarda karısı vefat etmiş, evlenmek isteyip de evlenemeyen kimi kalantor, kimi gariban adamlar vardı. O yaşlarda kocası ölmüş bayanlar bir türlü evliliğe sıcak bakmıyorlardı. Ya çocukları izin vermiyor yada kendileri istemiyordu.Hatta devlet birçoğuna yoksulluk maaşı bağlamıştı. Yani zorda değillerdi. Bu duruma bekâr beyler çok kızıyor,” zorda olsalardı belki bizimle evlenebilirlerdi “deyip devleti topa tutuyorlardı. Belli ki yalnızlık canlarına tak etmişti. Adamlar çaresizlik içinde Azeri, Gürcü nereli olursa olsun yeter ki biraz Türkçebilsin deyip o bayanların her türlü isteklerine rıza gösterip evlenmek zorunda kalıyorlardı. Fakat bu bayanlarda bir süre sonra “memleketime gitmek zorundayım, gidip hemen geleceğim “ deyip ortadan kaybolunca bir daha geri gelmiyorlardı. Ve onlarda yine yalnızlıklarıyla baş başa kalıyorlardı.

Hamiyet, yaşı başı duruşu aynı kültürle yoğrulmuş olması, üstelik evliliğine karşı çıkacak ne bir çocuğu nede başka bir engeli bulunmaması nedeniyle, fikrini bilmemelerine rağmen işte o bekâr beylerin tam da arayıp bulamadıkları bir bayan konumundaydı. Nitekim kocasının ölümü üzerinden daha çok geçmeden “ Ne yapalım ölüm Allahtan, ölüyle ölünmüyor ki yaşam devam ediyor, bizde bir gün öleceğiz” ön mesajları ile başka kimsesi bulunmayan Hamiyetin kaynına, Hamiyete talip olduklarına dair orda burada konuşup kulağına söylentileri göndermeye başlanmışlardı bile.

(devam edecek)

Benzer yazılar

  • 19 Eylül 2011 -- Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -5 (Öykü/Son) (2)
    Kaynı bu mesajların geleceğini az çok tahmin ediyordu da bu kadar erken geleceğini tahmin edememişti. Bir gün Hamiyet’i bir kenara çekti. Bak dedi”  ölenle ölünmüyor, yaşam devam ediyor. Seninle ilgil...
  • 12 Ağustos 2011 -- Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -3 (Öykü) (2)
    Rızaların köyüne uzak bir yerde yaşayan Hamiyet’in evlilik vakti gelip geçmiş olmasına rağmen henüz daha evlenememişti. Birçok talibi çıkmış fakat kimini o istememiş kimini ise ailesi. Bu sefer talipl...
  • 09 Ağustos 2011 -- Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -2 (Öykü) (1)
    Bir akşam yemeklerini yemişlerdi. Rıza yerde serili minderin üzerine oturmuş çayını yudumlarken mutfakta işi bitmek üzere olan karısına” hele bir yanıma gel bakayım” diye seslendi. Karısı“ ne oldu bir...
  • 06 Ağustos 2011 -- Bir zamanların Anadolu’sunda kadın olmak -1-(Öykü) (4)
    “Her evliliğin meyvesi çocuktur. Çocuğu olmayan çift meyvesiz ağaca benzer.“ Bu sözler, özellikle Anadolu’da konuşulur bilirde, ya çocuğumuz olmaz ise yinede yaşamımızı mutlu bir şekilde devam ettireb...