Dün gece Bursa anatolium avm de işlettiğim sanat galerisini kapattıktan sonra;  Volkswagen’in 1960 larda ürettiği efsane minibüs Type’in ocak başına çevrilmiş haliyle; köfte ve familyasının ızgara edilip satıldığı, Sırameşeler yerleşkesindeki şip şak karın doyurma aracına ikinci ziyaretimi yaptım.

İlk ziyaretimi de bir gece önce yine aynı saatte 23.50’de yapmıştım. Neyse yarım ekmek arası köftemi iştahla yedim, ayranımı yine aynı iştahla içtim. Sigaramın dumanı halka halka geceye yükselirken; oha! denecek büyüklükteki bir fare hiçbirşeye aldırış etmeden ve olabildiğince sakin, olabildiğince “buralar benim mekanım” edasıyla az önce ızgarasında köftemin piştiği minibüsün içine girdi. Ve o an yediklerim gözümün önünden, oyuncusunun ben olduğum dramatik  bir film gibi geçti.

Hesabı ödedim, fareyi görene kadar bende samimi hisler uyandıran, nerdeyse; “ ben bu şehrin yabancısıyım, sancısıyım, acısıyım size anne diyebilir miyim” ulviliğine erişeceğim teyzeye fareyi ispiyon edemedim. Belki mahcup durumda kalmasını istemediğimden, belki de; o kadar kabadayı şekilde minübüse girdiğine göre teyzenin büyücü tarafından  fareye çevrilen bir yakınıydı  o gördüğüm, bilemedim, bilmek istemedim ve sustum.  Kördüğüm halde beş dakika mesafedeki malikaneme düşünceli adımlarla ilerledim.

Yediğim köfteyi fareler yoğursa da, sokak sokak beni kussan da, ben seni kusmadıkça yenemeyeceksin beni Bursa. Kafiye için özür diler :) selam ederim.

Benzer yazılar

  • 12 Aralık 2011 -- Bursa güncesi 3 (2)
    Bloga yazmayalı uzun zaman oldu. Yaşıyorum babında birşeyler yazayım da takipçilerim üzülmesin istedim. Malumunuz; Haziran ayından beri Bursa’da açtığım Galeri Bay Gri’nin başındayım. İyi şeyler olaca...
  • 11 Ağustos 2011 -- Bursa güncesi 2 (1)
    Sırameşeler’deki Buttim ("Bursa Uluslararası Tekstil ve Ticaret Merkezi", Bursa’nın en yüksek yapısı.) manzaralı muhteşem malikanemde sabah 9’da sanki köhneliği toprağa gömmek için olabildiğince seri ...