Gece yarısı hala “üniversitede şu bölümü mü seçsem, bu bölümü mü seçsem?” diye kara kara düşünüyorum. Bunu da düşünürken sanmayın ki yaş 18; tam tamına 35 yaşındaki bir kişi bunu düşünüyor.

Hoş 29 Ağustos’ta 36 olacağım “ama ruh önemli şekerim, beden nedir ki?” diyenleri duyar gibiyim. Siz söylemeye devam edin ki ben de motive olayım.  Ayrıca ruh 18’lik olunca beden de öyle görünüyor emin olun.

Herkesi bunalttım; özellikle de, benim kendisinden de fazla gelgitleri olan erkek arkadaşımı. Beni “çok özele girme” diye de tembihliyor.   Bir de kendisine “kelek” dediğim için bana “kelek sensin” dedi yaaa  :)

Neyse devam edeyim asıl konuya, eee 30 yaşından sonra İngilizce öğrenmeye kalkarsan, sonrasını da istiyorsun tabi. (İnsanoğlu doyumsuzdur) “Hazır gelmişiz üniversiteyi de aradan çıkartalım bari” dedik. Sonra bakarsın bir de master eklemişiz üstüne yani 40 olmadan her şey tamamlanmış olur . Ama gelin görün ki; “pastacılık mı yoksa turizmcilik mi?” diye habire her gün fikir değiştiriyorum. Bu kararsızlık genlerden geliyor yani sonradan olan bir şey değil;   beni böyle kabulleneceksiniz artik :)

Ben Amerika’da bir çikolata firmasında çalışıyorum yaklaşık 3 yıldır ama Türkiye’de tam 8 yıllık bir turizmcilik geçmişim var. Geçen aylarda patronuma “ben pastacılık bölümünü seçeceğim” dedim şimdi adama “yok ben fikrimi değiştirdim, turizme devam edeceğim” de diyemiyorum ki!!! Çünkü (onu da sonra anlatacağım) garip garip bakıp yüzüme “great!” diyecek ama içinden Allah bilir neler geçirecek. “Şu Türkler ne tuhaf” demesin diye adamdan hala saklıyorum yaa :) “Bu kaçıncı Ozi?” diyecek :)

Neyse şimdilik hala turizmde kararlıyım çünkü o işi çok severek yapıyordum… Allah öyle bir çene vermiş ki susturabilene aşkolsun  Bu arada gevezeyim diye sakin disiplinsiz sanmayın!!! Benimle çalışmak isteyecek insan sayısının açıkçası çok fazla olduğunu düşünmüyorum. Bunun anlamı iş yaşamında çok sevilirim de. Bu da bir öz eleştiri olsun kendime…

Yaş 36 İngilizce öğrendik ve üniversiteye gidiyoruz, söyleyin şimdi bana bir insana bu kadar fırsat verilmişken “oku oku” diye sürekli teşvik eden, para veren, üstüne üstelik tüm masraflarının karşılanma ihtimalinin % 80 olan bir yönetim varken insan 60 yaşında bile olsa okumaz mı? Ben şimdi dinimizde bile ilk söyleneni yapıyorum ‘ oku ‘ yorum  İnşallah ta yüzümün akıyla çıkacağım…

Sevgilerimle…

İlginizi çekebilir

  • 24 Haziran 2010 -- Nerede benim pet şişem‏ (0)
    Geçen hafta pazar günü yayınlanan Okan Bayülgen de medya arkası kesinlikle izlenmeye değerdi. Esra Erol'un evlendirme programına çıkan bir kız, damat adayı ile evlenmekten vazgeçmiş. Ayrılmaya karar v...
  • 07 Nisan 2012 -- Siya (0)
    Aramızdaki en uzak mesafeydi iki dudağının arası. Ben seni severken bu yüzden yoruldum. Bu yüzden hiçbir zaman yetişemedin koşarken ardından. Seni sevmek yaşadığımı anlamanın en kolay yoluydu. Bu yüzd...
  • 27 Eylül 2010 -- Kadının giyinme özgürlüğü (3)
    Mini etek ya da dekolte kıyafetle dışarı çıktığınız zaman, üzerinizdeki bakışları hissediyormusunuz? Hani şöyle beğenerek bir kere bakan, egonuzu okşayan bakışları kastetmiyorum. Ya da hemcinslerin...
  • 05 Aralık 2010 -- Yeniden doğuyorum (2)
    Ne olduysa oldu, beynimi bir örtü gibi kapladı sisler... doğruyu eğriyi göremez oldum ayırd etmek güçleşti. Sis perdesini kaldırmak için hep çabaladım, bu durum beni fazlasıyla huzursuz ediyordu. Mant...
  • 31 Ocak 2011 -- O’na (3)
    Herkesin eminim hayatta zayıf bir noktası vardır. Sadece, bazıları bilmez ve bazen de bilmek için çok geçtir. O zayıf nokta, senin zaafındır. Güçsüz bırakır, hele güçlü rolü oynamak daha da güçsüz bır...
  • 18 Temmuz 2011 -- Çık artık ergenlik döneminden! (6)
    Ondokuz ve onüç yaşlarında iki evlat sahibiyim. Küçük oğlum henüz tereyağ üzerine bal sürülmüş bir dilim kızarmış ekmek tadında. Yedikçe yiyesi geliyor insanın. Büyük oğluma gelince işler biraz değ...