Hayata sobelenmiş ve her fırsatta kızgın lavlarla yoğrulan düşüncelerim, dudak bükülen yargılardan sıyrılıp, tüm zehriyle ve de tüm hançerleriyle steril yerleşim bölgelerime gayri nizami soru işaretleri bırakıp kaçıyor.

Gerizekâlı dünya serüvenini beyin kıvrımlarımdaki cam kenarı koltuktan izleyip, normal bir insan a y k ü s ü y l e süzgeçten geçirip, hiç bir işe yaramayacağını bildiğim halde üstüne düşünüyorum. Sağır kalabilmek mümkün değil, ucundan köşesinden lağım sıçrıyor üstüme, isteyerek veya zorunlu belki de boğulmak korkusu ile modifiye edilmiş hayatların sakıncalı nefesine eşlik ediyorum.

Uzun uzun ve yoğunluklu depresif nöbetlerin dışa vurumu, tüm gücümle herşeye ama herşeye bağırarak küfretmek oluyor, belkide saçma! kesinlikle saçma… Ama harcadığım efor sonrasındaki dinginlik ve devamındaki ölüm sessizliği süper ve iyi geliyor. Kadavra hissizliğine bürünüp, ötenazi düşleri gören ve ölümüne hayran sınırda bir kişilik oluyorum.  Görüldüğü üzere en büyük saçma benim.

İklimime ne zaman bir yanılgı göz ucuyla uğrasa, boy abdesti alacak kadar kendimi  “hiç” hissediyorum. Ben de melek değilim ama çabalarım var ve çoğunluğu iyi olan niyetlerim… Bilinçaltımın kırmızı perdeli loş bir hücresinde hayallerimin ırzına gecildiğine şahit olduktan sonra onları da siktir ettim.

Ne tarafa gidersen git ensen hep arkanda ve tokatın ensene nereden patlatılacağını pek kestiremiyorsun, o yüzden enseden aşağıya doğru tüm bedeni korumak lazım…

Benzer yazılar

  • 06 Mayıs 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Virüs veri tabanımdan öp (0)
    “umut etmek, aslında yavaş yavaş ölme biçimidir” der gözüne toz kaçmış bakış açısı. ve para hayatın içine sızmış kötü huylu kitledir. bir bıçak bir tabanca gibi değildir mesela… tabancanın amacı belli...
  • 30 Nisan 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Bize Her Yer Consesao (1)
    çok kiloluk dambılların suyunu çıkarmış kaslı bünyede, über bir beyin olsa denklem bozulur. hep bir şeyler eksik kalmalı… lağımda gelincik açması gibi bir durum bu. ne güzeldir ilk yarısı dört sıfır b...
  • 20 Ocak 2012 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Amuda kalkıp işemek (2)
    dilini bilmediğim bir karmaşa ve adını koyamadığım bir yabancılık bu. birkaç ana haber bültenini havaya uçurup trajedi olmalıyım. tüm radyolarda gün boyu tanju okan çalmalı, içimde dört dönen kuduz kö...
  • 13 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: Rezerve (+18) (0)
    Hergün şehrin iki farklı yüzünü görüyorum. Gece şehrin banliyösünde yaralı yüzüne uzanarak uyumaya çalışıyorum. Sabah oluyor, hani olmuyor da  zorluyoruz geceyle birlikte olsun diye. Sabah ta kalkıp ş...
  • 04 Ağustos 2011 -- Cengiz Aydın Gafletle Sunar: İsyan Dükkanı (2)
    Gece yaralarına kabuk bağlarken uyuşuyorum, içtiğim sigaranın etkisiyle ve her bağlanmış kabuğun ardından tiksiniyorum etimden. Gri kokuyorum ben; çırağın ensesindeki tokat, puştlukları sırtında  sakl...
  • 17 Nisan 2012 -- Facia festivalleri (0)
    yasal takipler, vergi dairleri, icra daireleri, uçan daireler, sıçan daireler, yalakalıklar, kokuşmuş sistem, kokuşmuş ilişkiler, jiletler, tuzlar, kesici ve delici aletler birliği, diyaframından öptü...