Çam ağacının altında sessizce ağlıyordu. Adı; Kardelen’di nasıl düşünmesin ki! Hayat ona çok zalim davranmıştı. Eğer diyordu… Eğer bir gün zengin olursam bana yapılanları asla kimseye yapmayacağım. Hayatını, tıpkı bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçirerek, eski günlere döndü ve anlatmaya başladı.

Abla! Ben çok çektim… Diyerek söze başladı. Kimsesiz büyümüş Kardelen, genç yaşta ailesini kaybedince kardeşlerini de yanına alıp o küçücük yaşında karın tokluğuna çalışmak için İstanbul’a gelmişler. Hani derlerdi ya eskiden ‘’İstanbul’un taşı toprağı altın’ ’diye ama öyle olmadığını yaşayınca görmüşler tabi… Kardeşleri ile kalacakları bir yer aramaya başlamışlar. İstanbul’a yeni gelen biri kime inanacağını bilemez, bende rastladığım bir ailenin yanında, kardeşlerimi de alarak ilk bulduğum limana sığındım abla diyor. O aile Kardeleni küçücük yaşında sanki koca bir kadın gibi kullanmışlar. Yaptıkları eziyet yetmemiş gibi birde kardeşlerini başkalarına evlatlık vermişler. Aklınıza gelen işkenceyi yapmışlar. Ama o yılmamış hep içinde büyüttüğü kini, nefreti tam aksine yaşama bağlanmak ve kardeşlerini yanına almak için beslemiş. Fazla uzatmayacağım çok uzun olacak çünkü…

Şimdi ona bir ışık doğmuş ve hayatını yavaş yavaş yoluna koymaya başlamış. Allah insana her zaman bir çıkış yolu gösterir. Kardelen artık sağlam bir işi olan ve sorumluluğunu bilen bir genç kız olmuş. İlk işim kardeşlerimi bulmak olacak diyor. Bundan sonra artık yıkılmayacağım abla, çektiklerimi başkalarına çektirmeyeceğim kimseyi kullanmayacağım diyor. Çektiğim acılar beni olgunlaştırdı ve hayata tutunmamı sağladı… Diye anlatıyor. Kardelen yolun açık olsun bundan sonraki hayatında şans her zaman seninle olsun.

İlginizi çekebilir

  • 05 Temmuz 2009 -- Pazar günlerim, benim ahtapot hallerim (2)
    Güne, pazar kahvaltısını hazırlama telaşıyla başlarım. Mükellef bir sofra kurarım önce, Allah ne verdiyse. Sonra tek tek odaları dolaşıp öperek uyandırırım milleti. Pazar günleri, hizmet etmeyi bir se...
  • 30 Temmuz 2011 -- Kim Bu Bay Carter? (11)
    Bay Carter, vicdanın insan psikolojsi üzerinde ne denli korkunç uçurumlar oluşturabildiğini  kanıtlayan Pulitzer ödülüne layık bulunan değerli bir fotoğraf sanatçısıdır. Pek çoklarımızın bildiği ünlü ...
  • 04 Nisan 2012 -- Yüklemsiz (0)
    Adımlarımla ismini aynı cümlede kullanıyorum... İsmini adımlarıma yoldaş kılıyorum; Tasasız, sedasız ve kimsesiz. Hem de hiç kimsesiz... Yürüyoruz yanyana, Yana yana, Yanağımda sıcaklığınla... ...
  • 19 Ekim 2010 -- Kim tutar sizi (0)
    Kardeşim haftasonu için yanımıza geldi. Havada fena olmayınca bol bol gezdik, tozduk, eğlendik kısacası günün hakkını verdik. Bütün gün gördüğümüz her şeye o kadar çok güldük ki artık bir şeye daha gü...
  • 24 Aralık 2009 -- Fark (0)
    Devleşmiş cücelerin kindar bakışlarında, susmayı öğrendim sessiz perdelerin en dip kulislerinde...Haklıyken haksızlığa uğratarak, beni ezebileceğinizimi sandınız ey soysuz ve beyinsiz bedenler? Siz...
  • 29 Ekim 2010 -- Yok olup gitsin gözlerin gözlerimin içinde (6)
    Yıllar geçiyor... bulutlar gibi kocaman ovaların üzerinden ve geçtiği yerden iz bırakmadan bir bir. Oysa sen boş yere sarıyorsun beni, gölgelerinde kalıyorum sadece. Ayaklarım dolaşıp duruyor boş yere...